Oscar adayları açıklandı ve herkes şok: Sinners (Günahkarlar) diye bir film 16 adaylıkla Oscar’a damgasını vurdu. Herkes One Battle After Another etrafında kamplaşmışken, Marty Supreme’in coşkusuna kapılmış, Sentimental Value’yu övmelere doyamazken aradan Günahkarlar (Sinners) fırladı ve adını zirveye yazdırdı.
Film, sinema tarihinde 14 Oscar adaylığı elde eden All About Eve, Titanic ve La La Land’e 2 fark attı. Üstelik korku türünde bir film ve oyuncu kadrosunda da o büyük yıldızlardan yok.
Peki nasıl oldu da oldu?
Sürpriz gişe başarısı
Sinners’ı ülkemizde sadece 36 bin kişi izledi ama film birçok ülkede çok başarılı oldu. ABD’deki gişe başarısı gerçekten muazzam. 280 milyon dolar kazandı film ve yılın en çok izlenen 8. filmi oldu. Usta yönetmen imzası taşıyan ve yıldız oyuncularla dolu olan One Battle After Another’ın dört katı seyirciye ulaştı.
Daha da önemlisi şuydu: İlk 10’da bir seriye, bir oyun ya da süper kahraman markasına ait olmayan tek filmdi. Ne bir roman ne bir çizgi roman uyarlaması, tamamen sinema için yazılmış, çekilmiş, yepyeni bir film.
Üstelik Sinners ticari sinema kodlarının peşine takılmıyor, kısık ateşte pişen arthouse filmleri gibi ağır ağır seyirciyi ele geçiren bir tarzı seçiyor.
Tüm bunları denkleme katınca filmin gişe başarısının Akademi üyelerini tavladığını söyleyebiliriz. Sinema salonlarını dolduran özgün ve derin bir film bugünlerde karşınıza pek çıkmıyor.
Eski usul görsel şölen
Birçok film için “görsel şölen” klişesi söyleniyor tabii ama Sinners gerçekten öyle. Hem de eski tarz bir “görsel şölen” bu.
Salonda izleyenler daha iyi fark etmiştir, filmin sinematografisi o eskiden izlediğimiz dev Hollywood yapımlarının ayarında. 1930’lar Amerikası muhteşem kadrajlarla karşınızda.
Hiçbir şey yapay değil gibi, günbatımı sahneleri var, güneşin batış süresi çok kısa olduğundan bu sahneler hep set ışıklarıyla, çeşitli numaralarla çekilir, o sahneler bile gerçek hissettiriyor.
Kadın görüntü yönetmeni Autumn Durald Arkapaw’ı Beastie Boys Forever belgeselinden ve yine yönetmen Ryan Coogler’la çalıştığı Black Panther: Wakanda Forever filminden hatırlıyoruz ama asıl Sinners’taki işi gerçekten çok özel.
Kodak’ın bu film için ürettiği 65 mm’lik yüksek çözünürlüklü peliküle çekilen film aynı zamanda bir kadının çektiği ilk IMAX filmi oldu.
Netflix’in dayattığı renk filtresinden sıkılan, dijital çekilen ya da analog çekilip dijitale basılan filmlerden sonra Sinners o eski sinema büyüsünü yaşatan filmlerden biri oldu.
Filmin kusursuz zanaatı ve kasting
Sinners sadece görüntü yönetmenliğiyle değil, kostümünden saç-makyajına, dekorundan kurgusuna kadar prodüksiyon tasarımının her noktasıyla hayranlık uyandırmayı başardı. Zanaatı, işçiliği kusursuz bir film.
Film bu sene eklenen yeni bir kategori olan En İyi Kasting’de de aday oldu. Bu kategoriyle Akademi hem kasting direktörlerini hem de oyuncu kadrosunun tamamını ödüllendirmeyi hedefliyor.
