ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a karşı başlattığı ve daha ilk gün İran’ın dinî lideri Hamaney’i öldürdüğü savaş dünyada dengeleri bir kez daha sarstı. İran, Hürmüz Boğazı’nı kapattı ve hem füzelerle hem de dronlarla misilleme saldırılarına başladı. İsrail’in yanı sıra bölge ülkelerindeki Amerikan üsleriyle birlikte bazı petrol tesisleri de vuruldu. İsrail savaşı Lübnan’a da taşıdı.
Savaş başlamadan önce petrolün varili 72 dolardı, ikinci haftasının başlarında 100 doları geçti. Arada biraz geriye çekilse de yükseliş eğilimi sürüyor. Uluslararası Enerji Ajansı'nın, fiyatları dizginlemek için 400 milyon varille tarihin en büyük petrol rezervi satışını serbest bırakma kararı aldığı gün, yani 11 Mart’ta bile petrol fiyatları yeniden yükselişe geçti. Fiyatı yine 100 doları geçmiş durumda. Bu, savaşın başından beri yüzde 35’lik bir artış anlamına geliyor. Bunda Hürmüz Boğazı ve çevresinde gemilerin füzelerle vurulması da etkili oluyor. Savaşın ilk iki haftasında bölgede saldırıya tanker ve kargo gemi sayısı 16’ya ulaşmış durumda. Bu durum, gübre ticaretini de olumsuz etkilediği için küresel tarımı da tehdit ediyor.

Dünya petrol arzının dörtte üçünden fazlası (günde yaklaşık 79,8 milyon varil) deniz yoluyla taşınıyor ve alternatif geçişi zor olan birkaç kritik boğazdan geçmek zorunda kalıyor. Hürmüz Boğazı da bunlar arasında. Savaş öncesi günde 20 milyon varilden fazla petrol bu boğazdan geçiyordu. Körfez ülkeleri için alternatif seçenekler de sınırlı.
Suudi Arabistan’ın East-West Petrol Boru Hattı ile Birleşik Arap Emirlikleri’nin Abu Dabi Ham Petrol Boru Hattı günde toplam yaklaşık 4,7 milyon varil taşıyabiliyor.
Suudi hattı, doğudaki petrol sahalarından Kızıldeniz’e uzanıyor ve Hürmüz Boğazı’nı tamamen bypass eden az sayıdaki güzergâhtan biri. Ancak Suudi Arabistan’ın şubat ayında ihraç ettiği 7,2 milyon varilin 6,38 milyonu boğazdan geçti. Yani boru hattının Hürmüz’ün gücüne ulaşması hayal gibi.
Irak’ın kuzeyinden Türkiye’ye uzanan Kerkük–Ceyhan boru hattı da var. Fakat bu yalnızca kuzey sahalarının üretimini taşıyabiliyor. Irak’ın asıl üretimi güney sahalarından geliyor. Yani bu da tam bir alternatif değil, sadece kısmi bir çözüm olarak görülüyor.
Böyle bir durum da ister istemez dünyadaki endişeleri arttırıyor. Akıllara önceki krizler geliyor. Bu krizlerden en büyüğü de 1973 Petrol Krizi’ydi.

Bir anda dört kat artan petrol fiyatı
1973 sonbaharı dünya tarihinin en büyük petrol krizinin başlamasına sahne oldu. Krizi tetikleyen Dördüncü Arap-İsrail Savaşı ya da başka bir ifadeyle Yom Kippur Savaşı’ydı. Etkileri büyük oldu. Petrol fiyatı 2,90 dolardan 11,65 dolara çıktı. Ama krizin etkilerini anlamak için önce biraz geriye gitmek, dünyada değişen alışkanlıklara, petrol piyasasındaki duruma, bölgesel ilişkilerdeki dengelere bakmak lazım.

