Yeni yılın yaklaşmasıyla birlikte planlar, kararlar havada uçuşmaya başladı yine: “Sağlıklı besleneceğim”, “Kilo vereceğim”, “Tasarruf yapacağım”, “Sigarayı bırakacağım”, “Her hafta bir kitap bitireceğim”, “Bir dil daha öğreneceğim”, “Spora ağırlık vereceğim”…
Yanlarına tik atılmak için bir kâğıda yazılan tüm bu maddeler içinde, elbette hayata geçirilenler vardır. Ama büyük çoğunluğu yazıldığı gibi kalır; bir türlü adım atılamaz, ertelenir, bu arada başka bir sürü şey yapılır. Ve o kâğıt aylar sonra bir şeylerin arasında hayal kırıklığının nişanesi olarak beliriverir.
Yeni yıl, yeni başlangıçlar için dönüm noktasıdır. Ama bazen bir şeye başlamanın ağırlığı öyle fazladır ki o dönüm noktalarının çoğunu kaçırırız.
Tembellikten mi yaparız bunu, boşvermişlikten mi? Kendimize çok güvendiğimizden mi, yoksa tam aksine, hiç inanmadığımızdan mı?
Sebep ne olursa olsun, yalnız değilsiniz. O kadar çok insan aynı hâli paylaşıyor ki bunun bir adı bile var. Hem de ta Antik Yunan’dan beri: akrasia etkisi.
Ne olduğuna daha yakından bakmadan önce, şöyle bir canlandırma yapalım…
Tanıdık bir pazartesi
Bir pazar akşamı. Uyumak üzere yatağınıza gidiyorsunuz. Yarın bir sunumunuz var. Aynı zamanda diyete başlama günü.
Geç uyanmanın veriminizi azalttığını bildiğinizden erken kalkar, 15 dakika egzersiz yaparım, ardından az karbonhidratlı bir kahvaltı, sonra da kahvemi koyup çalışmaya başlarım diyorsunuz.
Saat 13.00’te sunum yapmanız gereken çevrimiçi bir toplantınız var. Sabah hazırlanacak vaktiniz de…
Sağlıklı bir akşam yemeği pişirmek için alışverişinizi de yaptınız zaten.
Saat 07.30, alarm çaldı, uyandınız. Alarmı kapatmak için elinize aldığınız telefonunuzda bildirimleri görüyorsunuz. Sonra haberlere takılıyorsunuz, biraz Instagram… “Sunuma nasılsa beş saat var, hallederim.”
08.15 oldu. Kalkıyorsunuz, egzersiz zamanı. Üşeniyorsunuz: “Neyse yarın başlarım.” Sağlıklı bir kahvaltı hazırlıyorsunuz. “Bir de fotoğrafını çekeyim de paylaşayım, nihayet başladım diyete, arkadaşlarım da görsün.”
Kahvenizi yapıp bilgisayarın başına oturdunuz, 09.30. Sunum için hazırlıklara başladınız. Bilgisayarın hemen yanındaki telefonunuzun ekranı sürekli aydınlanıp kararıyor. Beğeniler, yorumlar… Her seferinde bakmaktan, cevap yazmaktan alıkoyamıyorsunuz kendinizi.
