Merhaba
Fayn Haftalık’ın 101’nci sayısına hoş geldiniz.
Bu hafta bizim diziler neden böyle, köprüyü satmasak olmaz mı, Grok’un neresi doğru, menopoz nasıl dev bir pazara dönüştü gibi soruların cevaplarını aramaya talibiz.
Hazırsanız başlayalım.
Patron kanlı son istiyor
Türkiye’de son yıllarda ana akım TV’ye ağırlığını koyan iki dizi türü var: Muhafazakar - seküler kesim arasındaki çatışma ve hayat tarzı farklılıklarını yansıtan diziler ile mafya dizileri. Öpüşmenin, içki içmenin, renkli giyinmenin “aile yapısına aykırı” bulunduğu ve ceza aldığı ortamda toplumu kutuplaştırmak ya da suçu gurur duyulacak bir şey, bir “adamlık” gösterisi olarak göstermek serbest. Zehra Çelenk bu yapımları Fayn için inceledi.

“Köprü kavgasının” uzun tarihi
“Satarız alan da çıkar.”
“Satamazsınız beyefendi satamazsınız.”
“Satarız gayet de güzel satarız.”
Turgut Özal ve Necdet Calp’in 1983’te yaptığı tatlı tartışma arşivlerde duruyor. Köprüyü satma tartışmasıysa yeni versiyonuyla sürüyor. Yeni versiyon her konuda olduğu gibi bu konuda da eski versiyondan farklı. Eskisi iyi kötü eğlenceliydi. Katılmasanız da tartışma içinde sizi gülümsetmeyi başarıyordu. Yavuz Sinangil bizi köprü satma tartışmalarının tarihinde bir gezintiye çıkarıyor.


Amazon EcoRest Projesi'ni duyurdu: Deprem sonrası doğayla birlikte iyileşmek


Bir afet yaşandığında geride kalan etki, çoğu zaman suyun üzerine bırakılmış bir damla boya gibi. Yaşandığı ilk an yarattığı yıkım ile acil insani ihtiyaçlar, yerini zamanla çepere doğru genişleyen ama etkisi silinmeyen sorunlara bırakıyor. Bu nedenle afetten sonraki toparlanma süreci de yalnızca beşeri yaşamın eski haline döndürülmesine yönelik çalışmaları değil; bütün ekosistemin işleyişini onaracak, doğrudan gündelik hayatlara dokunacak düzenlemeleri kapsıyor.
Adıyaman’ın Yukarı Nasırlı köyünde, Amazon’un Birleşmiş Milletler Kalkınma Fonu’na hibesiyle hayata geçen EcoRest Projesi, ekolojik onarımı ekonomik iyileşmeyle birlikte ele alarak yeni bir afet sonrası yaklaşımı denemeye hazırlanıyor.

ABD’nin hırsını alamadığı ülke: Küba
ABD’nin koskoca bir kıtayı “arka bahçe” olarak görmesi kıta ülkelerinin hayatlarını yüz yıldan uzun süredir zorlaştırıyor. Seçilmiş hükümetlere müdahaleler, şirketler eliyle ekonomi sömürmeler, daha da olmadı ambargolar… Bu politikanın en sert hissedildiği yer elbette Küba. Özellikle de son dönemde… ABD bu kez ülkenin hastanelerini, okulları ve tarlaları elektriksiz bıraktı. Venezuela müdahalesinin ardından petrol sevkiyatının da kesilmesi 76 yıllık kuşatmayı ölümcül bir eşiğe taşıdı.




