🗯️
Bu analiz denemesi serisinde KONDA'nın Kontent servisini kullanarak, aklımızdaki soru ve sorunları, güncel ve tarihsel verilerle sınamaya çalışıyoruz. Ben kendi sorularıma kendim de yanıtlar bulmak istiyorum diyenler, Konda Kontent’e kayıt olabilir, ücretsiz olarak birçok içeriğe erişebilir. 

Türkiye bu sene COP31’e, yani BM iklim değişikliğiyle mücadele sözleşmesinin karar alma organı olan taraflar konferansına ev sahipliği yapıyor.

COP’u bilmeyenler Kyoto Protokolü’nü veya Türkiye’nin 2021’de imzaladığı Paris İklim Anlaşması’nı duymuş olabilir.

2021’de toplumun ancak dörtte biri anlaşma hakkında bilgi sahibi olduğunu belirtmiş, bunların da yüzde 71’i Türkiye’nin anlaşmayı imzalamasını onayladığını söylemişti.

Aradan birkaç yıl geçti.

Dünyanın dört bir yanından binlerce kişi Kasım’da COP31 için Antalya’da olacak.

Ama o güne kadar iklim değişikliği kaynaklı en az birkaç aşırı hava olayı ile kurak geçmesi muhtemel bir yaz yaşayacağız gibi.

Çünkü Türkiye, insan faaliyetlerinden kaynaklı iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek ülkelerden.

Nitekim Türkiye’de iklim krizinin varlığı ya da yokluğunun soru işareti olduğunu söyleyemeyiz.

Ülkedeki her 10 kişiden dokuzu “iklim krizi diye bir şey var” diyor. 

Ancak bir kavram olarak iklim krizini öğrenenler hâlâ azınlık.

Kriz, müfredatta anlatılmıyor, öğretilmiyor. Yani toplum iklim krizini, bizzat yaşayarak anlıyor.

Çünkü gözlerinin önünde vuku buluyor.

Çocukken beline kadar karda yürümekte zorlandığını anımsayanlar gökyüzünden düşen bir kar tanesi için sevinç naraları atıyor.

Kırsalda 30 sene önce beli kalınlığında aktığı söylenen kaynak suları, sıskalıktan ölüyor.

Akarsu yatakları çatlak, göller kurudu ve Türkiye’nin iki büyük şehri susuzluk kaynaklı kesintilerle baş etmeye çalışıyor.

Aşırı hava olayları, öngörülemezlik ve dengesizlik neredeyse yeni normalimiz oldu.

Döviz kuru takip eder gibi baraj doluluk oranları takip ediyoruz.

İklim krizi kentlerde yaşayan için bıldır yenemeyen kiraz, hesabı tutulamayan doğalgaz faturası, kafaya güneş geçmesi ya da sıcak kaynaklı kalp krizi, kırsalda yaşayan için mahsulü don vurması, buzağıyı sel alması demek.