Biri koşuya 40 yaşında başlayan diyetisyen bir anne, biri yıllardır sporun içinde olan bir bankacı, diğeri ise disiplinli çalışmasıyla istikrar yakalayan bir satış sorumlusu… 

Üç farklı hikâye, üç kendini koşuya adayan hayat ve üç şampiyonluk. 

Yağmurun etkisiyle ağırlaşan parkur, yarışmacıları fiziksel olduğu kadar zihinsel olarak da test ederken farklı mesafelerde zirveye çıkan isimler aslında aynı soruya cevap arıyordu: Ne kadar devam edebilirim?

120K (kilometre), 61K ve 42K etaplarında birinciliğe ulaşan üç sporcu; farklı hayatlar, farklı meslekler ve farklı hikâyelerden gelseler de aynı noktada buluştu: vazgeçmemek.

Dünyada dayanıklılık sporu trendi giderek büyüyor. Doğal arazilerde yapılan patika yokuşu ya da trail olarak adlandırılan bu spor Türkiye’de de giderek popülerleşiyor. 

Trail denilince Efes Ultra Maratonu da ilk akla gelen parkurlardan. Ancak Efes, bu yıl sadece zorlu parkurlarıyla değil, sporcuların sınırlarını zorlayan hikayeleriyle de dikkat çekiyor. 

“40 yaşımdan önce maraton koşmalıyım”

120 kilometrelik parkurda kadınlar genel klasman birincisi olan diyetisyen Fatma Nur Baysal için bu yarış yalnızca fiziksel bir mücadele değildi. 40 yaşında, bir çocuk annesi olan Baysal, koşuyla tanışmasının hayatında bir kırılma yarattığını anlatıyor:

“Genel olarak iş ve akademik odaklı bir yaşamım vardı. Tamamen ev, iş, arkadaşlar arasında giden ve başka bir şeyle uğraşmayan biriydim. 40 yaş yaklaşınca belki orta yaş sendromudur bilmiyorum ama ‘40 yaşımdan önce maraton koşmalıyım’ diye aniden bir karar verdim. Anksiyetemle baş etmek için üç sene önce koşuya başladım. Aslında hâlâ çok amatörüm diyebiliriz.” 

İlk derecesini 2024 yılında Ultimate Cunda koşusunda almış. 24K parkurunda yaş kategorisinde ikinci olmuş. Yarış sonrası iki adet pelvis stres kırığı yaşaması onu üç ay koşudan uzak tutmuş.

“Her şeye ara verdim. Tekrar geri dönmek ve o korkuyu yenmek, her şeye sil baştan başlamak benim için çok ama çok zor oldu. Ve tüm planımı baştan ve daha doğru şekilde yapmaya karar verdim. Tüm antrenman programımda bir revizyon yaptım.

Daha sonra Nif Ultra, Sapanca Ultra, Kanyon Ulubey maratonlarında da dereceler almış.

Efes’te 120 kilometrelik parkura kaydolurken aslında bir yarıştan çok daha fazlasını göze aldığını söylüyor: 

“Bir yarışa değil, yaşayacağım fiziksel ve mental değişimlere kaydoluyorum gibi hissediyorum.”

Zorlu hava koşullarının yarışı daha da ağırlaştırdığını belirten Baysal, çamur ve su geçişleri nedeniyle parkurun beklenenden çok daha zor hale geldiğini ifade ediyor: 

“Bu yarışı dönüm noktası gibi düşündüğüm için sabah çok heyecanlıydım. Startta gözlerim doldu hatta eşime baksam ağlayacaktım. Çok zorlayıcı bir gündü gerçekten. Kıyafetler, yelek ıslanınca taşıdığımız yük arttı, çamur balçık olan kaygan zemin her adımda stabilizasyon gerektirdiği için dizlere ve kalçaya binen yük çok arttı. Dolayısıyla yarış zaten 50K’da 100K’lık bir yarışa eşdeğer zorluk seviyesine ulaşmıştır bence.”
Fatma Nur Baysal

Baysal, parkurun tüm bu zorlu koşullarına rağmen yarış boyunca bırakmayı hiç düşünmemiş.