Fayn bültenini hep beraber hazır ettikten sonra, azıcık zihnimi rahatlatmak için elime almıştım Ayfer Tunç’un Annemin Uyurgezer Geceleri adlı romanını. İtiraf edeyim biraz isteksizdim aslında, zira bazı tanıtım yazılarında üç kuşak kadının birbirlerine aktardıkları travma gibi tanımlamalar görmüştüm. Travma enflasyonuna bir kere daha muhatap olmak içimden gelmemişti. Lakin kitabın yazarı Ayfer Tunç’tu ve bugüne kadar okuyup da sevmediğim bir kitabı da olmamıştı. İyi ki de kitabı elime almışım, çünkü ilk sayfadan itibaren Annemin Uyurgezer Geceleri’ne, deyim yerindeyse, meftun oldum. Kitaptan başımı kaldırdığımda gün ışıyordu. Haftasonu her işi iptal edip okudum, okudum, okudum. Böylesine kitap okuma zevki veren romanlar yılda birkaç tane çıkıyor bence. 

“Açgözlü sınıfın laneti”

Kitap okurken bazen en arka sayfasına notlar alırım. Annemin Uyurgezer Geceleri kitabında da aynı şeyi yapmış, şöyle notlar almışım: İnsanların iç dünyalarına bakmamayı tercih etmek, ilerici görünümlü muhafazakârlar, 21. yüzyıl bünyesi üniversiteyi kabul etmiyor, yeni yoksul sınıfın mensubu, aşağılık kompleksi yoktur, sınıf kompleksi vardır…