Kısa süre önce 2026'da Türkiye siyasetinde sıkça Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Necmeddin Bilal Erdoğan’ı konuşacağımıza kani olduk. Bu da bizi memleketteki diğer “babalar ve oğulları” üzerine hafıza tazelemeye, oturup üzerinde düşünmeye sevk etti.

Bu cümleden mülhem cinsiyetçilik yaptığımızı düşünmeniz bizi üzer.
Kadın örneği olsa ne âlâ ama mevcut değil.
Siyasetçi babaların siyasetçi kızları var, şükür.
Lakin babalarının ardından liderlik iddiasında bulunmuş kadın henüz yok maalesef.
Öte yandan bu durumun Türkiye’ye özgü olmadığını hatırlatmak gerek.
Amerika’da baba oğul Bush’lar, Yunanistan’da Papandreu’lar, Azerbaycan’da Aliyev’ler, Suriye’de Esad’lar, Kuzey Kore’de Kim’ler gibi babalarının izinden gitmişler var. Tabii dünyada kadınlardan örnekler de mevcut. Fransa’da Le Pen’ler, Pakistan’da Butto’lar…
Şu sıralarda Türkmenistan ve Tacikistan devlet başkanları da koltuklarını çocuklarına devredeceklerine dair ülke ve dünya kamuoyuna ısındırma hareketleri yaptırmakta.
Sultanlıkları, emirlikleri, hâlâ ayakta duran krallıkları da saymıyoruz.
Var böyle bir durum.
Siyasetle yoğrulmuş hanelerde olağan da bir yandan.
Ebeveyninin yaşadıklarından ve yaşattıklarından sıdkı sıyrılmamış çocuklar için belki bir tür ödev ya da sorumluluk da olabilir siyasete girme tercihi.
Sadece anneleri, babaları siyasetçi diye çocuklarının siyaset yapması kötü, yanlış ya da uygunsuz da sayılamaz.
Ancak şu da bir gerçek ki, arkadan gelenler siyaset yapmak için öne çıktıklarında işleri o kadar da kolay değil.
Çünkü sizden öncekinin yaptıkları ya da yapmadıkları size bakiye. Bu, çoğu zaman avantaj da değil. Öncül iyiyse onu aşmak, kötüyse onun yükünü de taşımak zorundasınız. İyi ya da kötü bir de sürekli karşılaştırılacaksınız, hem yandaşlarınız hem karşıtlarınız tarafından.
Her hal ve şartta ise bir sonraki kuşak, eğer siyasette gerçekten iddia sahibiyse sadece bir mirasyedi olmadığını da ispat etmek zorunda. Çünkü üzerine eklemedikçe miras hızla erir.
Zoraki siyasi: Erdal İnönü
Aktaracağımız örnekler arasında siyasete belki de hiç heves etmediği halde kendisini orada bulan tek isim Erdal İnönü.
İsmet İnönü, Türkiye Cumhuriyeti’nin “İkinci Adamı”.
Atatürk döneminde 15 yıl başbakanlık yapmış, onun ölümünden sonra cumhurbaşkanlığına gelmiş, muhalefeti de tatmış, ölene kadar siyaset yapmış bir baba.
Ancak Milli Şef’in üç çocuğu da onun izinden gitmek gibi bir hevesin içinde olmadı.
İnönü’nün ilk oğlu Ömer İnönü, eğitimini tamamladıktan sonra iş insanı oldu ve siyasete hiç bulaşmadı.
12 Eylül 1980 Askerî Darbesi olmasaydı, muhtemelen ikinci oğlu Erdal İnönü de siyasetin kıyısından bile geçmeyecekti.
Kendi halinde, mütevazı bir fizik profesörüydü.
Darbeden sonra partilerin kapatılması ve birçok CHP’liye siyasi yasak getirilmesi nedeniyle, kendisine yapılan çağrılara kulak vermek zorunda kaldı.
1983’te Sosyal Demokrasi Partisi’nin (SODEP) Kurucu Başkanı oldu. Darbecilerin vetosunu yedi. Bunu fırsat bilip ceketini alıp gitmek istese de bir süre sonra kendini yine partili buldu.
