Sokaklarımızın özellikle çocuklarımız için giderek tehlikeli bir yere dönüştüğünü görüyor, hissediyoruz. Pazarda alışveriş yaparken 24 Ocak 2025’te saldırıya uğrayan ve sonra hayatını kaybeden 15 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi, 14 Ocak 2026’da yine sokakta öldürülen Atlas Çağlayan örnekleri, bazı ergen gençlerin kavgaya karışmaya hazır tutumları hepimizi tedirgin ediyor.
Bu sokak şiddeti, gençlerin dahil olduğu suç örgütleri ve her gün yenisini duyduğumuz güvenlik operasyonları sayesinde çok yoğun olduğunu anladığımız uyuşturucu ticareti artık münferit olaylar değil, yapısal bir dönüşüme işaret ediyor.
Bu yapısal dönüşümün ana unsurlarından biri de yeni nesil çeteler.
Bunları geleneksel mafya tipolojisinden ayıran en büyük özellikleriyse, düşük yaş ortalamaları ve sosyal medya kullanımına duydukları merak. Bir de çoğu çizgi filmlerden esinlenen adları: Daltonlar, Casperlar, Redkitler…
Savcılık iddianameleri, dava dosyaları ve saha gözlemleri de özellikle 15–25 yaş arası binlerce çocuk ve gencin bu yapılara yöneldiğini gösteriyor. Geçtiğimiz günlerde çıkan Casperlar iddianamesi de bu gerçekliği yeniden ortaya koyuyor.
Yeni Nesil Çeteler kitabının yazarlarından, gazeteci Sadık Güleç ile Casperlar iddianamesinden yola çıkarak Türkiye’de suç örgütlerinin geçirdiği dönüşümü konuştuk.
Zira bu dönüşüm yalnızca güvenlik meselesi değil; yoksulluk, eğitimden kopuş ve geleceksizlikle de ilgili. Güleç’e göre, Türkiye'nin yoksul mahallelerinde, varoşlarında bir gençliği kaybetmek üzereyiz.
Sokaklarda büyüyen bu yapı artık geri dönülemez bir yolda mı meselesini birlikte ele aldığımız Güleç, başka bir endişesini daha dile getirdi:
“Benim en büyük korkum Latin Amerika'daki kartel gibi bir oluşumun, Türkiye'nin yoksul mahallelerine, sokaklarına hakim olması. Yani devletin müdahale edeceği noktayı geçmiş miyiz sorusu benim için de büyük bir soru işareti.”
Kısa bir süre önce de yeni nesil çetelerden Casperlar hakkında yeni bir iddianame çıktı. İddianamede savcılık bir tespitte bulunuyor. Örgüte katılan 15–25 yaş arası gençlerin ailevi sorunlar yaşadığını, ekonomik sıkıntılar içinde olduğunu ve toplumda saygın bir yer edinme arzusunun örgüt tarafından kullanıldığını söylüyor. Bu tür profilleri siz uzun süredir sahada gözlemliyorsunuz. Bu gençleri suça iten ortak bir sosyoekonomik ve psikolojik zemin var mı?
Casperlar soruşturmasına bakan savcının yaptığı tespitlerle diğer çete soruşturmalarına bakan savcıların yaptığı tespitler aslında çok benzer. Zaten bu yüzden bizler de savcılar da yeni nesil çete kavramını kullanıyoruz. Daltonlarda, Barış Boyun çetesinde, Baygaralarda, Redkitlerde savcıların yaptığı ortak birkaç tespit var. Birincisi, yaş ortalaması çok düşük. Çetelerin büyük bir çoğunluğu 15-25 yaş arası gençlerden oluşuyor. Liderlik düzeyinde de yaş ortalamaları çok düşük. Barış Boyun dışında diğerleri 25, 26, 29 yaşlarındalar.
İkincisi, sosyal medyayı çok iyi kullanıyorlar. Aslında bir tür gençlik örgütlenmesi bunlar.
Bu çeteleri ortaya çıkaran sosyo-ekonomik koşulların başında yoksulluk ve ekonomik krizi var ama tek neden de bu değil.
Yoksulluğun dışında hangi faktörler sayılabilir?
Türkiye'de yoksulluk hep vardı. Ama hiçbir zaman mafya, yeraltı dünyası, özellikle geleneksel mafya dediğimiz örgütlenmeler Türkiye'de sokaklarda bu düzeyde bir yatay örgütlenmeye sahip olmamışlardı. Çok büyük sayılardan söz ediyoruz.
Bunun temel nedenlerinden birisi de gençliğin artık kendisini ifade edecek sosyal, kültürel hiçbir ortamının olmaması. Avrupa'da da yoksul gençler var, işçi sınıfından ya da daha alt sınıflardan. Ama onların önünde bir gelecek tahayyülü, birtakım olanaklar vardır. Türkiye'de bu gençlerin siyasal partilerde, sportif faaliyetlerde ya da edindikleri mesleklerde gelecekleri yok ve bunun farkındalar. Bu da onların kendi aralarında yatay bir örgütlenme yaratmalarına neden oldu.
Yeni nesil çetelerin özellikle 2018’den sonra güçlenmeye başlamaları, bu yıldan sonra ortaya çıkan kriz ve pandemiyle de bağlantılı. Pandemiyle birlikte gençlerin eve kapanmaları, bilgisayar, internet başında çok zaman geçirmeleri, kendi aralarında dijital bir etkileşimi de beraberinde getirdi.
Bir de tabii 15-16 yaşındaki çocuklar yoksullukla birlikte bu mahallelerde kendi sosyal konumlarını, sosyal statülerini yükseltecek bu tür eylemlilik, örgütlenmeler içerisine giriyorlar. Yani onlar için suç işlemek, Daltonlar, Casperlar, Redkitler içerisinde yer almak, aynı zamanda sosyal statüleri açısından akranları arasında bir prestij anlamına geliyor. Bütün bunları bir araya getirdiğimiz zaman da binlerce gencin katıldığı bir örgütlenme modeli karşımıza çıkıyor.

Aslında bir Türkiye tablosu çiziyorsunuz. Bütün bu ekonomik kriz, hayat pahalılığının yanı sıra son dönemde aşınan bir liyakat duygusu da var. Özellikle yargı başta olmak üzere kamu kurumlarına duyulan güvensizlik de had safhaya ulaşmış durumda. Yeni nesil çetelerin büyümesini, Türkiye'nin geldiği bu eşik açısından nasıl okumak lazım?
Bu söylediğin çok önemli. Mesela şimdi MESEM’leri (Mesleki Eğitim Merkezleri) tartışıyoruz değil mi? Ben çete davalarını izlerken bu çocukların öğrenim durumlarına, mesleklerine çok dikkat ettim. Önemli bir bölümü okulu yarım bırakmış. Bunun takibi de yapılmamış. Parçalanmış ailelerden çocuklar var. Ama en önemlisi MESEM’lerden çok çocuk var. Tekstil sektöründe çalışan çocuklar çok fazla. Bu da şu anlama geliyor: Merdiven altı atölyelerde çalışan çocuklar. Dolayısıyla bu çocuklar şunun farkındalar: Sistem içerisinde herhangi bir gelecekleri yok.

