İ Ş B İ R L İ Ğ İ Y L E

2050 yılında denizlerdeki plastiklerin ağırlığı, balıkların ağırlığını geçebilir. İddialı görünse de birçok bilim insanı denizlerdeki kirlenmeyle ilgili açıklama yaparken bu bilgiyi öne çıkartıyor. Bu tahmin, dünyanın geleceği açısından çok tehlikeli bir tablo çiziyor. Ama zaten mevcut durum da kötü.

2019 yılıydı. Filipinler'in Davao Körfezi’nde bir balina ölmek üzereyken fark edildi. Yaşıyordu ama can çekişiyordu. Çok zayıflamış olması dikkat çekiyordu. Kısa bir süre içinde de öldü. Niye ölmüş olabileceğini anlamak için balinaya otopsi yapıldı. Bilim insanları, karnını açtıklarında şok edici bir manzarayla karşılaştı. Balinanın midesinde 40 kilogramdan fazla plastik atık vardı. Otopsiye katılan bir bilim insanı, "Plastikler adeta karnından fışkırıyordu. Önce ilk torbayı, sonra ikinciyi çıkardık. 16’ncı pirinç çuvalına ulaştığımızda 'ciddi misiniz?' diye düşünmeye başladık" diyor. 

Plastikler bir beyzbol topu kadar sert ve sıkıştırılmış haldeydi. Yaklaşık 4,5 metre uzunluğunda ve 500 kilogram ağırlığındaki bu genç erkek balina, muhtemelen karnını dolduran plastik atıkların yol açtığı açlık ve susuzluktan öldü.

Bu büyük poşet 2019’da Filipinler’de ölen balinanın midesinden çıkarılan 40 kiloluk plastik atıklardan biri.

UNESCO, her yıl 100 bin deniz memelisinin plastik kirliliği nedeniyle öldüğünü tahmin ediyor. Ve bu tehdit büyüyerek devam ediyor. 

Her yıl yaklaşık 12-14 milyon ton plastik, denizlere ve okyanuslara karışıyor.  

Plastiğin parçalanması 450 yıldan fazla sürüyor. Karayipler'in mercan resiflerinden Mariana Çukuru'nun derinliklerine, hatta kutup buzullarına kadar denizler mikroplastik izleriyle dolu. 

Dünyanın en büyük çöp yığını olan Büyük Pasifik Çöp Adası, ABD’nin Teksas eyaletinin yüzölçümünün iki katı büyüklüğüne ulaşmış durumda. 

Deniz canlıları bu plastikleri yutuyor. Mesela deniz kaplumbağaları, plastik poşetleri deniz anası sanıyor. Test edilen deniz kaplumbağalarının yüzde 100'ünde, deniz kuşlarının yüzde 90’ında, balinaların yüzde 59'unda ve balıkların yüzde 36'sında mikroplastik tespit edildi. Son yıllarda dünya çapındaki birçok üniversitede insan vücudunda bulunan mikroplastiklere dair araştırmalar yayınlanıyor.

Büyük Pasifik Çöp Adası

Ölümcül tehlike: Hayalet ağlar

Deniz hayatına tehdit oluşturan önemli etkenlerden biri de kaybolmuş, terk edilmiş veya atılmış balık ağları. 

Onlara “hayalet ağ” deniyor. Dünya genelinde her yıl 640 bin ton ağın denizlerde kaybolduğu veya kullanıldıktan sonra gelişigüzel bırakıldığı tahmin ediliyor. Bunlara atılmış, kopmuş misinaları, iğneleri de ekleyebilirsiniz. Ama işlevlerini kaybetmiş olmuyorlar. Hayalet ağlar, diplerde bir yerde sessizce avlanmaya devam ediyor. 

Deniz kaplumbağaları, yunuslar ya da her tür balık ve deniz kuşu her gün bu ağlara takılıp ölüyor. 

Üstelik bu küresel bir sorun. Çünkü bu ekipmanlar, dalga ve akıntılarla atıldıkları yerin binlerce kilometre uzağında ortaya çıkabiliyor. 

Kamuoyuna yansıyan örneklerden birini 2024 yılında Mersin’de gördük. Ölü olarak bulunan yunusun yüzgeçleri ip kesikleriyle doluydu. Yunusu öldüren yine hayalet ağlardı. 

Tüm bu kirlilikler deniz yaşamını yok ediyor. Şu anda bile dünya genelindeki denizlerde 500 noktada ölü bölge kaydedildi. Yani o sulardaki doğal yaşam bitti.

Hayalet ağlarla mücadele

Tüm bu sorunlar; üç tarafı Akdeniz, Ege, Karadeniz ile çevrili bir de Marmara gibi bir iç denizi olan Türkiye’yi derinden etkiliyor. Hem plastik atıklar hem de hayalet ağlar denizlerdeki yaşamı tehdit ediyor. 

Sadece 2024 yılında Türk denizlerinden ve iç sularından 1,6 milyon metrekare hayalet ağ çıkarıldı. 

Bunu kafamızda şöyle canlandırabiliriz. 

Sadece bir yılda bulunan hayalet ağların kapladığı alan tam 224 futbol sahası büyüklüğünde. 2025’te 360 bin metrekare daha hayalet ağ çıkarıldı. 

Mesela Marmara Denizi’ne odaklanmak gerekirse 2021 ile 2024 arasında denizden çıkarılan hayalet ağın kapladığı alan 1,1 milyon metrekare. 

Yoğun balıkçılık faaliyetlerinin sürdüğü Marmara’da akıntılar yüzünden Karadeniz’den sürüklenen çok sayıda hayalet ağ da var. 

Bunların temizlenmesi hem son derece zor hem de maliyetli. Ama bu ağların denizlerden çıkarılması ekosistemin korunması açısından büyük önem taşıyor.

Denizlerin sağlığı = İnsan sağlığı

Denizlerdeki kirlilik insan sağlığıyla da yakından ilgili. Balıklar hem sağlıklı beslenme zincirinin korunması hem de ekolojik sürdürülebilirliğin devamı için hayati bir öneme sahip. 

Örneğin Omega-3, vücutta birçok fonksiyonun daha işlevsel olmasına yardım eden en önemli etkenlerden biri. Bağışıklık sistemini güçlendirmek, inflamatuar süreçleri azaltmak, kalp ve damar sağlığını korumak, beyin sağlığı ve göz sağlığını desteklemek gibi faydaları var. 

Omega-3’ün ana kaynağı denizler, bu kaynağın taşıyıcısı da balıklar. Omega-3 açısından en zengin olanlar da özellikle de sardalye, somon, uskumru, orkinos gibi yağlı balıklar. 

Onların yaşam alanlarının tehdit altında olması doğrudan insan sağlığına da olumsuz etki ediyor. 

Hayalet ağların temizlenmesinin zor ve masraflı olması bu konuda toplumsal bir bilinçlenmeye ve farkındalığa ihtiyaç duyulmasına sebep oluyor. 

Mavi İz: Derinlikleri Özgürleştir, Yaşama Nefes Ol

Tehlikeye karşı farkındalık yaratmak için projeler yürütülüyor. 

Orzax’ın üç yıl önce başlattığı “Mavi Gelecek” projesinin kapsamı da bu yıl genişletildi; Adalar Belediyesi, DenizTemiz Derneği/TURMEPA ve Su Altı Fotoğrafçıları ve Filmcileri Derneği’nin (SUFOD) iş birliği ile “Mavi İz” projesi ortaya çıktı. 

Bugün 3 Mart Dünya Omege 3 Günü

3 Mart Dünya Omega-3 Günü vesilesiyle hayata geçirilen proje, deniz ekosistemi için sessiz bir tehdit oluşturan hayalet ağların yıkıcı etkisini gözler önüne serip denizlerin bu sessiz katillerinin temizlenmesine odaklanıyor. Proje ile somut bir değişim sağlanması hedefleniyor.

Proje kapsamında Marmara Denizi’nde yapılan su altı çekimleri tehlikenin ne kadar büyük ve ölümcül olduğunu ortaya koyuyor. Dipler hayalet ağlarla dolu. Birçok balık o ağlara takılmış ve bir daha da kurtulamamış. 

Dalgıçlar, denizin altındaki bu balık ağlarını çıkardı. Ağların sebep olduğu tehlike ise bir sanatçının dokunuşları ile vurgulandı.

0:00
/0:12

Dalgıçlar, denizin altındaki balık ağlarını çıkardı

Denizden toplanan atıklar, heykel sanatçısı Büşra Kölmük tarafından özgün bir sanat eserine dönüştürüldü. 

Böylece, deniz dibinde fark edilmeden varlığını sürdüren ve ekosisteme zarar veren unsurlar, sanatın dönüştürücü gücüyle görünür kılındı. 

Kölmük, heykelde alttaki figürü daha büyük, koruyucu bir anne gibi; üsttekini ise yavrusu gibi tasarlamış. Böylece bu iki balıkla birlikte doğadaki aile yapısının ve ekolojik dengenin bozulmasını da anlatmış. 

Heykel sanatçısı Büşra Kölmük

Projeye öncülük eden Orzax CEO’su Yunus Emre Alimoğlu, denizlerin temizliğinin Omega-3 kaynaklarının sürdürülebilirliği ve kalitesi için hayati önem taşıdığını vurguladı. 

Alimoğlu şöyle devam etti: 

“Deniz korunmadan beslenme zinciri, beslenme zinciri korunmadan insan sağlığı korunamaz. Sağlık bir kapsülde değil, ekosistemde başlar; bu nedenle denizleri korumak toplum sağlığına yapılan en temel yatırımdır. Üç yıldır kararlılıkla sürdürdüğümüz global olarak kutlanan ve bu alanda çalışan şirketlerin de sahiplendiği 3 Mart Dünya Omega-3 Günü kapsamında bu yıl hayalet ağlarla mücadeleyi ve deniz biyokütlesinin korunmasını uzun soluklu bir sürdürülebilirlik yaklaşımı olarak ele alıyoruz.”
Orzax CEO’su Yunus Emre Alimoğlu

DenizTemiz Derneği/TURMEPA da deniz kirliliği ile mücadelede Türkiye’nin önde gelen sivil toplum kuruluşlarından. TURMEPA’nın Genel Müdür Yardımcısı Mine Göknar, “Denizden çıkarılan hayalet ağlar, aslında kurtarılan hayatlar” dedi ve şöyle devam etti: 

“Bu ağlar kaybolmuş ya da terk edilmiş olsa bile denizin içinde avlanmaya devam ediyor. Yani ortada balıkçı yok ama ağ, canlıları yakalamayı sürdürüyor. Balıklar ve diğer deniz canlıları bu ağlara takılıp yaşamını yitirebiliyor. Üstelik sadece balıklar değil; deniz dibindeki yaşam alanları da zarar görüyor.”

Hem mücadele hem farkındalık

Yılların birikimi olan ve tüm dünyayı saran denizlerdeki kirlilikle mücadele ederken asıl önemli olan bundan sonra kirlenmeyi kaynağında yok etmek. Yani denizi hiç kirletmemek. Çünkü tehlike çok boyutlu. 

Mesela sadece hayalet ağların balıklar, deniz kabukluları ve deniz kuşları üzerindeki ölümcül etkisinin dışında sebep olduğu bir tehlike daha var: İstilacı türlerin yayılmasını kolaylaştırmak. 

Buna sebep olansa denizlerde sürüklenen atık ve ağlara yapışmış mikroorganizmalar. 

Bunun için de öncelikle toplumdaki farkındalığı artırmak gerekiyor. 

Çünkü deniz demek, hayat demek. 

fayn'a abone olun

Türkiye'de nitelikli ve bağımsız gazetecilik ancak okuyucuların desteğiyle mümkün. Siz de şimdi Fayn abonesi olarak topluluk odaklı gazetecilik modelimizi destekleyin, tüm içeriklerimize sınırsız erişin ve abonelere özel topluluk etkinlikleri için davetiye alın. Abonelik seçeneklerini inceleyin.

Bağlantı kopyalandı!