19 Mart 2025’te gözaltına alınıp tutuklandılar.
Onlarca gazetenin manşetlerinde, televizyon ekranlarında kurulan “mahkemelerde” yargısız infaz edildiler.
Tek bir söz hakkı dahi verilmeden suçlu ilan edilip özel hayatlarına kadar ortaya serildi.
Sadece medyada değil, Meclis kürsüsünde de benzer bir tablo vardı.
Hem Cumhurbaşkanı Erdoğan hem de MHP lideri Devlet Bahçeli, henüz mahkemesi bile başlamamış “yolsuzluk” iddialarını peşinen sahiplenip, birçok konuşmalarında sert ifadelerle aylarca yüklendi.
Yüzlerce kişinin sorgulanıp tutuklandığı soruşturmadaki topyekün saldırının asıl muhatabı İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’ydu.
Her girdiği seçimde AK Parti’yi yenen İmamoğlu, cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecinde tutuklanarak saf dışı bırakılmıştı.
Süreç içinde belediye başkanlığından uzaklaştırılmış, görüntüsü ve sesinin toplu taşımalarda yayınlanması yasaklanmış, fotoğraflarının bile asılmaması istenmiş, sosyal medya hesabı birkaç kez erişime kapatılmıştı.
19 Mart’ta başlayan operasyonlarda İmamoğlu’yla birlikte 107'si tutuklu toplam 402 kişi yargılanıyordu. Yaklaşık 4 bin sayfalık iddianameye göre İmamoğlu “çıkar amaçlı suç örgütü kurmakla” suçlandı.
Hakkında 2 bin 352 yıl dava istenen ve 12 metrekarelik hücresinde duruşma gününü bekleyen İmamoğlu’nun ve 401 kişinin bir yıla yakın zamandır beklediği an 9 Mart’ta geldi.
Artık söz, savunmanın demekti bu…
Yüksek önlemlerle başlayan duruşma
Ama işler pek de beklenildiği gibi gitmedi.
Önce davanın görüleceği Silivri’deki cezaevinin çevresinde adeta OHAL ilan edildi.
Cezaevi kampüsünün tel örgü sınırından itibaren 1 kilometre yarıçaplı alanda; toplantı ve gösteri yürüyüşü, basın açıklaması ve röportaj, kamera ve cep telefonu ile çekim, döviz-pankart ve stant açma, slogan atma, çadır kurma yasaklandı.
Yollar kesildi. Yasal bir hak olan davanın vatandaşlar tarafından izlenmesine izin verilmedi. Bırakın davayı izlemeyi, vatandaşlar cezaevine bile yaklaştırılmadı.
Mahkeme salonuna sadece 25 gazeteci alınmasına, her sanık için en fazla üç avukatın savunma yapmasına ve izleyicilerde de önceliğin birinci derece yakınlara verilmesine karar verildi. Ancak günler içinde basın sınırlaması esnedi, bütün basın duruşma salonuna girebildi hatta iki basın odasına ekran koyularak gazetecilerin sesli ve görüntülü olarak duruşmayı takip etmeleri sağlandı.
Daha önce görülmemiş önlemler ve kısıtlamalar altında sanıklar duruşma salonundaydı. Artık yargılamayı yapacak İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti bekleniyordu.
Hakimlerin kıdem süresinin yetersizliği tartışması
Bir mahkeme başkanı ve iki üye ile bir duruşma savcısından oluşan heyetin özel olarak oluşturulduğu iddia ediliyordu. Bu iddiayı davayı izlemeye gelen CHP lideri Özgür Özel dile getirdi:
“50’ye yakın ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerde, davanın uzun süredir 1’inci ya da 40’ıncı mahkemeye düşeceği konuşuluyordu. 40’ıncı ağır ceza hakiminin Adalet Bakanı ile çok yakın ilişkileri olduğu konuşuluyor. İki üyeden emin olamadılar, dışarıdan iki yeni üye getirdiler. Adrese teslim bir heyet oluşturuldu.”
Örgütlü ve terör suçları davalarına bakan ağır ceza mahkemelerinde heyetin kıdemi yani tecrübesi önemlidir. Bir hakimin, ağır ceza mahkemesi başkanı olması için 10 yıllık mesleki tecrübe gerekli.