“Yeni şubemizi Dubai’de açıyoruz.”
“Dubai’deki gayrimenkul piyasası tam size göre.”
“Dubai’de eşsiz bir tatil deneyimi yaşayın.”
Bir dakika, Dubai ne zaman Türkiye’nin 82. vilayeti oldu? Üstelik sadece Türkiye de değil, özellikle Avrupa ülkeleri başta olmak üzere pek çok ülkenin +1 ili hâline ne zaman geldi?
“Yeni”nin yeni tercihleri
Taşların arasından tarihin sızdığı şehirler, parke taşlı dar sokaklar, pencerelerden birbirlerine kahve ikram eden yerliler, tek bir çivi çakılmamış tarihi eserler, hikâyelerle dolu mekânlar ve elbette deniz, kum, güneş…
İyi bir tatil için yapılan aramalarda ilk kriterin “ruhu olan bir yer” olduğu dünyanın bataklıkta gözden kaybolmasının üzerinden biraz geçti. Yeni dünyanın yeni tercihleri var artık. Bu tercihler ki nasıl bir zamanda yaşadığımızı somut örneklerle açıklıyor: Dubai gibi mesela.
2026’nın mart ayındayız ve şunun şurasında parası olup da Dubai’ye gitmeyen kim kaldı? Öyle ki Türkiye’nin belirli bir kesimi için Anadolu yakasından Avrupa yakasına geçmek kadar rutinleşti bu seyrüsefer.
Dünyada da aynı örneklere rastlıyoruz ve görüyoruz ki artık bu seyahat bir tercih değil, modern insanın biyolojik bakımdan hayatta kalma refleksi. Sorsak belki hâlâ “Ruhu yok” yanıtını alacağız bu insanlardan. Ancak şu bir gerçek ki artık Dubai, dünyanın kliması çok iyi çalışan bekleme odası.
Dubai ve dünyanın geri kalanı: Bir nevi Kadıköy-Beşiktaş hattı
Dubai için bir destinasyon pekâlâ diyebiliriz ama onun asıl özelliği bir köprü olması. Evet, bir köprü; yeni ile eski dünya arasında. Bunu sadece coğrafi olarak okumayalım çünkü Dubai daha çok, eski dünyanın ekonomik krizleri ile yeni dünyanın jeopolitik yangınlarını birbirine bağlıyor.
