Sırrı Süreyya Önder sağ olsaydı bugünleri görseydi, ne derdi acaba?
Sürecin en başından bu yana 16 ay geçti.
Bu 16 aya neler sığdı neler?
27 Şubat 2026’da PKK lideri Abdullah Öcalan’ın örgütüne silah bırakın dediği Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı adı verilen toplantının üzerinden bile bir yıl geçti.
Sırrı Süreyya Önder tanıdık, geniş gülümsemesiyle girmişti o toplantıya.
Öcalan’ın çağrısı okunmadan az evvel, “Olumlu anlamda tarihin kırılma anındayız.” diyerek takdim yapmıştı. Kendisinin de büyük payı olan tarihi bir kırılmaydı kuşkusuz.
O gün, Öcalan’ın çağrısının Kürtçesini Ahmet Türk, Türkçesini Pervin Buldan okumuştu. Önder sonra yine söze girmiş ve metinde olmayan bir cümle ekleyivermişti. Öcalan’ın notu olduğunu da altını çize çize vurgulamıştı:
“Şüphesiz pratikte silahların bırakılması ve PKK’nin kendini feshi, demokratik siyaset ve hukuki boyutun tanınmasını gerektirir.”
Önder’in yaptığı bu ek çok tartışılmış ve ne kadar kritik olduğu kısa sürede anlaşılmıştı.
Çünkü PKK sembolik bir törenle silah bırakma sürecini başlattı başlatmasına da devamında çok tartışmalar, duraksamalar, iki ileri bir geri adımlar oldu. Suriye’de yaşananlar gibi…
3 Mayıs’ta, 62 yaşında hayatını kaybeden Önder hem olanları hem de ilettiği mesajdaki aşamaya gelindiğini göremedi. Yani demokratik siyaset ve hukuki boyutun tanınmasına.
Öcalan’ın çağrısının sene–i devriyesine tanıklık etseydi ne derdi acaba?

Çağrının yıl dönümü
DEM Parti, 27 Şubat 2025’in yıldönümünde Ankara’da bir toplantı düzenledi.
İmralı Heyeti üyeleri, seçilerek geldiği makamında hâlâ bir kayyımın oturduğu Ahmet Türk, Barış Anneleri ve partililer ile bir basın ordusu katıldı toplantıya. Çünkü bu sadece bir hatırlatma değil, aynı zamanda Öcalan’ın ikinci aşama mesajının duyurusuydu.
Açılış konuşmalarını DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan yaptı. Hatimoğulları, Öcalan’ın bir yıl önceki çağrısıyla tarihsel bir eşiğin aşıldığını söyledi:
“Şimdi sorumluluk devlette ve iktidardadır. Artık 27 Şubat çağrısının içeriğine ve tarihsel ağırlığına uygun kararlar alınmalıdır. Sayın Öcalan'ın geçen sene 27 Şubat’ta gerçekleştirdiği Barış ve Demokratik Toplum Çağrısının sonuna kadar arkasındayız. Amasız fakatsız."
Bakırhan ise tarihsel ve toplumsal barışın tesisi için Öcalan’ın rolü, pozisyonu veya yasal statüsünün net bir şekilde tanınması ve güvence altına alınması gerektiğini söyledi.
Bu yasal statü meselesi önümüzdeki günlerin önemli bir meselesi. Ona aşağıda ayrı bir parantez açacağız.
Mesajın Türkçesini İmralı heyeti üyesi Pervin Buldan okudu. Ama elbette önce yoldaşı Sırrı Süreyya’yı andı. Önder’in ağır hastalığını geçirirken söylediği “Bu ülkeye barış getirene kadar ölüm yok bana.” sözünü hatırlattı.
Öcalan’ın mesajının Kürtçesini okuyan kişi de birkaç ay öncesine kadar onun gibi İmralı’da cezasını çeken Veysi Aktaş’tı. Öcalan ile birlikte İmralı’da bulunan Çetin Arkaş da salondaydı. İşte size 16 ayda kat edilen mesafeye dair iki örnek. Bir yıl önce neredeydiler, şimdi neredeler?
