Yüzen bir hava üssü niteliğindeki ve nükleer enerjiyle çalışan USS Abraham Lincoln uçak gemisi, İran’da rejimi hedef alan gösterilerin yoğunlaşmasından sonra rotasını Basra Körfezi’ne çevirdi.
Tahran yönetimi, protestoları bastırmak için yoğun güç kullandı. Kaç kişinin hayatını kaybettiği tam olarak bilinmiyor. İran resmî makamları, protestocu ve güvenlik görevlisi üç binden fazla kişinin öldüğünü söylerken, bazı insan hakları grupları sayının beş bini geçtiğini iddia ediyor. İran’da internet ve iletişim kesintileri, bilgi akışını ciddi şekilde etkiliyor ve ülkede olan bitenleri doğrulayabilecek bağımsız mekanizmalar yok.
ABD Başkanı Donald Trump, İran’da protestocuların öldürülmesinin ardından Tahran’a karşı defalarca müdahale tehdidinde bulundu. Protestoculara hitaben “Yardım yolda” dedi.

Ancak İran’daki gösteriler hafta sonu hız kesti.
22 Ocak’ta İsviçre’nin Davos kentinde dünya liderleriyle görüştükten sonra ABD’ye dönüş yolunda gazetecilerle konuşan Trump, savurduğu savaş tehditleri sayesinde mahkûmların idam edilmesini durdurduğunu öne sürdü:
“Şunu söyledim: ‘Eğer o insanları asarsanız, şimdiye kadar gördüğünüzden çok daha sert bir şekilde vurulacaksınız. İran’ın nükleer programına yaptıklarımız bunun yanında yer fıstığı gibi kalır.”
Trump’ın bir öyle bir böyle konuşmasını artık yadırgamayan dünya, İran’a ABD müdahalesi ihtimalini hiç de yabana atmıyor.
Zira İran-İsrail geriliminin 13 Haziran 2025’te İsrail’in İran’a saldırmasıyla sıcak savaşa dönmesi, 23 Haziran’da ise ABD’nin İran’ın bazı nükleer tesislerini vurmasıyla doruk noktasına çıktıktan iki gün sonra 25 Haziran’da biten on iki gün savaşı hâlâ hafızalarda taze.
Trump öteden beri İran’ın nükleer faaliyetlerinin barışçıl olmadığını iddia ediyor ve İran’a yönelik hasmane tutumunu bu bahaneyle gerekçelendirmeye çalışıyor. İran’ın mevcut yönetim biçimine açıkça karşı olan başka bir ülke de İsrail. İsrail, Gazze’de soykırım yaptığı dönemde, İran’ın farklı ülkelerdeki vekil güçlerini de hedef almış, Ortadoğu’da Tahran’ın etkisini büyük ölçüde kırmıştı. İsrail’in İran rejimini de değiştirmek istediği bir sır değil, hele ki ABD bölgeden mümkün olduğu kadar çok kuvvet çekmek isterken ve yeni bir düzen kurmayı hedeflerken. ABD’nin kurmak istediği yeni düzene itiraz edecek ya da sorun çıkaracak tek ülke ise İran.
Venezuela Devlet Başkanı Maduro’yu kaçırmaktan çekinmeyen, Avrupa ile ittifakını küçümseyen, Grönland’i isteyen ve sahip olduğu silahları kullanmak için bahaneler arayan Trump’ın, İran’da rejim değişikliğini hedefleyen bir müdahalesi şaşırtıcı olmaz. Ancak bu müdahalenin nasıl olacağı ve İran’ın nasıl yanıt vereceği de hararetle tartışılan konular arasında.
Peki ABD’in İran’a müdahale için önündeki seçenekler ne olabilir?
Bu soruya kesin bir yanıt vermek, Trump’ın öngörülemezliği de hesaba katılınca kolay değil ancak bazı tahminlerde bulunmak mümkün.
ABD’nin İran seçenekleri neler?
1. Tahran’ı müzakereye zorlamak
ABD’nin Güney Çin Denizi’ne ilerlerken rotasını değiştirip bölgeye sevk ettiği tek savaş makinası, 90 uçağın inip kalkabileceği USS Abraham Lincoln değil. Ona eşlik eden başka destroyerler ve savaş gemileri de var. ABD’nin bölgedeki hava savunma sistemleri de aktif. Trump’ın deyimiyle armada…
Buna diplomaside de gunboat diplomasi deniliyor, kelimelerle değil de namlu ucunda diplomasi de denilebilir. Bu, askerî güç tehdidi ile karşı tarafı bir şeyi yapmaya zorlamak, baskı altına almaya çalışmak, taviz koparmak anlamına geliyor.

