
“Ben, hibrit antrenmanı bilinmeyene karşı hazır olmak olarak tanımlıyorum. Çünkü tek başına ne güçlü olmak ne dayanıklı olmak yeterli.”
Bu sözler 31 yaşında ve aslen bir kimya mühendisi olan Tuğçe Melis Eminoğlu’na ait.
Eminoğlu altı ay öncesine kadar kurumsal bir firmada çalışıyordu. Şimdiyse adaptif bir atlet olarak uğraştığı hibrit antrenmanı böyle anlatıyor.
Bütün antrenmanlarını doğuştan beri olmayan sol koluna taktığı bir aparatla yapan Eminoğlu, katıldığı yarışmalarda herkesle aynı kategoride yarışıyor ve bu bilinmezliklere göğüs germekten keyif alıyor.
Fayn, aynı Eminoğlu gibi bu alanda yarışmalara katılan ve profesyonel olarak hibrit antrenmanla uğraşan sporcularla bir gün geçirdi.
Birbirinden farklı geçmişlere sahip atletleri ortak noktada buluşturan Nike Training çatısı altında hibrit antrenman dünyasının içine girdi.
Hibrit antrenman ne demek?
Koşu, yüzme, bisiklet, halter, powerlifting ve fonksiyonel fitness… Hibrit antrenman, disiplinlerarası çizgilerin bulanıklığından beslenen bir antrenman kokteyli.
15 senedir CrossFit sporcusu ve aynı zamanda eğitmen olan İrem İrdem’e göre bu antrenman hayatın içinden bütün parçaları bir araya getiren bir yapboz gibi.
“Hibrit antrenman için aslında bizim günlük hayatta kullandığımız bütün özellikleri bir arada bulunduran ve günlük hayatta bize yardımcı olan hareketlerin bir araya geldiği bir antrenman diyebiliriz. Yani sadece ağırlık kaldırma, koşu, dayanıklılık, teker teker değil, hepsi bir arada çalışıyor. Ve aslında bizim günlük hayatta başımıza gelebilecek her şeye karşı bizi hazırlıyor.”
Daha teknik bir açıklama yapmak gerekirse hibrit antrenman için dayanıklılık kapasitesini baz alarak, maksimum kuvvet, koordinasyon ve mobilite açısından orta veya düşük seviyede gereksinimler içeren yüksek tempolu bir antrenman biçimi diyebiliriz.
Madrid’deki Zaragoza ve León Üniversitelerinden araştırmacılara göre hibrit antrenmanla uğraşan kişilerde daha gelişmiş kondisyon, daha güçlü bacak kasları ve daha düşük yağ oranı görülüyor.
Aynı zamanda bu yüksek yoğunluklu antrenmanın kalp ve akciğer kapasitesini yaklaşık %8–15, kas gücünü ise %10–20 oranında artırdığı ortaya kondu. Yani antrenman yaparken “ya güç ya dayanıklılık” ikilemini de ortadan kaldırıyor.
Herkes hibrit sporcu olabilir mi?
Fayn’ın Nike Training ile geçirdiği gün konuştuğu atletlerden biri de 34 yaşındaki Ogeday Girişken.
Kendisi 10 yıl boyunca milli kürekçi olarak yarıştıktan sonra hibrit antrenmanlara ev sahipliği yapan bir spor salonu kurdu ve burada antrenör olarak çalışıyor.
O, hibrit sporcuyu “Her an, her zaman, her şeyi yapabilen bir sporcu.” olarak tanımlıyor.
Girişken’e göre daha önce tek bir branşta profesyonel olarak faaliyet göstermeniz veya hiç sporcu geçmişinizin olmaması bu antrenmanı yapmanıza engel değil; zira asıl önemli olan bu disipline kendinizi ne kadar hazır hissettiğiniz:
“Donanım olarak, gerek fiziki, gerek kondisyon, gerek mental olarak hazırlanmış olan, hazır olabilen kişiye hibrit sporcu denir.”
Burak Edis Emiroğlu da farklı alanlarda faaliyet gösteren bir hibrit sporcu. Bir antrenör olması sebebiyle birçok kişinin bu antrenmana başlangıç yolculuğunu yakından izleme şansı buluyor.
“İyi veya kötü bir geçmişe sahip olmak, yeni bir spor branşında iyi veya kötü olacağınız anlamına gelmez. Mutlaka çalışarak, doğru tekniklerle antrenman yaparak ve antrenman programınızı doğru planlayarak doğru sonuca ulaşmanız mümkün olacaktır.”
Hibrit antrenman neden popüler?
Hibrit antrenman konsepti 2017’de uluslararası bisiklet, maraton ve triatlon alanlarında yarışmış olan Christian Toetzke ve Altın Madalya sahibi hokey oyuncusu Moritz Furste tarafından tescillendi.
Aslında bu antrenmanın ortaya çıkışının hem iki kurucunun geçmişinden ilhamla hem de modern çağ insanının tercihleri, rutini ve özellikleriyle şekillenmiş olduğunu söyleyebiliriz.
2024’te 20 spor salonunda 830 hibrit sporcuyla yapılan bir araştırma, bu kişilerin antrenman yapmaktaki ana motivasyonlarının her açıdan sağlıklı kalmak ve bir yandan da sosyal bağlarını güçlendirmek olduğunu ortaya koyuyor.
1995 ve 2015 yılları arasında spor salonuna gitme motivasyonundaki değişimi inceleyen başka bir araştırma ise 1990’ların sonunda egzersize yönelim sebebinin büyük ölçüde kaslı gözükmekten ibaret olduğunu fakat 2015’e gelindiğinde bu motivasyonun yerini güçlü hissetme ve sağlıklı olma arzusunun aldığını söylüyor.
Topluluk ihtiyacının modern çağda gitgide artması ve sporun görünüşten çok yaşam tarzıyla ilişkilendirilmesi göz önünde bulundurulunca, hibrit antrenmanın son zamanların en popüler antrenman çeşitlerinden biri olması sürpriz değil.
İlk defa hibrit bir antrenman yapacağım. Ne beklemeliyim?
Spor salonuna adım attınız. İlk defa hibrit antrenmanla tanışacaksınız.
Bu bilinmezlik korkutucu olabilir. Neyse ki işin büyüsü biraz da orada.
Aslında antrenman, size eşlik edecek eğitmenin anlatımıyla şekilleniyor. Her ders farklı hareketler içerebiliyor ve farklı bir disipline yoğunlaşabiliyor.
Karşılaşacağınız hareketlere örnek olarak ayakta kullanılan kayak makinesi, kızak itme ve kızak çekme, burpee, kapalı alan kürek makinesi, kettlebell taşıma ve lunge’ı verebiliriz.
Tüm bu saydıklarımız gözünüzü korkutmasın. Farklı uzmanlıklardan atletler bile antrenmanlarda zaman zaman zorlanabiliyor.
Ama bilinmeyenle yüzleşmek, zorlanmalara rağmen pes etmemek, bir toplulukla birlikte sınırları zorlamak, günün sonunda hibrit antrenmandan keyif almanızı sağlıyor.
Sınırları zorlamanın yaşı, seviyesi ve zamanı yok
Nike Training ekibiyle geçirdiğimiz gün boyunca fiziksel kapasitelerini bu denli zorlamalarını izlemek ve kaldırdıkları ağırlıklara şahit olmak onları birer süper insan olarak düşünmemize sebep oldu. Yalan yok.
Lakin senelerdir farklı mecralarda ve alanlarda yarışan İpek Artun gibi sporcuların bile zorlandığı anlar var.
Artun, Avrupa ve Türkiye şampiyonlukları bulunan ve profesyonel yüzme geçmişine sahip bir hibrit atlet. Ona göre antrenmanın en zor noktasındaki itici güç, kendine “En kötü ne olabilir ki?” diye sormak.
“Hiçbirimiz makine değiliz, hepimizin tükendiği noktalar oluyor. Bu noktada kendime koyduğum ‘top’ hedefi düşünüyorum. Eğer ciddi bir sakatlığım yoksa o an asla bırakmıyorum. Yani yavaşla ama bırakma, finişi gör.”
Zira seviye ne olursa olsun, tükenmişlik herkese uğruyor. Topluca antrenman yapmanın güzelliği de biraz burada.
Kucaklayıcı bir topluluk
Zincir spor salonlarında yapılan antrenmanlar üzerindeki bireysellik algısı oldukça fazla. Herkes kulaklığını takıyor, ağırlık kaldırırken veya koşu bandını kullanırken kendi dünyasında kaybolup gidiyor.
Ancak hibrit antrenman böyle olmak zorunda değil. Dileyen antrenmanlarını tek başına programlayabilir, lakin ekip ruhundan beslenenler için antrenman boyunca hep beraber koşmak, kürek çekmek, ağırlık kaldırmak mümkün.
Takım sporu geçmişi bulunan Girişken için bu beraberlik, itici gücün ta kendisi:
“Olabildiğince her zaman bir partner isterim. Koşarken, bir şey iterken, çekerken her zaman yanımda biri olsun isterim. Ona 'hadi' demek, onun bana 'hadi' demesi, benim performansıma çarpı iki yansıyor.”
Hibrit antrenman topluluğunun kapsayıcı doğası farklı seviyelerden sporcuların topluca antrenman yapabilmesinden geliyor. İrdem’e göre sıfırdan başlamak göz korkutucu olsa da topluluk faktörü adaptasyonu hızlandırıyor:
“Yeni başlayanlar iyi bir yerde iyi kişilerle bu güzel topluluklarla antrenman yapmaya başlasınlar. Zaten herkes kendi seviyesinden başlıyor antrenman yapmaya. Kimse üst seviyeden başlamıyor. Ufak ufak küçük adımlarla düzenli olarak antrenman yapıldığı zaman hayat değiştiren bir deneyim haline gelebiliyor.”
Bu bilinçle yapılan antrenmanlarda sınırları zorlamak ve yolun sonu uzak gelse de devam etme gücünü bulmak herkesin ortaklaştığı bir nokta.
Uzun yıllardır hibrit atlet olan Emiroğlu, kendi antrenman deneyimini şöyle anlatıyor:
“Nike Training topluluğuyla beraber antrenman yapmak motivasyon anlamında bizlere çok şey katıyor. Gücümüzün bittiği yerde birbirimize destek olup bu enerjiyi tekrar ortaya çıkarabiliyoruz.O yüzden ekip ruhuyla beraber antrenman yapmak her zaman bireysel antrenman yapmaktan daha eğlenceli ve daha kolay.”
Yanındakinin de zorlandığını görmek ve hissetmek bize insan olduğumuzu hatırlatıyor bir nevi.
Bu kadar çok insanın, zorlu bir disiplin olmasına rağmen hibrit antrenmanda buluşması biraz da bundan.
Pes ettiğin yerde kaldırılacağını bilmek, antrenman zor da olsa birinin “hadi” demesiyle yeniden yükselmek, her zorluğun herkes için ama aynı zamanda aşılabilir de olduğunu görmek…
İnsan bir antrenmandan daha ne ister ki?
