Türkiye’de son yıllarda ana akım TV’ye ağırlığını koyan iki dizi türü var: Muhafazakar - seküler kesim arasındaki çatışma ve hayat tarzı farklılıklarını yansıtan diziler ile mafya dizileri.
Her ikisinin de tutkalı, aşk ilişkileri. Muhafazakar - seküler çatışması temalı dizilerin belirli bir ömrünün olduğu varsayılabilir, mafya dizilerinin sayısı ise her sezon katlanarak artıyor.
Hayat sertleştikçe dünyada da popülerliği artan bu türe bizde rağbet hiç bitmiyor.
Patron kanlı son istiyor.
Görünen o ki bu sadece bir senaryo tercihi değil, topluma ve siyasete damga vuran bir ruh hâli.
Son günlerde MHP lideri Devlet Bahçeli’nin “Yeraltı” dizisine yönelik övgüsü çok konuşuldu. Bahçeli dizinin “cazip kötü” biçiminde tanımlanabilecek, “değişik” karakteri Bozkurt’u canlandıran Uraz Kaygılaroğlu’nu arayarak tebrik ettiğini, arzu ederse kendisine bir Bozkurt tablosu hediye etmek istediğini paylaştı.
Akla hemen gelen şu oldu tabii: “Adı Bozkurt diye mi?”
Çünkü övülen figür, bir narkomafya lideri. Yurtdışına satış yapıyor, içeriyi “temiz” tutuyor. Dizide kurşunlar hiç durmuyor, infazlar ve kartel savaşları gırla, asit kuyuları var.
Ama gençleri kötü alışkanlıklara özendirmediği söyleniyor.
İroni burada başlıyor.
Suçtan çok güç
“Yeraltı”nın dramatik omurgasına bakınca tablo daha da netleşiyor.
Melek yüzlü bir genç, Haydar Ali, ilk bölümün ilk sahnesinde kız arkadaşına evlenme teklif ettikten hemen sonra, bir anda şarjör boşaltıyor, bir restoranda 10-12 kişiyi öldürüyor.
