Uzun yıllar Türkiye’nin nüfusunun genç olmasını bir övünme sebebi olarak gördük. Avrupa Birliği ile müzakere süreçlerinde bunu yaşlı Avrupa’ya karşı bir avantaj olarak masaya getirdik. Ama son yıllarda bu tablo Türkiye açısından değişiyor. Hem de çok hızla. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı son veriler de tabloyu net bir şekilde ortaya koyuyor. 

TÜİK, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) verilerini 9 Şubat 2026’da açıkladı. 2025 yılı sonu itibariyle Türkiye’nin nüfusu 86 milyon 92 bin 168. Bir önceki yıla göre Türkiye nüfusu 427 bin 224 kişi arttı. 

TÜİK’in açıklamasında Türkiye’nin nüfus piramidine dair bir görsel var ki çok önemli. 

Nüfus piramidi, 2007-2025, TÜİK

Bu tablo bize, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi’nin başladığı 2007 ile 2025 arasında nüfus yapısının nasıl değiştiğini çok açık bir şekilde gösteriyor. 0-4 yaş arasındaki grubun ne kadar azaldığını, bu azalmanın genç nüfusa doğru nasıl hareket ettiğini sadece bu görsele bakarak bile anlamak mümkün. 

Bir başka veri ortanca yaşla ilgili. Ortanca yaş şöyle hesaplanıyor: Bir ülkede nüfusu oluşturan kişilerin yaşları, küçükten büyüğe doğru sıralanıyor ve ortada kalan kişinin yaşı, o ülkenin ortanca yaşı olarak tespit ediliyor. Nüfusun yarısı bu yaştan küçük, diğer yarısı da bu yaştan büyük oluyor. 

Türkiye’de 1980 yılında ortanca yaş 19,9’du. ADNKS’nin başladığı 2007 yılında 28,3 oldu. TÜİK’in son açıklamasında ortanca yaş 2025 yılı sonunda 34,9’a çıkmış durumda. Yani Türkiye’de neredeyse her iki kişiden birisi 35 yaşın üzerinde. Sinop’ta ortanca yaş 44, Giresun ve Kastamonu’da 43’ü geçmiş durumda. Avrupa Birliği’nde ortanca yaş 44,7. Yani bazı şehirlerimiz, yıllarca yaşlı diye baktığımız Avrupa’ya yetişiyor. 

Açıklanan veriler nüfus yapısına dair birçok bilgiyi içeriyor. Ve asıl önemli bilgiler ayrıntılarda saklı. Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü’nden Prof. Dr. Mehmet Ali Eryurt, Fikir Turu’nda çıkan son yazısında bu ayrıntıları analiz etti. Şöyle diyor: 

“Geniş yaş gruplarına bakıldığında 15 yaş altı çocuk nüfus 2007-2025 döneminde yüzde 26,4’ten, 20,4’e düşerken; 65 yaş üstü nüfus yüzde 7,1’den yüzde 11,1’e yükselmiş durumda. Genç nüfus azalırken, yaşlı nüfus artmaya devam ediyor.” 

Prof. Dr. Eryurt, 2000’li yıllardan 2022 yılına kadar nüfusun her yıl yaklaşık 1 milyon arttığını hatırlatıyor. Ama 2022 yılında 85,3 milyon olan nüfusun ancak 3 yıl sonra 2025’te 86 milyonu aşabildiğine dikkat çekiyor. 

Türkiye, Cumhuriyet’in yüzüncü yılında, yani 2023’te, binde 1,1 ile Cumhuriyet tarihinin en düşük nüfus artış hızına tanık olmuştu. Nüfus artış hızı, 2024’te binde 3,4’e, bu yıl da binde 5’e yükseldi. Ama bu oran hâlâ 2007’den beri en düşük üçüncü nüfus artış hızı. Bu dönemde en yüksek olduğu yılın binde 15,9 ile 2010 olduğunu da unutmayalım. Ama bu artış hızının artmasının da başka bir sebebi var. Onu biraz daha altta anlatacağız. 

Beş yaş altı nüfusta alarm 

Prof. Dr. Eryurt’un dikkat çektiği noktalardan biri beş yaş altı nüfus. Sayıları 4 milyon 856 bin 560’a, oranı da yüzde 5,6’ya düşmüş durumda. Yani sayısal olarak 1960’lı yıllardaki seviyeye düşmüş durumda. Eryurt şöyle diyor: 

“Beş yaş altı nüfus, o yıllarda nüfusun yüzde 15’ini oluşturuyordu, şimdi yüzde 5,6’sını. Bu durumun okul öncesi eğitimden başlayarak, tüm okul çağı nüfuslarındaki etkisi kademe kademe görülecektir. Derslik planlaması yaparken, eğitim personeli planlaması yaparken bu durum dikkate alınmalı, artık eğitim harcamalarının önceliği eğitimin niteliğini, kalitesini artırmak olmalıdır.”

Nüfus yaşlanmaya devam ediyor

2023’te ilk defa yüzde 10’u aşan yaşlı nüfus oranı artmaya devam ediyor. Prof. Dr. Eryurt, bunun doğuracağı sonuçlara da dikkat çekiyor: 

“Bu eğilimin özellikle sağlık ve sosyal güvenlik alanlarında önemli etkileri olacaktır. Yaşlı nüfus oranının artmasına paralel olarak hastalık yükü değişecek; maliyeti yüksek kronik hastalıkların payı artacaktır. Sosyal güvenlik sisteminde halihazırda sorunlu olan ise aktif/pasif oranının giderek bozulması da kuvvetle muhtemel.”

Yabancı nüfusta iki yıl aradan sonra artış 

Yukarıda son iki yılda nüfus artış hızında çok az da olsa bir artış olduğundan bahsetmiştik. Bu hızlı yaşlanmaya rağmen bunun ardında yatan neden ne olabilir? Prof. Dr. Eryurt, bu soruya cevap olarak “Doğum oranlarındaki artış değil” diyor ve “Cevap yabancı nüfusta gizli” diye ekliyor. Eryurt’a göre, eğer hesaplamaya yabancı nüfus katılmamış olsaydı, nüfus artış hızı binde 5 değil, binde 4,61 olacaktı.  

Açıklanan nüfusun 1 milyon 519 bin 515 kişisi Türkiye’de ikamet eden yabancılar. Buna, ikamet ve çalışma iznine sahip kişiler, uluslararası koruma statüsündeki sığınmacılar ve mavi kart hamili kişiler dahil. Ama geçici koruma statüsündeki Suriyeliler yabancı nüfusa dahil edilmiyorlar. 

Önceki iki yıl yabancı nüfus sayısında bir azalma olmuştu. Bu yıl ise 38 bin 968 kişi artmış. Peki neden? Prof. Dr. Mehmet Ali Eryurt’un tespitleri şöyle: 

“Bu yıl yabancı nüfustaki artışın arkasında Türkmenistan uyruklu yabancıların sayısının 56 bin 649 kişi artması yatıyor. Onları 14 bin 967 kişilik artışla Mısır ve 12 bin 697 kişilik artışla Azerbaycan izliyor. Sayısı azalanlar arasında ise Irak, Rusya, Afganistan, Almanya ve İran uyruklular ön plana çıkıyor.”

“Demografik fırsat penceresi” 

Prof. Dr. Eryurt, doğum oranlarının düşmesinin, yaşlı nüfus oranının artmasının getireceği risklerden bahsederken bu tablonun beraberinde hem fırsatları hem de riskleri getirdiğini vurguluyor. Eryurt, “Doğum oranlarının azaldığı nüfuslarda çocuk bağımlılık oranının azalması ve yaşlı nüfus oranının henüz yüksek seviyede olmaması nedeniyle ekonomik kalkınma açısından bir ‘demografik fırsat penceresi’ açılıyor” diyor ve önerilerde bulunuyor: 

“Demografik fırsat penceresi tüm toplumlar için tarihte bir kez yaşanan bir süreç. Demografik fırsat penceresi otomatik olarak ekonomik büyümeye de yol açmıyor. Türkiye’nin bu süreci iyi değerlendirmesi, doğru adımları atması, yaşlanmadan önce yeterince kalkınması, zenginleşmesi önem taşıyor, halen bunun için fırsat var. Türkiye, önemli bir demografik dönüşüm yaşıyor. Bu dönüşümü yok saymak en büyük yanlış olacaktır. Bu dönüşüm, yönetilmesi gereken bir süreci ortaya çıkarıyor. Atılması gereken adımların gecikmeden atılması gerekiyor. Kalıcı ve etkili politikalar, kısa vadeli maddi teşviklerin ötesine geçen, toplumsal ve ekonomik koşulları birlikte ele alan bütüncül bir yaklaşımı gerektiriyor.”

Nüfus raporundan kısa kısa… 

İstanbul’un nüfusu 15 milyon 754 bin 53 kişi. Yani Türkiye’nin kısaca beşte biri İstanbul’da yaşıyor. 

Her 10 kişiden 7’si Türkiye yüzölçümünün yüzde 1,6’sını oluşturan yoğun kentlerde yaşıyor. Bu durum, konut, ulaşım, çevre ve yaşam kalitesi eşitsizliklerini de derinleştiriyor.

Türkiye’de nüfusu 1 milyonu geçen ilk ilçe 1 milyon 3 bin 905 kişiyle İstanbul’un Esenyurt ilçesi oldu. Türkiye’de nüfusu 1 milyonu geçen sadece 24 ilimiz olduğunu da hatırlatalım. 

6 Şubat 2023 depremlerinin üzerinden 3 yıl geçtikten sonra, depremden etkilenen illerde nüfus artışı var. 

Türkiye’nin 33 ilinde nüfus azaldı. 

Hiç evlenmeyenlerin ve boşananların oranında da artış var.

🦉
Fayn'a abone olarak bağımsız yayınlarımızı destekleyebilir, her hafta yeni eklenen özel içeriklerimize sınırsız erişebilirsiniz. Şimdi abone ol!
Bağlantı kopyalandı!