Türkiye’nin onun ismini ilk duyduğu günlerin üzerinden neredeyse 30 yıl geçti. 

Bu 30 yılda da ne adı unutuldu ne de kod adı. 

Ölüp ölmediği bilinmediği için birkaç yılda bir, yaşadığı yönünde iddialar ortaya atıldı. 

Ona ait olduğu iddia edilen mezarlar açılıp DNA örnekleri alındı. 

Her malın alıcısı, her kötülüğün de taraftarı varmışçasına bir futbol maçında posteri bile açıldı. 

Son olarak, gazeteci Saygı Öztürk’ün “Telefonla arayan kişi ‘Ben Yeşil’ dedi” başlıklı yazısıyla gündeme geldi. 

Peki, Türkiye tarihinin en karanlık isimlerinden biri olan Yeşil kim? 

Sorunun yanıtı için önce Türkiye’yi derin devlet gerçeğiyle, sonrasında da Yeşil’i gazete manşetleriyle tanıştıran bir trafik kazasına ve o kazanın yaşandığı 3 Kasım 1996 gününe gitmemiz gerekiyor. 

Derin devletin karanlık yüzlerini ortaya çıkaran kaza 

Yakın tarihin dönüm noktalarından biri olan kaza, Balıkesir’in Susurluk ilçesinde şehirlerarası yolda seyreden bir kamyonun, benzin istasyonundan çıkan lüks araca çarpmasıyla gerçekleşti. 

Araçta bulunan 3 kişi öldü, 1 kişi yaralı kurtuldu. 

Ölümlü bir trafik kazası olarak en fazla üçüncü sayfada yer alacak haber, otomobildekilerin kimliklerinin belli olmasıyla birlikte manşetlere taşındı. 

Şoför koltuğunda eski emniyet müdür yardımcısı Hüseyin Kocadağ, yanında milletvekili Sedat Bucak, arka koltukta birçok suçtan dolayı Interpol tarafından aranan Abdullah Çatlı ve onun yanında sevgilisi, eski manken Gonca Us vardı. 

Çatlı, Kocadağ ve Us’un hayatını kaybettiği, Bucak’ın yaralandığı kaza, yıllarca gündemden düşmeyecek bir gerçeği gözler önüne sermiş, lüks araca çarpan kamyon, bir süredir kısık sesle konuşulan ancak kanıtlanamayan bir ilişki ağını ortaya çıkarmıştı: Mafya-devlet-siyaset aynı yerdeydi. Peki bir milletvekili ile bir emniyet mensubunun bir mafya üyesiyle ne işi olabilirdi?