“İliç olmasın!”

Artık her çevre mücadelesinde dillerde, pankartlarda aynı endişe.  

Bilim insanlarının uyarılarını görmezden gelmenin, kâr hırsıyla yapılan ihmallerin, doğayı, insan canını umursamamanın, nasıl büyük bir faciaya yol açabileceğinin kanıtı çünkü İliç

13 Şubat 2024’te, Kanada - ABD ortaklığındaki SSR Mining ve Çalık Holding’e ait Lidya Madenciliğin işlettiği Anagold Çöpler Altın Madeni’nde, tonlarca siyanürlü toprak kaydı. Göçük altında kalan dokuz işçinin cansız bedenlerine ulaşılması günler, hatta bazılarınınki aylar sürdü.  

Oysa bu büyük faciadan iki yıl önce madende, ihmal ve kural tanımazlık sonucu çok ciddi bir siyanür sızıntısı olmuştu. Göstermelik bir para cezası ve kısa süreli bir kapatma sonrasında, ödül gibi bir kapasite artışıyla maden yoluna devam ettirildi.

Facianın üzerinden geçen iki yılda yaşananlar da göstermelik kelimesiyle tarif edilebilir. 

Çünkü facia sonrasında kapatılan, lisansı iptal edilen madende, üretim haricinde çalışmalar hep devam etti. Facianın yargı süreci de epey ağır aksak ilerliyor. Şimdiye kadar beş duruşma görüldü. Tahliyelerle, davada sadece üç tutuklu sanık kaldı. Süreç, gerçek sorumluların hesap vermesinden uzak.  

Anagold yetkilileri röportajlar veriyor, çalışma yöntemlerini değiştirdiklerini, üretime hazır olduklarını söylüyor. Erzincan’daki iktidar temsilcileri de madenin kısa süre sonra tekrar açılacağını duyuruyor. 

Yaşanan tüm acılara ve yok edilen doğaya rağmen, hayvancılık, arıcılık gibi geçim kaynaklarını kaybeden çoğu yöre insanı da madenin tekrar açılmasını bekliyor. 

İliç’te ne olmuştu?

Erzincan’ın İliç ilçesi, çok değil, sadece 10 yıl öncesine kadar, küçükbaş hayvancılıkla, tulum peyniriyle, arıcılıkla ve turistik Doğu Ekspresi’nin en güzel duraklarından biri olmasıyla tanınıyordu. 

İliç’te hayat, 2008 yılında, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Çöpler Altın Madeni için ÇED onayı vermesiyle hızla değişmeye başladı.