Bayramda bir gazeteci daha önce gözaltına alındı, sonra tutuklandı. Birgün gazetesi muhabiri İsmail Arı’ya yöneltilen suçlama: Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma.
Arı, bu suçlamayla karşılaşan tek gazeteci değil.
Şubat ayında da gazeteci Alican Uludağ, aynı suçlamayla gözaltına alınmış, Cumhurbaşkanı’na hakaret iddiasıyla da tutuklanmıştı.
Gazeteciler Sinan Aygül ve Furkan Karabay da daha önce tutuklanan isimler arasındaydı.
Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma mevhumu hayatımıza 2022’de girdi.
Türk Ceza Kanunu’nda değişiklik yapılarak böyle bir suç ihdas edildi. Suç ve cazası da da şöyle tanımlandı:
Halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimsenin, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması.
Fakat en başından beri kamu düzeni, genel sağlık, iç dış güvenlik, kamu barışı kime göre, neye göre belli değildi.
Yasanın uygulanması da özellikle gazetecileri oto sansüre zorlamaya ya da gerçeği yazdıkları için cezalandırmaya dönüştü.
“Yargılama süreci cezalandırma mekanizması oldu”
Gazetecilere yönelik davaları yakından takip eden Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği’nin (MLSA) 12 Mart’ta yayınladığı son raporu çarpıcı tespitlerle dolu. Rapora göre, bu madde kapsamında açılan davaların yüzde 72’sinden fazlasında gazeteciler, muhabirler veya medya çalışanları sanık olarak yer aldı.
MLSA’nın bulgularına göre gazetecilerin sanık olduğu sonuçlanmış davalarda kesinleşmiş bir hapis cezası bulunmuyor. Buna rağmen uzun yargılama süreçleri, gözaltı ve tutuklama riskleri ile yüksek hukuki maliyetler gazeteciler üzerinde ciddi bir caydırıcı etki yaratıyor.
