Söz hakkı krizi, jandarmanın müdahalesi ve polemiklerle başlayan Ekrem İmamoğlu ile 106 kişinin tutuklu yargılandığı davanın ikinci haftası da tamamlandı.
İlk haftayı gazetecilerle yaşanan oturma krizi nedeniyle erken kapatan mahkeme, ikinci haftayı da yine oturma kriziyle açtı.
16 Mart Pazartesi görülecek duruşma öncesi, salon ve çevresinde gerginlik hakimdi.
Sekiz dakika süren duruşma
Basınla yaşanan yer krizi sonrasında mahkemenin talimatıyla ek önlemler alındı. Cezaevi girişine 500 metre kala tüm araçlar durduruldu ve araçla giriş engellendi. Turkuaz basın kartı olan basın mensupları dışındakiler binaya alınmadı.
Duruşmanın açılmasıyla birlikte tartışmalar da başladı.
Bu kez tartışmanın odağında bir milletvekili vardı.
Mahkeme başkanı, “Bazı milletvekilleri avukat bölümünde oturuyor. Uyarılara rağmen çıkmıyorlarmış, lütfen izleyici bölümüne geçin.” diye uyarıda bulundu.
O CHP’li vekil aynı zamanda avukat da olan Turan Taşkın Özer’di.
Başkanın sözlerine “Burada oturmamın yasak olduğu hangi yasada yazıyor?” diyerek itiraz etti.
Mahkeme başkanı, herhangi bir sanığın vekaleti olmadığı için izleyici kısmında duruşmayı takip etmesi yönündeki isteğini tekrarladı.
Özer yerinden kalkmayınca mahkeme başkanı tepki gösterdi:
"Her sabah benzer sorunla başlıyoruz. Tutuklu sanıklarımız var. Savunma almaya çalışıyoruz. Her sabah krizle başlıyoruz. Bu şekilde devam ederse duruşmaya ara vereceğim."
Başladıktan sekiz dakika sonra duruşmaya ara verdi.
Bir saat süren aranın ardından mahkeme heyeti duruşma salonuna gelmedi.
Mübaşir salona gelerek "Sayın vekiller duruşma bitmiştir. Yarına ertelendi." dedi.
Davayı yakından takip eden İstanbul Barosu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kabaoğlu, TELE2 yayınında “Taraflar arasında bir ara formül bulunması için girişimde bulunduk. Eğer bugün Turan Taşkın Özer’i ikna edebilseydik ve mahkeme heyetiyle görüştükten sonra bir uzlaşma sağlanabilseydi duruşma başlayabilirdi.” dedi.
Yeni sınırlamalar ve arka kapı diplomasisi
Davayı erteleyen mahkeme, cezaevinden sorumlu Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına bir yazı göndererek sadece sanıklar ve vekaleti bulunan avukatların salona alınması talimatını verdi.
Daha önce koyulan ancak sonra esnetilen 5’i yabancı, 20 yerli basın mensubu kuralının da uygulanmasını istedi.
Bu yazı “CHP'li siyasetçilere duruşmayı izleme yasağı getirildi” tartışmalarını yarattı.
Ancak Fayn’ın yargı çevrelerinden edindiği bilgiye göre arka kapı diplomasisi yürütüldü.
Hem Meclis başkanlığında hem de adliyede orta yol bulunması için bazı görüşmeler yapıldı.
CHP’li 10, DEM Partili üç vekilin davayı izlemesine olanak sağlandı.
Bu orta yolun ardından ikinci haftanın ikinci günü sakin geçti.
İlk haftaya göre tutuklu sanıkların ifadeleri kesintiye uğramadan daha seri halde alınmaya başladı.
Olaysız ikinci gün ve dört sanığın dikkat çeken ifadeleri
Salı günü dört tutuklu sanık ifade verdi.
İtirafçı olmak için ifade veren sanık Ümit Polat duruşmada bir düzeltme yapmak için söz aldı.
Ağaç A.Ş.'nin satın alma müdürü olan Ümit Polat’ın Müteahhitlerden iş karşılığında el altından para istendiği iddialarını bir yakını aracılığıyla İstanbul Valisi Davut Gül’e ilettiğiyönündeki ifadesi haberlere yansımıştı.
Bu iddialar üzerine Vali Gül X hesabında, "İBB veya İBB iştiraklerinde çalışan yakın ya da uzak hiçbir akrabam yoktur." dedi.
İtirafçı sanık Ümit Polat’ın sözleri Vali Gül’ü doğrular nitelikte oldu.
“Benim savunma yaptığım duruşmada bir ara algım bozuldu. Burada arkamdaki baskı beni çökertti. Algım bozulduğu için bazı kısımları eksik anlatmışım, onları da toparlamak istiyorum. Vali Bey bir yalanlama yazmış. Ben Vali Bey’in kendisi ile görüşmedim. Vali Bey’in akrabasının arkadaşıyla konuştum.”
Polat’tan sonra salı günü dört tutuklu sanığın savunması alındı.
Sanıklar haklarında verilen itirafçı ifadelerin “duyumlara” dayandığını, kesin ve somut bir delil olmadığını iddia etti.
Sanık iş insanı Evren Şirolu İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde hiçbir ihaleye girmediğini söyledi.
“Şöyle bir ticaret yapardık; Ağaç A.Ş. satın alma birimi elimizde olup ürünlerin adetlerini ve fiyatlarını isteyen bir bildirim formunu mail atar. Biz de bu bildirim formuna 'Şu şu adetlerimiz var, şu şu fiyattan' diye Ağaç A.Ş.'ye mail atarız. Daha sonra ihtiyacı olan ürünleri eğer fiyatı uygunsa talep eder ve satış gerçekleşir. Ben hiçbir ihaleye girmedim. Bütün satışlarımı böyle gerçekleştirdim. Ortada bir ihale yok. İddianamede 44-50 tane ihale aldığım söyleniyor.”
Belediyeden alacaklarının tahsili için Ağaç A.Ş genel müdürü Ali Sukas’a rüşvet verdiği iddiaları da soruldu iş insanı Şirolu’ya.
“Nerede ve ne zaman bu parayı verdiğime dair ise bir bilgi yok. Sayın başkan ben alacaklarımın hepsini aldım. Neden kalkıp Ali Sukas’a gideyim?”