Geçen günlerde Davos’ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’nda Belçika Yeni Flaman İttifakı lideri ve sağcı Başbakan Bart De Wever, konuşmasında beklenmedik bir ismi, Marksist düşünür Antonio Gramsci’yi alıntıladı.

Üstelik Wever yalnız değil; son yıllarda farklı siyasi kutuplardan pek çok lider ve analist, Gramsci’nin o meşhur cümlesini bir slogan gibi kullanıyor:
“Eski dünya ölüyor, yeni dünya doğmakta zorlanıyor. Şimdi canavarların zamanıdır.”
Aslında cümlenin orijinalinde Gramsci canavar demiyor, maraz, hastalık anlamına gelen bir ifade kullanıyor.
Biraz da yanlış biçimde herkesin diline dolanan bu "canavarlar zamanı" tam olarak neyi ifade ediyor? Gramsci, bu sözü hangi tarihsel krizin ortasında söyledi?
Bugün herkes Gramsci’den alıntılar yapıyor ama, ömrünü faşizme karşı mücadeleye adamış bu düşünürü gerçekte ne kadar tanıyoruz?
Kuzey İtalya’da bir Sardinyalı
Asıl adıyla Antonio Francesco Gramsci, 1891’de Sardinya adasında doğdu. İki buçuk yaşındayken omuriliğini etkileyen bir kemik veremine yakalandı; bu yüzden de boyu bir buçuk metreyi aşamadı.
Yedi çocuklu bir ailenin dördüncü çocuğuydu. Babasının hapse girmesiyle küçük yaşlardan itibaren çeşitli işlerde çalıştı.
Parlak bir öğrenciydi. 1911’de Torino Üniversitesi’nde filoloji okumasını sağlayacak bir burs kazandı. Burada, geldiği yerden bambaşka bir İtalya’yla karşılaştı. Torino, yeni otomotiv endüstrisinin ve Fiat şirketinin merkeziydi. Böylelikle seri üretim hatlarının vızır vızır çalıştığı Fordist bir dünyayla tanışmış oldu.
Otomotiv fabrikalarında çalışmak için yoksul bölgelerden gelen göçmenler, kurulan sendikalar ve sınıf çatışmalarının görünür olmaya başladığı bir ortamın içindeydi. Bu da zamanla dünya görüşünün sosyalizme kaymasına ve 1913 sonlarında İtalya Sosyalist Partisi’ne katılmasına sebep oldu.
İşçi örgütlenmeleri
Gramsci, akademik anlamda iyi bir öğrenciydi fakat bir yanda artan siyasi bağlantıları diğer yanda mali sıkıntılar ve sağlık sorunları derken eğitimini yarıda bıraktı.
Birinci Dünya Savaşı’nın patlak verdiği yıllara denk gelen bu dönemde, gazetelerde eleştiri yazıları yazdı, editörlük yaptı.
İtalyan işçileri fabrikaları işgal etmişken Yeni Düzen adında bir derginin editörüydü ve fabrikaları ziyaret ederek işçileri örgütlüyordu.
1917 yılında yaşanan Bolşevik Devrim’in yarattığı umut dalgasıyla yeni komünist partiler kuruldu. Gramsci de İtalya’nın Komünist Partisi’nin kurucuları arasında yer aldı. 1920’lerin başında parlamentoya girdi.
