On yıldır elim yüreğimdeydi. Bu ülkede mesleğini hakkıyla yapmaya çalışan her gazeteci gibi mayın tarlasında yürüdüğümü biliyordum. Her an her yerden bir şey patlayabilirdi. 

12 Eylül'ü 13 Eylül'e bağlayan gece zil çalıp da onca polisi karşında gördüğümde “O an bu an galiba” dedim. Yine de hafif bir şoka girdim. Ne olduğunu anlayamıyordum. 

Şoktan biraz çıktığımda, evi arayan polislere "terör operasyonu mu?" diye sordum. Kendimi bu ihtimale biraz hazırlamıştım. Ancak polis merkezine gidip de bunun "Ankara merkezli bir ahlak büro operasyonu" olduğunu öğrendiğimde tüm hazırlıklarım çöpe gitti! İnsan bu kadarına da hazırlanamıyor: Ankara merkezli nasıl bir ahlaksızlık yapmış olabilirdim?

Muhtar azası da bıkmış

Operasyona döneceğim. Ancak önce polis baskınından ilginç bir not aktarmak istiyorum. Büyükada'da bulunduğum evdeki aramaya muhtar ve muhtar azası eşlik ediyordu. Gece 3-4'e kadar aramanın bitmesini beklediler. 

Muhtar azasına sordum: “Hadi muhtar maaş alıyor. Siz bu kadar uykusuzluğun karşılığında ne alıyorsunuz?” Yarasına dokunmuşum. "Hiçbir şey!" dedi. Son dönemde Büyükada'da 23 aramaya eşlik etmiş. Biliyorsunuz, ülkede muhalefetin kalelerine operasyon üzerine operasyon yapılıyor. Spor ayakkabılı, şortlu muhtar azası "Bir dahaki seçimde hayatta muhtar heyetinde olmam" diyordu.

Onca operasyon ve baskı yüzünden insanlar her düzeyde siyasetten de kendini yönetmekten de yılıyor. Öyle görünüyor ki önümüzdeki seçimlerde muhalif partiler belediye meclis üyesi bulmakta zorlanacaklar, muhtarlar da muhtar azası bulmakta.

Dönelim Ankara merkezli ahlak operasyonuna... İstanbul'dan Ankara'ya getirildiğinde, bunun LGBTİ derneği Kaos GL'ye yönelik bir operasyon olduğunu öğrendim. İki yıl önce Gürcistan'dan Kaos GL sitesine bir haber yapmıştım. Polis sorgusuna girerken haber hakkında savunma yapacağımı sanıyordum.

Ancak Türk adaletinin size hazırladığı küçük sürprizler hiç bitmiyor! Polis bana şu minvalde bir soru sordu: Kaos GL Instagram yetkilisi olduğunuz tespit edildi. Anlatınız. 

Ne anlatabilirdim ki?

Kaos GL Instagram yetkilisi değildim. Olmadığımı nasıl kanıtlayabilirdim? 

Mayın yerde değil gökte patladı

Benim Kaos GL Instagram yetkilisi olduğuma dair hiçbir kanıt, teknik rapor, dijital veri sunmadan beni tutukladılar. Haberimden bile değil, olmadığım Instagram yetkililiğinden tutuklandım. Adımlarımı ne kadar dikkatli atsam da buna karşı tedbir alamazdım. 

Mayın yerde değil, gökte patlamıştı. İktidarın hedef bellediği LGBTİ’lerin yakınından geçmek tutuklanmama yetmişti. Mayın patlayınca 10 yıldır beklenen o eşik de aşılmış oldu. 

Yapılacak daha çok haber var

Daha önce hayal edemediğimi şu an yaşıyorum. Sincan Kadın Kapalı Cezaevi uyuşturucu koğuşunda, bir pazar akşamüstü... Üst katta kızlar Ankara havası eşliğinde oynuyor. Avludakiler bir masa etrafında oturmuş, mektuplarına gül tutan kelepçeli el figürü çiziyor. Ben de bir köşede oturmuş size bu mektubu yazıyorum.

Cezaevinde olmak elbette kötü ama dayanılmaz değil. Mücadele ediyor olmanın verdiği güzel bir his var. Ayrıca dışarıdakiler tarafından öyle sarıp sarmalanıyorsunuz ki düşmeniz pek mümkün olmuyor. Dayanışmanın verdiği kuvvet inanılmaz.

Cep telefonum yok ama hem koğuştakilerden hem de ziyarete gelen hak savunucuları ve milletvekillerinden aldığım numaralarla oluşturduğum uzun bir telefon rehberim var. Yapılacak çok röportaj, çok haber var. 

Neden nasıl oldu, tam olarak bilmiyorum ama şimdi hem mesleğimi savunmak hem de mesleğimi yapmak için çok daha büyük bir şevkle doluyum.

Tuğba Tekerek 

Sincan Kadın Kapalı Cezaevi B1 Koğuşu

🦉
Fayn, güç sahiplerini denetlemek, bakış açılarımızı genişletmek, yankı odalarının duvarlarını yıkmak ve 21. yüzyılın enformasyon karmaşasına direnebilmek için var. Fayn’a sınırsız erişim için abone olun.
Bağlantı kopyalandı!

Yazan:

Tuğba Tekerek

Tuğba Tekerek

Boğaziçi Üniversitesi mezunu. 2006’dan beri gazeteci. Taşra Üniversiteleri: AK Parti’nin Arka Kampüsü kitabının yazarı. Yerli ve yabancı medya için haber yapıyor.