Gün geçmiyor ki İran’dan bir casus operasyonu haberi gelmesin. Tahran, bir yandan kendisine savaş açan ABD ve İsrail’e karşılık vermekle uğraşıyor, diğer yandan içeride bu ülkelere çalışan casusların peşinde.
Geçen hafta İsrail dış istihbarat servisi Mossad ile bağlantılı olmakla suçlanan Kuroş Keyvani idam edildi. Keyvani, 2025 yazındaki 12 Gün Savaşı sırasında yakalanmıştı.
28 Şubat’ta başlayan son savaşta da günlerce İran Devrim Muhafızları’na bağlı Kudüs Gücü’nün komutanı İsmail Kaani’nin casus olduğu iddiaları gündeme geldi. Her ne kadar bu haberler yalanlanmış olsa da Kaani’nin akıbetiyle ilgili belirsizlik sürüyor.
31 Temmuz 2024'te Hamas'ın siyasi lideri İsmail Haniye’nin Tahran’da uğradığı suikasta, 28 Şubat’tan beri de dinî lider Hamaney dahil birçok üst düzey İranlı’nın öldürülmesinin eklenmesi, ülkede faaliyet gösteren casusları bir kez daha gündeme taşıdı.
Tam bu noktada İran’ın eski cumhurbaşkanlarından Mahmud Ahmedinejad’ın sözünü de hatırlatmakta fayda var: “İran, Mossad ajanlarını hedef almak için bir birim kurdu ancak bu birimin başındaki kişinin kendisinin de bir Mossad ajanı olduğu ortaya çıktı.” Yani İran’da ajan çok.

“Büyük Oyun”da İran
İran coğrafyası, zaten tarih boyu güç mücadelelerinin merkezindeydi. Bu da ister istemez ülkenin casusluk ve istihbarat faaliyetlerinin odağında yer almasına sebep oldu. Daha 18. yüzyılda Rus Çarı Petro’nun ticaret yolları yüzünden hedefine koyduğu topraklar, daha sonra Rusya ile Birleşik Krallık arasındaki rekabetin önemli bir parçası haline geldi.
“The Great Game” yani “Büyük Oyun” terimi, 19. yüzyılda Birleşik Krallık ile Rus İmparatorluğu arasında Orta Asya üzerindeki nüfuz mücadelesini tanımlıyor. Özellikle Hindistan ve Afganistan çevresinde yürütülen casusluk, diplomasi ve askerî rekabet dönemini simgeliyor. 20. yüzyıl yaklaşırken İran’da bulunan petrol bu rekabeti daha da kızıştırdı.

Üstteki karikatür, 1907 yılında İngiliz mizah dergisi The London Charivari’de yayınlanmış. Başlığı, “Zararsız Gerekli Kedi”. Aslan Britanya’yı, ayı Rusya’yı, kedi de İran’ı temsil ediyor. Aslan ayıya, “Sen onun başıyla, ben de kuyruğuyla oynayabilirim ve ikimiz de sırtının küçük bir kısmını okşayabiliriz” diyor. Kediyse “Bunun hakkında bana danışıldığını hatırlamıyorum!” diye tepki gösteriyor.
O dönem İran’daki durum tam da böyleydi. 1899-1905 yılları arasında Büyük Britanya’nın Hindistan Genel Valisi olan Lord Curzon, İran için şu tabiri kullanıyordu: “Üzerinde dünya egemenliği için oyun oynanan bir satranç masası.”

“Casusların Ası”: Sidney Reilly
İran’ın petrolünün İngiltere’nin damarlarında akmasını sağlayan isimlerden biri de, ünlü sinema karakteri James Bond’a ilham olan bir casustu.
