Haftalardır yapılan savaş uçağı, savaş gemisi sevkiyatının ardından beklenen oldu ve 28 Şubat'ta ABD ve İsrail, İran’a yönelik ortak saldırısına başladı. İran’da lider Ali Hamaney ve ordu komutanları dahil üst düzey isimler hedef alınıp öldürüldü. Bir ilkokulun vurulması nedeniyle çoğu çocuk yüze yakın kişi ve İranlı siviller de hayatını kaybetti.
İran da misilleme yapıyor, bölgede ne kadar ABD üssü varsa neredeyse hepsini hedef alıyor. Bahreyn’de, Birleşik Arap Emirlikleri’nde, Katar’da hedef alınan yerler arasında sadece askeri üsler değil; havalimanı, liman, oteller ve Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemiler de var.
Bölgeden bu karşılıklı saldırılarla birlikte ölüm, yaralanma haberleri ve yükselen alevlerin fotoğrafları geliyor ama bambaşka bir sorun daha var: Hürmüz Boğazı daha ne kadar kapalı kalacak?
Gelişmeleri takip eden sizleri, zaten enerji yoksulluğu çektiği için kaloriferini gittikçe daha az çalıştıran aileleri, üreticileri, yatırımcıları, dış ticaret yapanları, ekonomiyi düze çıkarması için üzerinde baskı olan Mehmet Şimşek’i, Portekiz’de, Avusturya’da yaz için tatil planları yapan ve para biriktiren gençleri, özetle Asya ve Avrupa başta olmak üzere tüm dünyayı ilgilendiren soru bu.
İyi de neden?
1.Hürmüz Boğazı nerededir, nedir?
Hürmüz Boğazı, Körfez’in güneydeki çıkış noktası, Umman Körfezi ve Arap Denizi, oradan da Hint Okyanusu’na açılan daracık bir geçiş.
Kuzeyinde İran, güneyinde Umman ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) var. Girişi ve çıkışı yaklaşık 50 km genişlikte, en dar noktası da yaklaşık 33 km. Körfez’deki Bahreyn, Kuveyt, Irak, İran, BAE, Katar ve tabii Suudi Arabistan limanlarından gelen ham petrol ve LNG (sıvılaştırılmış doğal gaz) tankerlerinin geçişine izin verecek derinlikte.
2.Neden bu kadar önemli?
İlk maddede verdiğimiz ipuçlarından da anlayacağınız üzere, dünyanın en zengin petrol ve doğal gaz yataklarının olduğu ülkelerden bu kaynakları dünyaya taşımak enerji ticareti yapan tankerlerin Hürmüz Boğazı’dan geçebilmesi kritik önemde.
ABD Enerji Bakanlığı verilerine göre, 2024 yılında boğazdan her gün yaklaşık 20 milyon varil ham petrol geçişi oldu. Bu da dünyanın günlük toplam petrol tüketiminin yüzde 30’u ediyor.
Körfez ülkelerinde petrolün işlendiği rafinerilerin de olduğunu not düşelim. Küresel ham petrol ve işlenmiş petrol ürünlerinin yüzde 25’i de normal şartlarda bu boğazdan geçerek dünya piyasasına ulaşıyordu.
Bölge ülkelerinin ham petrolü taşımak için ana çıkış kaynağı Körfez ve haliyle Hürmüz Boğazı, çünkü petrol çıkarılıp da limanlara petrolü yükleyecek tankerlerin yanaşacağı terminaller yapılırken İran’da henüz İslam Devrimi olmamıştı ve körfezde ciddi bir politik gerilim yaşanması öngörülmüyordu.
Ayrıca burada denizin derinliği ve boğazın doğrudan Hint Okyanusu’na açılması da, doğuya yani Asya ülkelerine yapılacak petrol ticaretini kolaylaştırıcı etki oynuyordu.
Bölgeden kuzeye doğru giden boru hatları da var ancak bunlar çok masraflı olduğu için sınırlı şekilde yapılmış ve belli bir miktarın üzerinde petrol taşıyamıyor.
Özetle, bölgeden çıkan petrolün yüzde 88’i Hürmüz Boğazı’ndan dünyaya ulaşıyor.
Enerji piyasalarına dair veri analizleri yapan güvenilir uluslararası şirketlerden Vortexa’ya göre sadece Suudi Arabistan’dan günlük 6 milyon varil petrol bu kanal üzerinden dünyaya gidiyor. İran günlük yaklaşık 1,7 milyon varil petrol ticaretini bu yoldan sağlıyor ve bu da ülkenin en önemli gelir kaynaklarından biri.
3.Hürmüz Boğazı’nı kim kontrol ediyor?
Birleşmiş Milletler’in deniz yetki alanları ve deniz taşımacılığı üzerine oluşturduğu UNCLOS adlı kurallara göre her ülkenin karasuları 12 mile kadar uzanabilir ve bu bölgeyi kendisi kontrol eder.
İran bu anlaşmayı imzalamamış olsa da 1959 yılında karasularını 12 mile çıkardığını ilan etti ve Umman’ın da hakkı olan bazı kesişme noktalarını hiçe sayarak boğazda neredeyse tam anlamıyla ‘de facto’ bir hakimiyet kurdu. O dönem Batı’nın da desteği arkasında olduğu için pratikte bu durum gerilim yaratmadı.