Fayn Haftalık’tan merhabalar.
Hafta bitti tozu kaldı. Gelin o tozu beraber kaldıralım.
Medyanın reyting şehveti
Yaklaşık bir aydır Türkiye gündeminin ilk sırasında oturan Narin Güran soruşturması ülkenin kanayan yaralarını tek tek gözümüzün önüne sermeye devam ediyor. İşin medya ayağında da sorumlu yayıncılık ve temel gazetecilik ilkelerinin çoktan askıya alındığını, soruşturmanın reyting uğruna bir reality show gibi takip edilerek sunulduğunu görüyoruz. Fayn ortadaki bilgi kirliliğini biraz olsun dağıtmak için soruşturmanın somut delillerini derledi.

En büyük bina bizim bina
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Eylül ayının başlarında, dünyanın en büyük adalet sarayının Ankara'da inşa edildiğini söyledi. Biz bu büyüklük meselesini seviyoruz.
Üstelik binalarımızın boyu sadece bizi değil herkesi etkileyecekmiş gibi bir de yanılgımız var. Bir yabancı Türkiye’ye gelip baktığında “Ooo ne kadar büyük bir adalet sarayı, demek ki Türkler herkesten daha adil” diyecek sanıyoruz. Fakat o işler öyle olmuyor.
Türkiye adaletle ilgili listelere farklı açılardan da dahil oluyor. Mesela Dünya Adalet Projesi Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nin 2023 verilerinde, Türkiye 142 ülke arasında 117. sırada.
Ceza hukukçusu ve Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adem Sözüer ile büyüyen adliye binalarını ve küçülen adalet duygumuzu konuştuk.

Cebimizdeki düşman ve savaşın yeni halleri

Dünya geçen hafta savaş tarihinin en ilginç saldırılarından birini gördü. Cep telefonlarının hepimizi dinlediğini biliyor, yeri geldiğinde ülkeler adına ajan olarak kullanılma ihtimallerini öngörebiliyorduk. Ama telefonların ve çağrı cihazlarının birer bomba haline getirilmesi beklenmedik bir şeydi. Saldırı sonucunda onlarca kişi öldü 3000’den fazla kişi yaralandı.
Şimdi akıllarda pek çok soru var. Bu cihazları kim üretti ve kim patlattı? Hizbullah ölçeğinde bir örgüt bu tuzağa nasıl düşebildi? Yaşananlar hem bu savaşı hem de gelecekteki savaşları nasıl etkileyecek?
Cevapları arıyoruz.

Futbolseverler için cumartesi gecesi ateşi ve tarihin en pahalı derbisi
Hafta sonu Türkiye'nin en büyük derbisi var. Fenerbahçe ve Galatasaray sahaya çıkacak, hayat ülkenin büyük kısmında yine 90 dakikalığına duracak. Paha biçilemez bir heyecan bu. Yoksa biçilebilir mi? Ne de olsa iki takımın kadro değerleri toplamı artık yarım milyar euroyu geçiyor. Bu da derbiyi tarihin en pahalı Fenerbahçe – Galatasaray derbisi yapıyor. Yalnız, para bir şeylerin anahtarı olsa da mutluluk getiriyor mu daha da önemlisi derbiye kalite getiriyor mu? İşte orası muamma. Konuyu enine boyuna inceledik.

Dalgaları ve umutsuzluğu aşmak

“Hayat varsa umut vardır” derler. Umudun da türlü türlü rengi var. Biz bugün mavi tonlarında olanından bahsedeceğiz. Sporcu Deniz Toprak’ın çabalarıyla ilk taşı konulan Hatay Sörf Merkezi, gençleri Samandağ sahilinin dalgalarıyla buluşturdu. Toprak’ın ilk hedefi onların kökleriyle, kendiyle, coğrafya ve doğayla bağ kurmalarını sağlamaktı. Daha fazlasını başardı. Merkez ilk şampiyonlarını çıkardı bile.

Arkadaşımın ex’inden bana ‘next’ olur mu?
Ahlak Bekçisi’ne ısınmaya başladıkça gerçek sorularınızı da sakladığınız yerlerden çıkarmaya başladınız sevgili Fayn okurları. Takdir etmiyor değiliz. Haftanın sorusu kritik: Arkadaşımın eski sevgilisi benden hoşlanıyormuş, ne yapmalıyım? Bize sorarsanız sevdanın izni olmaz, sevdaya yasak koyanın dünyada yeri olmaz. Ama bize değil Ahlak Bekçisi’ne sormuşsunuz. Bakalım o ne demiş?

İlk kitabını yazınca sana ne oldu?
Melisa Kesmez imzalı “Sana Ne Oldu?” serisinde veganlara veda ediyor ve yeni konuklarımız yazarlara doğru yol alıyoruz. İlk kitaplarını yazdıklarında neler yaşadılar, kimdiler, kime dönüştüler? Sorunun ilk muhatabı roman ve öykü yazarı Hikmet Hükümenoğlu.

Ayaklar baş oldu
Türkiye’de herhangi bir sanat dalında, biraz farklı bir iş yapmaya kalkın, hemen tuhaf bakışları üzerinize çekersiniz. Edebiyat, müzik, resim, fotoğraf, tiyatro, radyo, televizyon, sinema, hepsinde var olanın, kabul görenin dışına çıkmak isteyenler daha yüksek engeller atlamak durumunda kalmıştır.
Tutmuş formüle uygun işlerin yolu açıktır, diğerleri debelenir durur. O yüzden hep aynı diziler aynı zaman diliminde mantar gibi türer. O sırada mafya işleri tutuyorsa diziler silahlardan geçilmez; romantizm tutuyorsa hemen vıcık vıcık aşk hikayeleri sipariş edilir; yükselen trend modern-muhafazakar çatışmasıysa hemen o menüden bir “hızlı çorba” servis edilir seyirciye.
Bazen akıntının tersine yüzmeye çalışanlar çıkar. Kimi zaman boğulur, kimi zaman akıntıyı delip geçerler. Bu hafta geçenlerden birine dönüp bakıyor ve sıkı sıkı sarılıyoruz. Ayak İşleri’nin 4. sezonu başladı!

Eylül ve sonrasına adapte olmanın yolları
Eylül ayının bir kısmını da yaza kattık, mevsimi olabildiğince uzattık. Yine de uzatmalar da bir noktada bitiyor. Havaya ve etrafa bakılırsa bu yazın son düdüğü çaldı gibi görünüyor. Peki okula, işe dönmeye ne kadar hazırsınız? Elimizden geldiğince yardımcı olmaya talibiz.


Dedik ya yaz için son düdük çaldı. Önümüzde sarı sarı bir sonbahar var. Kiminin favori mevsimi, kiminin hüzün buğusu olan mevsimi tatlı bir okuma ve izleme listesiyle karşılayalım dedik.
Burada bulabilirsiniz:

