28 Şubat’tan beri Amerikan basınının da doğal olarak bir numaralı gündemi, tüm dünyada olduğu gibi ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaş. Fakat ABD yönetimi, savaşın gidişatının Amerikan basınına yansıyış şeklinden rahatsız. Bunu en son dile getirenlerden biri, Trump’ın “Savaş Bakanı” Pete Hegseth. 

Hegseth, 13 Mart Cuma, yani savaşın ikinci haftasının dolduğu gün yaptığı açıklamada, İran’a karşı savaşta “benzeri görülmemiş bir başarı” sağladıklarını iddia etti. Gazetecileri de Washington’ın “sahadaki kazanımlarını küçümsemekle” suçladı. Hatta televizyonlara manşet önerileri yaptı, ekrana “İran giderek daha çaresiz” diye yazabileceklerini söyledi.  

Ama Amerikan basınında sahadaki gerçekliğin, Beyaz Saray veya Pentagon’dan gelen açıklamalarla uyuşmadığına dair yazılar artıyor. The New York Times, “Editöryal kurul” imzasıyla bir yazı yayınladı. Kurul; uzmanlar, araştırmacılar ve yazarlardan oluşuyor. Yazının başlığını biz de kullandık: “Trump Bu Savaştan Laf Cambazlığıyla Sıyrılamaz” 

“Ortada bir plan yok”

Yazıda, Trump’ın, stratejisini Amerikan halkına ya da dünyaya açıklamadan İran’a karşı savaşa girdiği belirtiliyor. Ve şu tespitler yapılıyor: “Şimdi ise aslında pek de bir stratejisi olmayabileceği anlaşılıyor. Savaşın ilk haftaları güven vermiyor. Aksine, Beyaz Saray’daki perde arkası planlamanın da kamuoyuna yansıyan davranışlar kadar pervasız olabileceğini gösteriyor.” Yazıda öne çıkan noktalardan biri şöyle: 

“Savaşın başlamasından neredeyse üç hafta sonra, Trump’ın İran rejiminin çöküşünü nasıl sağlayacağına dair —ki bunu hedeflediğini söylemişti— ortada bir planı yok. Eğer hedefi daha sınırlıysa, örneğin İran’ın nükleer materyallerine el koymaksa, bunu nasıl başaracağına dair inandırıcı bir yol haritası sunmuş değil. Ayrıca Ortadoğu’da bir savaşın öngörülebilir sonucu olan petrol arzındaki aksama, fiyat artışı ve küresel ekonomiye zarar gibi etkiler için de hazırlık yapmadı.”
İran: Savaşın ikinci haftasında ne oldu?
İsrail ve ABD’nin İran’a açtığı savaşın, bitmek şöyle dursun, derinleşerek yayılma ve bir dayanıklılık rekabetine dönüşme ihtimali savaşın ikinci haftasında en çok üzerinde durulan analizlerden oldu. Fayn, gerçek uzmanları ve onların tartışmalarını takip etti, okurları için derledi.

Yazıya göre bu savaş, Trump’ın başkanlığına özgü “kaotik” ve “egosuna dayalı” yaklaşımın bir örneği. Savaşı başlatma kararı alırken de önceki başkanlara kıyasla daha dar bir danışman çevresiyle konuştuğunu ve itirazlarla olası sorunları ortaya çıkarmayı amaçlayan “titiz süreci” devre dışı bıraktığı kaydediliyor. Yazıda Trump hakkındaki şu vurgu da önemli: 

“Savaşın hedeflerine neredeyse ulaşıldığını iddia etmek gibi çelişkili ve gerçek dışı açıklamalar yaptı. Hedef şaşırmış bir Amerikan füzesinin neden olduğu onlarca İranlı okul çocuğunun ölümünü dünya kamuoyundan gizlemeye çalıştı. Neredeyse her gün, devletin en kritik meselelerinde neden kendisine güvenilemeyeceğini gösteriyor.”

The New York Times, “giderek daha açık hale gelen gerçek şu” diyor: “ABD Başkanı, nasıl bitireceğini bilmeden bir savaş başlattı.” 

“Trump’ın kibri”

Yazıya göre Trump, rejim değişikliğinin normalden daha kolay gerçekleştirilebileceğini sandı. Bu noktada da “Trump’ın kibri” vurgusu yapılıyor, “Sadece hava gücü neredeyse hiçbir zaman bir hükümeti devirmeye yetmez. Devlet gücünü ele geçirmek ve yeni bir lider yerleştirmek için sahada asker gerekir” deniliyor. Buna geçmişten Afganistan, Irak hatta Vietnam örnek olarak gösteriliyor ve şu anki duruma dair bir resim çiziliyor: 

“Bu tarihsel gerçeklere rağmen Trump ve İsrail Başbakanı Netanyahu rejim değişikliği hayalleri kurdu. Bazen İran’daki Kürt azınlığın silahlandırılması ya da devrik şahın oğlu Rıza Pehlevi’nin geri dönüşünün hızlandırılması konuşuluyor. Bazen Trump, İran güvenlik güçlerini saf değiştirmeye ya da halkı yönetimi devirmeye çağırıyor. Bunların hiçbirinin işe yaradığına dair kanıt yok.” 

“Trump çaresizlik izlenimi veriyor”

Bir başka konu da petrol fiyatları. Ortadoğu’daki savaşların, daha önce de petrol fiyatlarını yükselterek ekonomik sarsıntı yarattığı biliniyor. İran’ın da Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğini kısıtlayarak bunu tekrarlama imkanı vardı ve bu biliniyordu. Trump bu riski görmezden geldi. Üstelik bunu, savaş öncesinde en üst düzey askerî danışmanı General Dan Caine’in uyarısına rağmen yaptı. Gazeteye göre Trump, İran’ın buna fırsat bulamadan teslim olacağını ya da ABD’nin boğazı açık tutabileceğini öne sürdü. 

Petrolün ‘silah’ olduğu yıl: 1973 Petrol Krizi
ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaş petrol fiyatlarında sıçramaya sebep oldu. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması ve misilleme saldırıları derin ve küresel bir petrol krizi endişesi yaratıyor. Bu da akıllara 1973’te, petrol fiyatlarının bir anda 4 kat yükseldiği krizi getiriyor.

Eleştiriler bunlarla sınırlı değil. Şöyle deniliyor: “Trump’ın tepkileri çaresizlik izlenimi veriyor. Rusya’ya yönelik petrol yaptırımlarını geçici olarak kaldırdı, bu bir rakibe verilmiş bir tavizdir.” Yıllardır küçümsediği müttefikleri İngiltere, Fransa, Japonya, Güney Kore, hatta Çin’den bile boğazı korumak için deniz gücü göndermelerini istemek zorunda kaldığı da hatırlatılıyor. 

The New York Times yazıyı, İran savaşının erken dönem gerçekliğinin Trump’ın abartılı söylemleriyle örtüşmediğini vurgulayarak bitiriyor. 

Çin uyarısı

Washington Post’taki bir görüş yazısı da dikkat çekici. Yazıyı kaleme alan, eski bir ABD Hava Kuvvetleri pilotu ve Atlantic Council’de kıdemli araştırmacı olarak çalışan Nolan Peterson. 

Peterson, İran’ın da kullandığı dronlardan bahsediyor. Dronların her türlü güvenlik hissini yok ettiğini belirtip Çin ile çıkabilecek olası bir savaş konusunda uyarıyor: 

“Amerikan F-35leri ve B-2’leri hâlâ düşman hava kuvvetlerini ezebilir, ancak bu küçük taktik dronların uçtuğu alçak irtifa hava sahasını kontrol ettikleri anlamına gelmez. Geleneksel hava gücü, İran’ın dron saldırılarıyla ölüm ve yıkım yaratmasını durduramadı. İran’daki son iki hafta, esasen füze ve insanlı savaş uçaklarını düşürmek için tasarlanmış pahalı ve gelişmiş hava savunma sistemlerinin, görece ucuz Şahid dronlarına karşı hızla tükenmesinin sürdürülemez olduğunu gösterdi. Eğer aynı hatayı Çin’le bir savaşta tekrarlarsak, bedeli felaket olur.”

Trump’ın başlattığı bu savaş nasıl bitecek, sonunda kim, ne kazanmış olacak? Tüm bu soruların hâlâ cevabı yok.

💡
Fayn, güç sahiplerini denetlemek, bakış açılarımızı genişletmek, yankı odalarının duvarlarını yıkmak ve 21. yüzyılın enformasyon karmaşasına direnebilmek için var. Fayn’a sınırsız erişim için abone olun.
Bağlantı kopyalandı!