2026 Dünya Kupası için geri sayım sürerken futbol romantikleri için Panini albümüne çıkartma toplamanın heyecanı yine dört bir yanı sardı. Fakat oyuncu kartlarını tamamlamanın büyüsü hiçbir zaman yalnızca son boş sayfayı doldurmak olmadı. Asıl mesele, eksik parçanın peşine düşmekti. Aynı futbolcudan üç tane çıkınca söylenmek, okul teneffüslerinde takasa girmek, elindeki fazlayı verip sende olmayanı bulmak, bazı sayfaları haftalarca yarım bırakıp yine de ümidi kesmemekti. O koleksiyon birazcık emek, epeyce de sabır isterdi. Ama hepsinden önemlisi de eksik kalmaya tahammül...
Bugünün futbolu da, severi de eksik kalmaktan pek hazzetmiyor. Kadroda boşluk mu var? Satın alalım. Oyun tıkandı mı? Topçuyu değiştirelim. Teknik direktör tutmadı mı? Yenisine geçelim. Bir sezon boşa mı gitti? Her şeyi çöpe atalım, sıfırdan başlayalım.
(Şaşırmayacağımız üzere) Almanya'dan bir kulüp ise eksiklerini yalnızca piyasadan, sağdan soldan toplamadan; bekleyerek, eğiterek, aynı fikre tekrar tekrar dönerek, başarısızlığı da hikâyenin bir parçası hâline getirerek büyüdü.
“Hayal kurmayın” diyenlere inat Freiburg bunu başardı.
Evet, İstanbul’da, Beşiktaş Park’ta oynanan Avrupa Ligi finalinde Aston Villa’ya 3-0 kaybettiler. Kupayı kazanamadılar. Tarihlerindeki ilk Avrupa finalini kupasız kapattılar. Ama belki de hikâyenin değerini belirleyen o son eksik parça değildi.
Hatta Freiburg'un öyküsü çıkartma değil de bir müzik albümüne benziyordu belki de. Ve o albümün son parçası şunu söylüyordu: Bir ihtimal daha var.
Gürültüsüz şehrin sakin kulübü
Freiburg’u anlamak için sadece sahada kalmamız yetmez. Merak etmeyin, futbola geri döneceğiz. Ama önce şehrin huyunu suyunu incelememiz gerekecek.
Almanya’nın güneybatısında, efsanelere, edebi eserlere konu olan Kara Orman’ın kıyısında, yaklaşık 240 bin nüfuslu bir üniversite şehri Freiburg. Bisikletleri, çevreci mahalleleri, güneş enerjisi, Bächle adı verilen küçük su kanalları ve sükûnuyla bilinen bir yer.
Bu şehirden çıkan kulübün, kendini dev aynasında göstermeye çalışmaması tesadüf değil. Zira Freiburg vitrinleri süsleyen değil, içerideki rafları doğru düzene kavuşturmaya çalışan bir kulüp. Stadyumu bile bunun parçası.