İran’ı kimin yönettiği sorusunun cevabı son günlerde çok sık değişiyor. Çünkü ABD ve İsrail, İran'a başlattıkları saldırıda neredeyse hemen her gün İranlı yöneticileri hedef alıyor, öldürüyor. Birçoğu öldürülen Devrim Muhafızları ordusu komutanlarının dışında, İran'ın dinî lideri Ayetullah Ali Hamaney bu saldırılarda hayatını kaybeden en üst düzey yetkili oldu.
Onun yerine lider seçilen oğlu Mücteba Hamaney de bu saldırılardan nasibini aldı. İran yetkilileri, Mücteba’nın, babası Ali Hamaney’in öldüğü saldırıda bacağından hafif yaralandığını ve durumunun iyi olduğunu ileri sürüyor ama kendisinden uzun süredir haber alınamıyor. Bir yazılı açıklama dışında ortalarda gözükmeyen Mücteba Hamaney’in İran’ı yönettiği ciddi ciddi ileri sürülemez.
Son savaş başlamadan önceki dönemde ve savaş sırasında İran'ı “fiilen yönettiği” iddia edilen Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Başkanı Ali Laricani de düzenlenen bir hava saldırısıyla öldürüldü. Yerine eski Devrim Muhafızları komutanlarından Muhammed Bager Zülkadr atandı.
Bu sırada, ABD Başkanı Donald Trump son bir iki haftadır İran'la sürdürülen temaslarda, “etkili bir liderle” görüşmelerin sürdürüldüğünü açıkladı. Kendisi şiddetle inkar etse de kısa süre sonra bu “etkili liderin” İran Meclis Başkanı Muhammed Bager Galibaf olduğu ortaya çıktı. Bir süredir dişe dokunur bir İranlı yetkili boşluğu yaşayan ulusal ve uluslararası basın hemen Galibaf’ı “İran’ın yeni yöneticisi” ilan etti.
Acaba öyle mi? Kim bu Galibaf?
Yine bir Devrim Muhafızları komutanı
Galibaf da birçok İranlı üst düzey yetkili gibi eski bir Devrim Muhafızları komutanı. İslam Devrimi’nden hemen sonra Devrim Muhafızları’na katılan Galibaf, Irak savaşı sırasında düzenli bir şekilde terfi ederek, üst düzey komutanlar arasına katıldı.
Savaştan sonra Devrim Muhafızları’nın İran ekonomisi içinde her alana yayılıp gücünü artırdığı yıllarda, Devrim Muhafızları’nın inşaat ve mühendislik işlerini yürüten Hatem-ül Enbiya İnşaat Karargahı Başkanlığını yaptı.
Bir süre Devrim Muhafızları’na bağlı gönüllülerin yani Besiç güçlerinin komutan yardımcılığını yaptı. Sonra Devrim Muhafızları Hava Kuvvetleri Komutanlığına atandı. 1997-2000 yıllarında bu görevi sürdürdü. Bu dönemde, 1999’daki şiddetli öğrenci protestoları sırasında, Temmuz 1999’da 24 Devrim Muhafızı komutanının dönemin reformcu Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi’yi tehdit ettiği açık mektubu hazırlayanlardandı.
Komutanlar basında yayınlanan bu açık mektuplarında, Hatemi’yi öğrenci protestolarını uygun bir şekilde bastırmazsa, kendisini iktidardan alaşacağı etmekle tehdit etmişti. Galibaf daha sonra mektubu Kasım Süleymani ile birlikte yazdıklarını ve imzaları topladıklarını söyleyerek övünmüştü.
Bu mektuptan sonra dönemin lideri Ali Hamaney, Galibaf’ı Güvenlik Güçleri Komutanlığı’na yani Emniyet Genel Müdürlüğü’ne atadı. Galibaf’ın döneminde polis ve Besiç kuvvetlerinin göstericilere karşı şiddeti daha da arttı. Galibaf 1999’da protestocu öğrencileri bizzat coplayarak gösterileri bastırdığından da övünerek söz etti.
Galibaf Güvenlik Güçleri Komutanlığı’ndan sonra 2005’te cumhurbaşkanlığına aday oldu ama kazanamadı. 2017’de tekrar cumhurbaşkanı adayı olduğunda, rakibi zamanın Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani idi. Ruhani, Galibaf’ın 2005’te aday olduğunda kendisini desteklemeleri için bazı büyük uyuşturucu ve petrol kaçakçılarını serbest bıraktığını ileri sürdü. Ama bu iddialar hiçbir zaman araştırılmadı, rafa kaldırıldı.
“En çürümüş general”
Ama Galibaf, basın ve halk tarafından, adının geçtiği birçok yolsuzluk dosyası nedeniyle İran'ın “en çürümüş devrim muhafızı komutanı” olarak anılır hale geldi.
2005’te cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanamayan Galibaf, aynı yıl cumhurbaşkanı seçilen Ahmedinejad’ın yerine Tahran Belediye Başkanlığına seçildi. 2017’ye kadar süren Belediye Başkanlığı dönemi de skandallarla yüklüydü.
Bu skandallardan en ünlüsü, başkent Tahran’ın zengin kuzey semtlerinde çok sayıda büyük arsanın kendisine yakın bazı yetkililere ucuz fiyata satılmasıyla ilgiliydi. Hatta Tahran Belediye Meclisi üyelerinden birisi, yolsuzluğa Galibaf ve ABD saldırısında öldürülen Devrim Muhafızları Kudüs Gücü’nün “kahraman” komutanı Kasım Süleymani’nin eşlerinin de karıştığını ileri sürdü.
