Son yıllarda 18 yaşından küçük çocukların karıştıkları suçları, işledikleri cinayetleri, yaygınlaşan çetelerin çocuk üyelerini sıkça konuşuyoruz. Ama yine de galiba konuştuklarımız buzdağının sadece görünen yüzü.
Şu an Türkiye’de 4 bin 421 çocuk hapiste. Bunların 202’si kız çocuk.
Toplam hükümlü sayısı ise bin 176.
Hakkında henüz hüküm, karar verilmemiş 3 bin 245 çocuk hapiste.
Dr. Sehra Aksu bir çocuk psikiyatrisi uzmanı. Aynı zamanda Türk Tabipleri Birliği İnsan Hakları Kolunda görevli, Etkin Çocuk Psikiyatristleri İnisiyatifi içerisinde de yine çocuk hakları temelinde birtakım çalışmalar yürütüyor.
Yıllardır mahkemelerin raporlama ya da sağlık tedbiri amacıyla gönderdiği ve suçla bir şekilde ilişkilenmiş, suça itilmiş çocuklarla çalışmış.
Aksu ile bu çocukların nasıl bir suçluya adım adım dönüştüklerini ve ne tür tedbirler alınması gerektiğini konuştuk.
Suça itilmiş çocuklar konusunda bir artış söz konusu mu? Yoksa son yıllarda bu konu kimi olayların medyaya yansımasıyla sadece daha görünür mü oldu?
Evet, adalet sistemiyle ilişkilenen, hakkında dosya açılan çocuk sayısında son 10 yılda bir artış var. Ama medyaya yansıtıldığı türden değil. Tam olarak hangi kısımda ne kadar artış olduğu önemli. Mesela cinayetlerin çok küçük bir kısmı 18 yaş altı kesim tarafından gerçekleştiriliyor.
Peki artan suçlar neler?
Birbirlerine zarar verme, yaralama, hırsızlık, tehdit bu tarz şeyler. Ama tabii bunları da ciddiye almak gerekiyor. Çünkü çocuklar bir anda pat diye adalet sistemiyle, mahkemeyle temas etmiyorlar. Bu süreç genelde erken dönemde bir yerden başlıyor. Aslında ipuçları var.
Bir çocuk nasıl suça sürükleniyor?
Bu süreç, çok katmanlı birçok faktörün etkileşimiyle, birtakım risk faktörlerinin bir araya gelmesiyle oluşuyor. O risk faktörü birçok çocukta olabilir, risk faktörünün olduğu her çocuk suçluya dönüşmez. O riskin hangi ortamda diğer hangi faktörlerle birleştiği belirleyici oluyor.