Dünya Ekonomik Forumu, tam 56 yıldır İsviçre’nin Davos kasabasında, dünya liderlerini, uluslararası şirketlerin yöneticilerini, akademisyenleri, kanaat önderlerini kısacası dünyanın önde gelen isimlerini ağırlıyor ve aktivistlerin protestolarını göğüslüyor.

130’dan fazla ülkeden yaklaşık 3000 kişi dünya meselelerini konuşuyor, medyanın da gözleri burada yapılan konuşmalarda, verilen mesajlarda, geleceğe yönelik projeksiyonlarda oluyor ama genelde mesajlar da, konuşmalar da, yapılan haberler de sınırlı bir çevrenin ilgisini çekiyor, çok fazla gündem olmuyor.

Ama bu yıl 19-23 Ocak tarihleri arasında gerçekleşen zirvede başka bir şey oldu. Çok dikkat çekici konuşmalar yapıldı. Davos, Davos olalı böylesini görmedi. 

İşte Davos’ta öne çıkanlar…

Kanada Başbakanı: “Bir kopuşun tam ortasındayız”

Kanada Başbakanı Marc Carney, Davos Zirvesi’den manşetlere çıkan ilk konuşmayı yaptı. Bir siyasetçinin itirafları tadındaki konuşmada uyarılar da vardı:

“Kurallara dayalı uluslararası düzen anlatısının kısmen sahte olduğunu biliyorduk. En güçlü olanın işine geldiğinde kendisini kurallardan muaf tuttuğunu biliyorduk.

Ticaret kurallarının asimetrik biçimde uygulandığını biliyorduk. Ve uluslararası hukukun, sanığın ve mağdurun kimliğine göre farklı bir titizlikle uygulandığını da biliyorduk. Bu kurgu işlevseldi.

Amerikan hegemonyası özellikle kamusal malların sağlanmasına deniz yollarının açık kalmasına istikrarlı bir finansal sisteme kolektif güvenliğe ve anlaşmazlıkların çözümü için oluşturulan çerçevelerin desteklenmesine katkı sundu.

Bu yüzden tabelayı vitrine astık. Ritüellere katıldık ve söylemle gerçeklik arasındaki boşlukları büyük ölçüde görmezden geldik. Ama bu mutabakat artık işlemiyor. Açık konuşayım. Yaşadığımız bir kopuş, geçiş değil.” 

Trump: “Grönland’da güç kullanmayacağım”

3 Ocak’ta Venezuela’ya yönelik operasyonla uluslararası düzeni, hukuku, kuralları yıkıp geçen ABD Başkanı Donald Trump,, Davos’ta en merak edilen konuşmacıların başında geliyordu.