ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a saldırarak ve İran lideri Ayetullah Hameney’i öldürerek başlattığı savaş ikinci haftasına girdi. 

Herkesin aklındaki soru savaşın daha ne kadar süreceği. Zira can kayıpları artıyor (12 Mart itibariyle hayatını kaybedenlerin sayısı İran’da 1348, İsrail’de 15, Körfez ülkelerinde 15 ve 7 ABD askeri) Petrol fiyatları da bir artıp bir azalıyor ama genel olarak yükselişe devam ediyor. Hürmüz Boğazı’nın kapalı olması, dünya ticareti ve ekonomi üzerinde önemli bir baskı yaratıyor. 

Savaşın gıda kıtlığına yol açma ihtimali bile Fayn’ın şu haberinde olduğu gibi, gündemde. 

Her ne kadar ABD Başkanı Donald Trump savaşın uzun sürmeyeceğini söyleyerek bu baskıyı hafifletmeye çalışsa da, İsrail ve İran’ın bu yöndeki eğilimi tartışmalı. 

Savaşla ilgili yanıltıcı bilgiler ve analizler de dolaşımdaki hızını artırdı. Fayn, savaşın ilk haftasında olduğu gibi, bu hafta da güvenilir analizleri dinledi, okudu, izledi, derledi. 

İran ne düşünüyor?

İran devlet geleneğine sahip ve kurumlarının devamlılığı olan bir ülke olduğunu kanıtladı; yeni liderini seçti: Mücteba Hamaney.

İran’ın yeni dini liderî Mücteba Hamaney kim?
1979’da hanedanı yıkmak için yapılan İslam Devrimi’nin üzerinden 47 yıl geçti. Şimdi ülkenin başında yine bir liderin oğlu var. Ali Hamaney’in ölümünden sonra yerine oğlu Mücteba geçti. Peki bu Devrim Muhafızları’nın gücü ele geçireceği anlamına mı geliyor yoksa Hamaneylerin kökünün kazınacağı mı?

Bazı analistlere göre Tahran şöyle düşünüyor: 

Bir döngü var: savaş, ateşkes, müzakere ve yeniden savaş. 

Nitekim geçen sene de İsrail ve İran 12 gün boyunca savaşmış, arkasından ABD ile İran arasında müzakereler başlamış, ancak müzakereler arabuluculara göre tam sonuç verecekken ABD ve İsrail İran’a saldırmışlardı. 

İran - İsrail gerginliğinin kronolojisi
Aslında 1979 İran İslam Devrimi öncesi dost iki ülkeydi İran ve İsrail. 45 yıl önce biri “Küçük Şeytan” oldu, diğeri şer odağı. Bugün savaşan iki ülkenin mazisi…

Tahran’a göre bu döngünün kırılması gerekiyor.  

İran’ın zihnini okumaya çalışan analistlere göre, Tahran’ın aklındaki şu: 

“Savaş, ateşkes, müzakere, savaş dengesini kırmalıyım. Şimdi ateşkes sağlanırsa ve bölgedeki dengeler de değişmediyse, yakın bir zamanda yeniden savaş çıkacaktır. Bu döngüden çıkmak lazım. Yeteri kadar direnir, dayanıklılığımı gösterir, dünya ekonomisi üzerinde baskı yaratmaya devam edersem, bana tekrar saldırılmasının önüne geçebilecek yeni bir stratejik denge kurabilirim. Evet, bu süreçte epey yara alabilirim ama bu riski görüyor ve göze alıyorum.”