Gergedan Kitabevi – Caddebostan

Anadolu Yakası’nın, özellikle de Bağdat Caddesi çevresinin en köklü duraklarından biri olan Gergedan, “mahalle kitapçısı” kavramının hakkını veren nadir yerlerden. 1991’den beri Caddebostan’ın o kaotik kalabalığından sıyrılıp kitapların sessizliğine sığınmak isteyenleri ağırlıyor.

Gergedan’ın bugünkü hikâyesi biraz da tesadüflerin ve kişisel bir bağın sonucu. Kitabevini 2008 yılında devralan işletmecisi, yıllarca müdavimi olduğu bu mekânla kurduğu ilişkiyi bir adım ileri taşıyarak, “Mağazadaki tüm kitapları satın alsam ancak rahat ederim,” dediği bir anda gelen teklif üzerine burayı devralıyor. Böylece Gergedan, sadece bir işletme değil, okurdan kitapçıya dönüşen bir hikâyeyi de içinde barındırıyor.

Gergedan Kitabevi: “Direnebildiğimiz kadar direnmeye devam edeceğiz”
Okura kitap alışverişinin ötesinde bir toplanma, bağ kurma, nefes alma ve hatta saklanma alanı sunan bazı bağımsız kitabevleri ile dertleşiyorum. Bu sefer Gergedan Kitabevi’nin kurucusu Rüyam Yılmaz sorularımı yanıtladı.

Gergedan, raflarındaki özenli seçkiyle sadece popüler olanı değil, nitelikli olanı da okura sunuyor. Burayı sadece bir kitap satış noktası olarak görmek yanlış olur. Bünyesinde düzenlenen yazar buluşmaları ve edebiyat atölyeleriyle semtin yaşayan bir kültür merkezine dönüşmüş durumda.

“Bağımsız kitabevlerinin en büyük özelliği, başka bir kuruma bağlı olmamanın özgürlüğü ile okura sansürsüz bir şekilde her yayını ulaştırmaya çalışmalarıdır.”

Bu yaklaşım, Gergedan’ın seçkisinde de açıkça hissediliyor. “Çok satanlar” listeleri yerine, “Başka yerde çok satmayanlar” gibi bölümlerle okuru farklı kitaplarla karşılaştırmayı hedefleyen kitabevi, algoritmaların değil gerçek okur ilişkilerinin belirlediği bir kültür alanı yaratıyor.

Vinyet Kitabevi – Beyoğlu

Beyoğlu’nun arka sokaklarında, butik yayıncılığın ve sahaf kültürünün modern bir yorumu olarak karşımıza çıkıyor Vinyet. Özellikle sanat, felsefe ve kuramsal kitaplara ağırlık vermesiyle biliniyor. Düzenli olarak ev sahipliği yaptığı söyleşiler ve imza günleriyle okur ile yazarı Beyoğlu’nun o kendine has atmosferinde buluşturuyor. 

Kitap Kurtları Kulübü’nün “Askıda Kitap” projesinin en aktif uygulandığı yerlerden biri olması, burayı bir dükkândan öte bir dayanışma merkezine dönüştürüyor.

Vinyet’in ortaya çıkışı yalnızca bir kitabevi açma fikrinden değil, kitapla kurulan daha derin bir ilişkiden besleniyor. Kurucularının ifadesiyle bu girişim, “pasif bir okurluktan öteye geçme isteği” ve kitaplar aracılığıyla bir anlam arayışının sonucu.

“Bağımsız olabilmek için yaptığınız iş ne ise kimseye bağımlı kalmamanız lazım… Seçimlerimiz, tercihlerimiz bizim öz irademizle verilmiş kararlar.”

Bu bağımsızlık anlayışı, Vinyet’in seçkisinde ve okurla kurduğu ilişkide de belirleyici. Mekân, yalnızca mevcut okuma alışkanlıklarına hitap etmekle kalmıyor; okuru alıştığı sınırların dışına çıkmaya teşvik eden bir yaklaşım benimsiyor. Gelen ziyaretçilerle birebir iletişim kurularak, farklı yazarlar ve metinlerle yeni okuma yolları açılması hedefleniyor.

İmge Kitabevi – Kadıköy

Ankara kökenli bir gelenekten gelen İmge, özellikle yayıncılık kataloğunda ağırlık verdiği toplumsal bilimler ve Türkiye yakın tarihi seçkisiyle, akademik araştırmalar yapan okurlar için zengin bir kaynak noktası olma özelliği taşıyor. Kadıköy’deki geniş mekânı okurlara raflar arasında derinlemesine bir literatür taraması yapma imkânı sunuyor.

Yaklaşık otuz yıldır kitabevinde çalışan Yılmaz Tabakçıoğlu’nun deneyimi, mekânın belleğini ve okurla kurduğu ilişkiyi belirleyen en önemli unsurlardan biri.

“Bağımsız kitabevi olmak; istediği kitapları seçip satmakta özgür olmak demektir… Hangi kitabın raflara gireceğine satış politikaları değil, o kitabevinin okuma kültürü karar verir.”

Çok satanların ötesine geçen seçkisiyle İmge, yalnızca kitap satın alınan bir yer değil; araştıran, karşılaştıran ve sorgulayan okur için sürekliliği olan bir başvuru mekânı.

Okurla kurulan ilişki de bu çerçevede şekilleniyor. Zincir mağazalardan farklı olarak burada öneriler, doğrudan kitapla yaşayan insanların birikiminden besleniyor. Bu da İmge’yi, Kadıköy’ün kültürel dokusu içinde kalıcı ve belirleyici bir noktaya yerleştiriyor.

Flaneur Kitabevi – Yeldeğirmeni

Yeldeğirmeni’nde konumlanan Flaneur, isminin hakkını veren tam bir “aylak gezgin” durağı. Flaneur kelimesi, Fransızca’da modern kentin sokaklarında amaçsızca dolaşan, gözlemleyen ve şehrin ritmini içine çeken figürü tanımlıyor. 

Kökenleri 2015’e kadar uzanan bir plak ve çizgi roman geçmişine dayanan mekân, şimdiki formuna 2018 yılının Ekim ayında kavuşmuş. Aslında sekiz yılı aşkın süredir yayıncılık dünyasında var olan Flaneur Books’un bir nevi “mutfağı” burası.

Ana akım mağazaların empoze ettiği popüler listelerden bilinçli bir uzaklıkta duran Flaneur; grafik romanlar, yeraltı edebiyatı, felsefe ve sanat kitaplarından oluşan seçkisiyle, aslında kurucularının kendi okuma tutkularını raflara taşıyor. 

İçerideki plaklar ve tasarım objeler, mekanı bir "art-bookstore" kategorisine sokarken; okurların kahvesini içip organik bağlar kurabildiği o atölye ruhunu her köşede hissediyorsunuz.

Homer Kitabevi – Galatasaray

İstanbul’un hafıza mekânlarının hızla değiştiği, bazen de yok olduğu Beyoğlu’nda, 1995 yılından beri aynı yerinde sarsılmaz bir kale gibi duran bir durak burası: Homer Kitabevi. Kurucusu Ayşen Boylu’nun yüksek lisans yıllarında nitelikli kaynağa ulaşma zorluğu çekmesiyle doğan, akademik derinliği olan bir hikaye.

Arkeoloji, sanat, Antik Çağ tarihi ve Bizans araştırmaları gibi niş alanlarda Türkiye’nin en iddialı seçkisine sahip. İstiklal Caddesi’nin o devasa kalabalığından sadece birkaç adım ötede, ama o gürültüden fersah fersah uzak bir dinginlik arıyorsanız doğru yerdesiniz. 

Homer Kitabevi: “En büyük gücümüz kendi emeğimiz ve bizi seven okurlarımız”
İstanbul’daki bağımsız kitabevleri ile dertleşmeye devam… Bu haftanın konuğu 30 yıldır Beyoğlu’nda nefes alan, aldıran Homer’in kurucusu Ayşen Boylu…

Nail Kitabevi – Kuzguncuk

Kuzguncuk sokaklarında deniz havasını soluyarak geçireceğiniz bir günün en sıcak molası, şüphesiz Nail Kitabevi. Burası sadece bir kitapçı değil; 19. yüzyılın sonlarında Osmanlı’nın ünlü mimarları Balyan Kardeşler tarafından inşa edilmiş, işlemeleri ve cumbasıyla zamana direnen bir mimari mücevher. 

Eskiden semtin buluşma noktası olan "Berber Muzaffer"in dükkânı olarak bilinen bu yapı, 2015 yılında Erhan Nailoğlu’nun titiz restorasyonuyla bir kültür vahasına dönüştü.

İki katlı tarihi binanın her köşesi, sizi üzerine yayılıp okumaya çağıran koltukları ve çalışma köşeleriyle sarıp sarmalıyor. Nail Kitabevi; mahalle kültürünün, kilisenin, caminin ve sinagogun iç içe olduğu o kozmopolit Kuzguncuk ruhunun yaşayan bir temsilcisi. 

Kapı önündeki asırlık çınar ağacı, eskiden olduğu gibi bugün de edebiyatseverlerin buluşma noktası olmaya devam ediyor.

📚
Fayn'a abone olarak bağımsız yayınlarımızı destekleyebilir, her hafta yeni eklenen özel içeriklerimize sınırsız erişebilirsiniz. Şimdi abone ol!
Bağlantı kopyalandı!

Yazan:

İrem Akcan

İrem Akcan

Yeni Medya öğrencisi. Dijital kültür, platform politikaları ve görsel hikaye anlatıcılığı üzerine odaklanıyor.