Psikolog Marshall Rosenberg’ın Şiddetsiz İletişim kitabı yıllar önce de elime geçmiş ama beni pek sarmamıştı.

O zaman ve aslında şimdi de haksızlık olarak tanımladığım durumlarla mücadele etmenin önemli olduğunu ve bazı insanların da hiç ama hiç empati hak etmediğini düşünüyordum. Oysa kitap, iletişim yoluyla şefkati artırmanın mümkün olduğunu anlatıyordu.

Fakat bu tatilde kitabı büyük bir dikkatle okudum. Artık ben eski ben değilim. Bir sevgi pıtırcığı olmadım elbette ama daha sahici ve sorun çözmeye odaklı bir iletişimin nasıl olabileceği konusundaki farkındalığımın ve yeteneklerimin arttığını hissediyorum.

Kitabı elime ilk geçtiğinde okusaydım, yıllar içinde ‘Keşke yaşanmasaydı’ diye düşündüğüm birçok iletişim kazasını yaşamazdım. Bu anlamda iyi bir yüzleşme fırsatı da sundu Şiddetsiz İletişim.

Zira kitap, yaşadığımız çatışmaların önemli bir kısmının kaynağında gerçekten ne söylediğimizden çok, nasıl söylediğimizin olduğunu anlatıyor. Düştüğümüz iletişim tuzaklarını gayet sistematik bir biçimde tanımlıyor.