29 Mart sabahından günaydın. Yerel seçimlere sadece iki gün kaldı. Havada “1994 ruhu” tartışmaları var. Adaylar oradan oraya koşturup bağıra çağıra miting yapmaktan bitkin düştü. Sonra birkaç gün tatil yaparlarsa çok da kızmamak lazım.
Nereden mi biliyoruz; ölçtük de ondan.

Fatma Yörür, Ekrem İmamoğlu ve Murat Kurum’un seçim kampanyasını verileştirdi; adayların hangisi kaç kilometre yaptı, hangisi en çok hangi lafı etti, hangisinin kelime haznesi daha zengin? Tek tek saydık, inceledik ve görselleştirdik.

Türkiye, İstanbul’dan ibaret değil elbette. Bu seçimler hakkında hafızanızda yer edecek ruh halini kavrayabilmenizi sağlayacak bir yerel seçim derlememiz de var.
Partilerin, ittifakların ve adayların motivasyonları, stratejileri, benimsedikleri yollar, aldıkları riskler… Seçimden sonra hepsinin bir karşılığı olacak.

Sadece bugünde kalmadık, Türkiye’de yerel siyasete damga vurmuş geçmiş seçimlere de uzandık. Yazıyı okuyunca bu 94 ruhu diyenler ne kast ediyor, 89’da ne olmuştu diye sormanıza gerek kalmayacak. 32 kısım tekmili birden burada. Ta 1963’ten başlayarak 1 milyon gecekondu için imar affını hangi seçimde kim çıkardı dersiniz? Elbette ANAP.

Seçim günü için bir de eğlencelik başlangıç paketi yazısı yazdık. İlk bakışta mevcut kutuplaşmayı derinleştirmeye yelteniyor gibi gözükse de, öyle değil. Bu üzerimize yapışan onlarca kiloluk etiketleri biraz tiye alıp hafifletelim dedik. Muhtar sürprizli.

Bu seçimler de geçince, artık bir fevkaladelik daha yaşamazsak, 2028’e kadar sandık yüzü görmeyeceğiz; ki malum, biz sandık severiz.
Bu seçimsiz dört yılın havasıyla iktidarın kemerleri iyice sıkacağı beklentisi ürkütüyor. Ama konuşulacak başka şeyler de var. Onlardan biri, gizli iktidar olduğu söylenen Devlet Bahçeli.
Bahçeli Türkiye siyasi tarihinin en enteresan figürlerinden biri. Nümerolojiye düşkünlüğü ve epey şahsi telaffuz tarzı bir yana, hangi koalisyona dahil olsa uzun vadede zarar uğrattığı da konuşuluyor. Sizler için hem karanlık hem renkli bir Bahçeli portresi hazırladık. Vallahi canımız çıktı; izleyin.

Açıktan söylemiyorlar, ama Türkiye’de iktidar muhalefet fark etmeksizin, çoğu yerel yönetim kapitalist tükenişe alternatif oluşturabilecek bir kent vizyonuyla gelmiyor. Gelse de kalamıyor. Kent politikaları uzmanı Ulaş Bayraktar, aldı kalemi eline ve ortalama bir belediye başkanı dürüst olsa neler söylerdi, arka arkaya dizdi. Adını da “kapitalist kentsel devrim” koydu. Gittiğiniz her metreden vergi kesilecek bisiklet yolları için okuyun; bir gün gerçek olabilir.

Biz yerel seçimlere giderken bir yandan merkezi hükümette ve dünyada da bir şeyler oluyor.
Ayşe Karabat, seçim gündeminde arada kaynamasın diye, Türkiye’nin son dönemde Irak ile tutturduğu yeni diyaloğun kodlarını çözdü. Karabat’a göre “bana güvenlik ver, ben de sana kalkınma getireyim” diye özetlenebilecek mutabakat, göründüğü kadar sorunsuz ilerlemeyebilir.

Hemen içiniz şişti değil mi?
Seçimsiz bir hafta sonu geçirmek isteyenler için kadim bir sorunun yanıtı burada: Buz gibi havaları ve mesafeli insanlarına rağmen kuzey ülkeleri neden mutluluk endekslerinde hep üstlerde?
Biz saadetle neşeyi karıştırıyoruz da ondan.
Sosyal devlet, gelecek endişesi olmadan yaşamak ve kapsayıcı kamu hizmeti, yaşamdan genel hoşnutluğu roketliyor.



Denizin Uzun Taçyaprağı, Isabel Allende
Telefon elinizden düşmüyor; seçimler de kapıya dayandı, ekrandan uzak kalmak güç. Ama bu aralar okumayı yeniden sevmeye çalışanlar için harika bir önerimiz var. Isabel Allende’den Denizin Uzun Taçyaprağı. Neden mi? Herhangi bir zamandaki siyasal durum, o siyasetin bir parçası olmadığımız halde, hayatımızı hiç olmadık yerlere savurduğunda, durumla baş etmeyi, yahut çareyi dostluklarda ve aşkta bulmayı, dahası direnmeyi öğrettiği için… Üstelik nefis bir anlatımla.
Haftaya görüşmek üzere.
