Hava sıcaksa minik topuzu ortada, değilse berenin altında...

Her iki durumda da tebessümü eksik etmediği yüzü gün gibi karşınızda.

Bu kompozisyona gümüş halka küpeleri ve yuvarlak kemik çerçeve gözlükleri eşlik ediyor.

Kendine ait bir çizgisi var. Çizginin dışına çıkan yeleği... 

O da işlevsel olduğu için sırtında.

Hareketlerine yardımcı, İzmir’in ayazına kalkan…

Yaprak Kınay, bir temizlik işçisi. 58 yaşında. Evlere, inşaatlara, bürolara temizliğe gidiyor.

Tek değil, ‘Urla Temizlik Öğrenci İşleri’ oluşumuyla birlikte. 

Bu, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsünde okuyan üniversite öğrencilerinin kurduğu bir oluşum.

Öğrenciler temizlik işlerine giderek harçlıklarını çıkarıyor, Yaprak Kınay’sa geçimini sağlıyor.

Eskiden evine en az üç gün yardımcı alan Kınay, pandemiyle birlikte düzeni değişenlerden. Şimdi, o da temizlik yaparak hayatını kazanıyor.

CV: Tasarımcılık, iş kadınlığı ve 2 dil 

“Temizlik işine girmem elbette çok zor oldu. Kabullenmek kolay olmadı benim için ama işe de ihtiyacım vardı. Şanslıyım herhalde, çok kibar insanlara denk geldim. Onların da yardımıyla yavaş yavaş alışmaya başladım.” 

Yaprak Kınay’ın kazancı yüksek, ithalat ve ihracat yapan bir şirketi vardı.

Bu cümleleri kurabilmesi beş yılını aldı.

Asıl mesleği tasarımcılık. Giysi tasarımı bölümünden mezun.

İlk, orta ve liseyi Fransa’da okudu. Çok iyi derecede Fransızca ve İngilizce biliyor.

Babasının akademik kariyer amacıyla gittiği Fransa ona da altın bileziğini kazandırdı.

Yaprak Kınay’ın babası Profesör Ahmet Münir Kınay. Türkiye’nin önde gelen radyasyon onkologlarından. İsmi pek çok yerde... 

Türkiye’de ilk ‘Radyoterapi Tekniker Ön Lisans Programını’ açan kişi. Türk Radyasyon Onkolojisi Derneğinin de kurucusu.

Profesör Ahmet Münir Kınay, daha nice başarılara imza atmış bir hoca. 

“Annemle babam ben 24 yaşındayken boşandı. Babam çok okuyan bir adamdı. Her tarafından kültür fışkırıyordu. Profesyonel hayatı çok başarılıydı. Birçok öğrenciye önderlik etti, onların önünü açtı, onları yetiştirdi. Ne yazık ki babamı 2025 yılında kaybettik.”

Kırgınlıkları baki...

Tek başına ayakta kalmaya çalışan bir kadın Yaprak Kınay. 25 yıl giysi tasarladı. Deriyle başladı, tekstille devam etti. Çeyrek asrını ışıltılı olarak tanımlıyor. Bol seyahatli, renklerle, kumaşlarla, ipliklerle geçen...

“Moda tasarımcılığı 25 yıl sürdü. Ben çok geziyordum. Fuarlara giderdim çünkü takip etmek zorundaydım. En çok da Almanya’ya gidiyordum, Köln ve Duesseldorf’ta (CPD) olurdu çoğunlukla. Sonra Fransa’ya gidiyordum, Milano’ya gittim. Defileler, organizasyonlar vs. yapıldığı için o renk gruplarına, kumaşlara, ipliklere, aksesuarlara hâkim olmak zorundasınız. 

Çok renkli bir hayattı. Nefes alamıyordum, çok yoğun bir tempoydu. Ama genç olduğum için bedenim anlamıyordu onu. O dönemlerde çok iyi para kazandım.” 

Giysi tasarımına 2006’da veda etmek zorunda kaldı. Sebebini de Türkiye’deki tekstil ihracatının bitmesiyle açıklıyor.

Ona göre Türkiye’nin tekstildeki gücü ihracat kapasitesindeydi. Firmaların üretim için başka ülkeleri tercih etmesi bu gücü yerle bir etmişti. Tabii, onun varlığını da... Ama tasarımcılıktan vazgeçmedi. Çok sayıda afiş, çocuk kitap kapağı tasarladı. 

“Sizinle çalışamayız, yaşlısınız!” 

Pandemi onun hayatında bir milat. Varlığın yokluğa dönüşüyle eş anlamlı.

Koronavirüs salgınında şirketi de kendisi de İstanbul’daydı. İşleri yolunda gitmeyince fesih kararı aldı.

Babasının çağırması üzerinde İzmir’e, Urla’ya yerleşti.

Zaten annesi Rezzan Hanım da buradaydı. Ama koşa koşa geldiği şehir, ona kollarını açıp şefkat göstermekten çok uzaktı.

“Tasarımcılıktan elde ettiğim tüm birikimimi pandemide tükettim. Ciddî maddî sıkıntı içerisine girdim. İzmir’e geldikten birkaç ay sonra iş başvurusunda bulundum ama ‘Yaşlısın’ dediler. Çok şaşırdım bu kadar niteliğe rağmen. Beni görmeden cevap verdiler. O zamanlar böyle çökük de değildim. 2021’de oldu tüm bunlar. 52 yaşındaydım. Bırakın 50’yi... 45’in üzerinde istemiyorlardı.”

Yaşadığı bu acı deneyim, onda farklı kızgınlık ve kırgınlıklara yol açtı. Marûz kaldığı cinsiyet ayrımcılığı ve fırsat eşitsizliğini unutacak gibi değil. Kınay’a göre 50 yaş üzeri istihdamda ayrımcılık çok belirgin.

“Erkek kaç yaşında olursa olsun iş buluyor ama kadın bulamıyor. 57 yaşında bir erkek de yaşlı değil, 57 yaşındaki bir kadın da. Fiziksel olarak belki kadın çok güçlü olmayabilir ama beyin olarak kadın erkekten üstündür, bu bir gerçek yani.”

Bir diğer itirazı da tecrübesinin yok sayılmasına. Birikim, onun için her şey demekti ama işveren niteliğe değil niceliğe bakıyordu.

“Bayağı bir zorluk çektim o dönemde. Maalesef iş bulamadım, niteliklerime rağmen.  İş görüşmesine gittik, annemle beraber. Ben şıkır mıkır giyindim de gittim tabii. Kot firmasıydı, Jean aslında kot değil.  Meğer katlama işiymiş. ‘Yapabilecek misiniz?’ dediler. Yani hiç düşünmediler ‘Bu kadının bu kadar niteliği var, biz bunu başka bir yerde değerlendirelim.’ Çok sığ insanlarımız, öyle söyleyeyim.”

Tecrübesinin farkına varıldığı tek yer çaycılık için yaptığı başvuru.

 Ama bu kez de tecrübesi, talip olduğu işe büyük geldi.

Ya ben çaycılığa bile başvurdum. O zaman da ‘Çok niteliklisiniz, bu niteliklerle nasıl çaycılık yapacaksınız?’ dediler. Birkaç yere CV yolladım, ‘Çok fazlasınız’ dediler. Konuşmama bile fırsat vermediler, tanışmaya bile yanaşmadılar. Şans tanınmaması çok kötü. Başka iş bulamadığım için temizliğe başladım.”

Champs Elysees’ten beyaz sabun kokusuna

Temizlik işçiliği ve karşılığında elde ettiği gelirle tüketim alışkanlıkları da mazide kaldı. Eskiye veda etti etmesine ama özlemi büyük.

En çok da mesleğine ve şık giyinmeye hasret. Yaptığı işten dolayı rahatlık ön planda. Topuklu ayakkabı yerine düz ayakkabı giyiyor. Hatta düz ayakkabı giymekten ayaklarının 1 numara büyüdüğünden şikayetçi.

“Ben çok şıktım, çok güzeldim. Güncel modayı takip ediyordum çünkü üstümü satmak zorundaydım. Ben gerçekten hakkını veriyordum. Bunun övgüsünü de çok alıyordum.  Kendi tasarımlarımı da çok giydim. Çünkü iş görüşmelerinde önce size bakıyorlar, sizi tartıyorlar ‘Bu yapabilir mi?’  diye. Onun için düzgün gözükmek zorundasın. Şimdi çok rahat giyiniyorum, casual giyiniyorum yani günlük.”

Eski güzel günler, yıllarca kullandığı mimoza notalı Champs Elysees parfümü kadar uzak artık. Temizlik işiyle birlikte hayatına giren ikinci koku da beyaz sabun kokusu. Urla’daki aktarından aldığı uçucu yağı şu an vazgeçilmezi.  O minik şişe nelere kadir, bir bilseniz...

“Beyaz sabun kokusu bana her zaman huzur vermiştir. Yaptığım temizliklerde tamamlayıcı olarak kullanıyorum, nasıl mı? Mesela yastık ve yatak başlarına bir iki damla damlatırım. O temizlik kokusu her yere yayılıyor. Sonra parfüm kokusu olarak da seviyorum ve üzerimde taşıyorum o kokuyu. Omuzlarıma birkaç damla damlatıyorum ve temiz temiz kokuyorum.”

Yeniden iş kadınlığa dönüş

İstanbul gibi bir yerde yıllarca tökezlemeden ticari faaliyet sürdürmek hem maharet hem de zekâ ister. Pandemide borçluların ödemelerini geciktirmesiyle yaşanan talihsizlik Yaprak Kınay’ı ticaretten soğutmuş değil.

Disiplinli, azimli. Bugün omuz omuza verdiği üniversiteli gençlerle emin adımlarla ilerliyorlar. Öğrencilerden oluşan ekibin yanında bir de profesyonel kadro oluşturdular. Bu ayrı bir şirket anlamına geliyor. O şirketin ortaklarından biri de Yaprak Kınay. Daha önce sadece sosyal medya ve telefonla iletişim kurulan ‘Temizlik işleri’nin bugün artık ofisi de var. Ofisleri Urla’da.

Renklerin dünyasında bir ‘kedicik’ 

Çizimi bırakmış değil. Tasarımdan farklı bir kulvar belirlemiş artık kendine. Resim yapmayı seviyor. En çok da hareketli resimler yapmayı... Şu an üzerinde çalıştığı ‘Hayvan Serisi’. Hemen arkasından da insan ve yaşam üzerine çalışma niyetinde.

Mecburiyetten başladığı temizlik işini de bırakmaya niyeti yok. Bugünkü gibi yoğun tempoda değil, daha seçici hareket etmek istiyor. Yani seçilen değil seçen olacak. Belirli müşterileriyle devam edecek. O da ne zamana kadar? Cevabı Yaprak Kınay’da: Elden ayaktan kesilinceye... 

FAYN'A ABONE OLUN

Fayn, güç sahiplerini denetlemek, bakış açılarımızı genişletmek, yankı odalarının duvarlarını yıkmak ve 21. yüzyılın enformasyon karmaşasına direnebilmek için var. Fayn’a sınırsız erişim için abone olun.

Bağlantı kopyalandı!

Yazan:

Basak Cubukcu

Basak Cubukcu

Gazeteci, Hikâye Anlatıcı. Mesleğe 1995 yılında başladı. ATV, NTV, CNN TÜRK, Al Jazeera Türk ve Haber Türk’te Kıdemli Haber Muhabiri olarak çalıştı. İnsan hikâyeleri işliyor. Sürekli Basın Kartı ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ödülü sahibidir