Tarih 5 Ağustos 2018. Güneşli bir Caracas sabahı. Arkasında onlarca general, önünde geçit töreni için hazırlanmış binlerce asker bulunan Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ateşli konuşmalarından birini yapıyor.
Ancak dinleyenlerde duygu patlaması yaratan bu konuşma, aniden gerçek patlama sesleriyle kesiliyor.
2-3 saniyelik şokun ardından bunun bir suikast girişimi olduğu anlaşılıyor.
Bu kısa sürede belki de Maduro’nun hayatı bir film şeridi gibi gözlerinin önünden geçiyor.
23 Kasım 1962’de yoksul bir işçi ailesinin evinde başlayıp devlet başkanlığına uzanan bu filmin birkaç gündür izlediğimiz, gerilim ve aksiyon dolu son sahneleri başka bir devlet başkanının yönetmenliğinde çekildi.
Maduro’nun Caracas’ta başlayıp şimdilik New York’ta devam eden hayat hikayesindeki dönüm noktaları da bir o kadar gerilim ve aksiyon dolu.
Yoksul El Valle mahallesinin gürbüz çocuğu
Venezuela’yı 14 yıla yakın bir süre yöneten 63 yaşındaki Maduro’nun siyasi kariyerini, doğup büyüdüğü işçi mahallesi El Valle şekillendirdi.
Coğrafya kaderdi ve o mahallede yaşayan birçok arkadaşı ve akrabası gibi Maduro, sol fikirlerle henüz çocukken tanışmıştı.
Gittiği lisedeki öğrenci birliğinin başkanlığı, onun ilk liderlik deneyimiydi. Uzun boylu ve iri yapılı bu genç, heybetli görünümü ve insanları uzlaştırıcı yapısıyla nam salmıştı.
Rock müzik tutkunu Maduro, Led Zeppelin grubunun sıkı bir hayranıydı. Bir dönem profesyonel müzisyen olmayı düşünse de bu fikirden vazgeçip Caracas Metro Şirketi’nde şoför olarak çalışmaya başladı.
Hayallerinin izinden gidemese de babasının izinden giderek sendikalaşmanın yasaklanabildiği bir zamanda şirketin ilk gayrı resmi sendikasını kurdu.
Maduro’nun hayatında siyaset, her geçen gün daha fazla yer kaplıyordu. Çünkü ülke şartları bunu gerektiriyordu.