1970’li yıllara geri gidelim. O dönem nasıl haber aldığımızı hatırlıyor muyuz?
Okura ulaşmayı bekleyen gelişmeler gece yarısı matbaaya iner, üretim sürecinin ardından gün ağarırken dağıtıma çıkardı.
Kendi etki alanımızın dışında olan bitenden haberdar olmak, sabırlı bir bekleyiş gerektirirdi. Gün içinde yaşanan pek çok olay, baskı saatini kaçırdığı için ertesi günün gazetesine yetişemezdi.
Haber beklenirdi; gündem ağır aksak ilerlerdi. Günümüzde ise bu ritim tamamen değişmiş durumda.
2013’ten beri giderek azalan basılı gazete ve dergi sayısı, 2024 yılında yarım milyonun altına düşerek tarihinin en düşük rakamlarından birini gördü.
Zira artık haber almanın formatı değişti. Özellikle de teknolojinin içine doğmuş Z kuşağı için.
Z kuşağı, 2000 yılı ve sonrası doğan ve dijital çağın gerçek yerlileri olarak kabul edilen ilk kuşak. Günün hatırı sayılır bir kısmını sosyal medyada geçiriyorlar. Bilgiye ulaşmak söz konusu olduğunda internete başvurmayı refleks haline getirdiler bile.
Z kuşağı için haber, sosyal medyada kaydırırken rastladığı herhangi bir içerikten farksız durumda.
Bu temas biçimi ile toplumun haberle olan ilişkisi yeniden tanımlanıyor. Platformların hegemonyası altında haberin değeri tekrardan gözden geçiriliyor.
Z kuşağı haberi nereden alıyor?
Reuters Institute’un Digital News Report 2025 verilerine göre, Türkiye'de genel katılımcıların %70’i haberleri internet üzerinden takip ediyor. Televizyon %56 ile ikinci sırada iken sosyal medya %46 ile üçüncü sırada.
