Çok değil birkaç sene önce, ortasında koca bir limon ağacının bulunduğu avluda, bir grup yaşlı bastonlarına dayanmış, içlerine akıttıkları gözyaşlarıyla bir zamanlar yuva dedikleri bu mekanda geçmişin izlerini arıyordu. İsrail'den gelen bu hüzünlü turist kafilesinde, çocukluğunu bu avluda geçirmiş olanlar da vardı, düğünlere, eğlencelere katılmış olanlar da.
Otelde kalan genç Afrikalı göçmenlerin kayıtsız bakışları altında bir zamanlar bisikletlerini sürdükleri, top oynadıkları bu avluda bir süre sessizce oturdular.
Onlar geçmişte kaybolmuşken avluya bakan odalardan birinin kapısı açıldı. Ufak bir mutfak tüpünün olduğu masanın üzerindeki radyodan İbrahim Tatlıses'ten “Canım dediklerim canımı aldı”' diye başlayan ezgi ortalığı kapladı. Otelin müdavimlerinden Mersedes Ali'nin odasından geliyordu ses.
Az ileride sükunet içinde geçmişin seslerini arayan yaşlı turist grubunu izledi bir süre Mersedes Ali. Ortamın kasvetini artırmamak için radyonun sesini kıstı. Kapısını kapatıp kendi dünyasına daldı.
Sefarad Yahudilerinin yuvasıydı, şimdilerde garibanların durağı
İzmir'in meşhur Kemeraltı bölgesinde, Anafartalar Caddesi’nde yer alan tarihi Manisa Akhisar Oteli'nin avlusundayız. Otelin genç kuşak işletmecisi Ahmet Acar'ı dinlerken, birkaç yıl önce avluda yaşanmış hikayeleri canlandırıyoruz zihnimizde.
İzmir'in kadim topluluklarından Yahudi cemaatinin Kortejo (Avlu) olarak adlandırdığı, Osmanlı döneminde adına Yahudhane denilen, yoksul Yahudi ailelere ev sahipliği yapması için kurulmuş kendine özgü bir yapı burası. Odaları ortak bir avluya açılan, iki katlı, yan yana odaların sıralandığı, şimdilerde ise garibanların yuvası olan tarihi bir otel.
Ne kadar çok müdavim varsa o kadar çok hikaye var burada. Mersedes Ali, Sarı İbo, Yeşilçam'ın kavgacı figüranı Artist Ali ve niceleri…
Belgeselci Canan Altınbudak yaklaşık 11 yıl önce bu mekanı ve o dönem yaşayanları kayıt altına almış. Meraklısı, otelin hikayesini konu alan Bir Avlu Bir Kent belgeselini Youtube'da izleyebilir.
Manisa Akhisar Oteli'ni uzun yıllardır işleten baba Salih Acar, şimdilerde oğlu Ahmet Acar ile birlikte çalışıyor.

Otel, Salih Bey'e dedesinden miras. Dede Salih Zorel aslen Kıbrıslı. 1903 yılında aile önce Antalya'ya, sonra İzmir'e göçüyor. Dede Salih Bey iyi Rumca bildiğinden, İzmir'de kentin Rum esnafıyla hemen iletişim kuruyor ve bir gazoz fabrikası açarak ticaret hayatına atılıyor. Daha sonraki işi ise otelcilik. Manisa Akhisar Oteli’ni, Salih Bey'in ifadesiyle yaşlıca bir Musevi hanımdan devralıyor. Tarih muhtemelen 1922 sonrası. İzmir Yangını ardından kentteki Rum ve Ermeni cemaatinin izlerinin hızlıca yok olduğu (edildiği) dönemler.
