Belirsizlik hayatın göbek adı. Her sabah gözümüzü neler olacağını bilmediğimiz bir güne açıyoruz. Her günümüzü bir sonraki günü öngöremeden yaşıyoruz. 

Hele bir de simülasyonun Türkiye bölümündeyseniz, gözünüzü açtığınızda karşılaşabileceğiniz olasılıkların haddi hesabı yok: gözaltılar, tutuklamalar, kayyumlar, soruşturmalar, bir anda fırlayan kurlar ve daha nicesi…

Bu kadar ihtimalin arasında kaygılı hissetmemek, ne idüğü belirsiz bir yaşamın ortasında endişe gütmemek için sağlam bir psikoloji ve çelik gibi sinirler gerek.

Ruh sağlığınıza gerekli yapı güçlendirmeyi uzaktan uzağa yapamayız belki. Ama desteğin nereden geleceği, neyin iyi hissettireceği de belli olmaz. Tıpkı hayat gibi…

Bu yazı, belirsizlik haliyle başa çıkamayan, bir kaygı bulutunun ortasında tahammülsüzleşen herkes için…

Belirsizliğe tahammülsüzlük

Bir durum karşısında bir şeyleri açıklamaya yeterli önemli noktalardan ya da anahtar bilgiden yoksun olmak belirsizliği doğuran sebepler. Bu yoksunluğa katlanmak konusunda yaşanan güçlük ise “belirsizliğe tahammülsüzlük” olarak tanımlanıyor. 

Hayat zaten doğası gereği pek çok “anahtarı” bizden sakladığı için belirsizlik konusunda tahammül sınırlarımızın zorlandığı sayısız an yaşıyoruz. Elimizdeki anahtarın uymadığı bir sürü kapıyı zorluyoruz, “Bir kapı kapanırsa diğeri açılır” tesellisine inanıyoruz ama hayat işte, bazen bazı kapıların aynı anda kapanacağı tutuyor.

Tüm bunların ortasında kaygılı ve çözümsüz hissetmek için illa “anksiyete bozukluğu” teşhisi almanız gerekmiyor. Günlük hayatta pek çok sağlıklı birey de belirsizliğe tahammülsüzlük yaşıyor. 

Fakat dikkatli olmakta fayda var, durum kontrol altına alınmadığında obsesif kompulsif bozukluk ya da panik bozukluk başta olmak üzere çeşitli ruhsal anomalilere varabiliyor. 

Yeterince istemek oldurmaya yeter mi?

Doğuştan getirdiğiniz kimi özellikleriniz, adına ister mizaç deyin, ister huy veya karakter, sizi tahammülsüzlük konusunda daha çok sıkıştırabilir. 

Sorumluluk sahibi, mükemmeliyetçi, hırslı ve çalışkan olarak bilinen biriyseniz, belirsizlik sizin zehriniz. Zira başarıya ve güce önem veren kişilerin yanılgılarından ya da ilüzyonlarından biri şudur: “Yeterince istersem olur.”

Bu kişiler fazla çabaladıkları takdirde başarabileceklerine iknadırlar. Bütün seçenekleri kontrol altında tutmak isterler. Böylelikle her şeyi oldurabileceklerine inanırlar. 

Oysa hayat, tamamını kontrol altında tutamayacağımız kadar çok katmanlı, oyunlu ve sürprizli bir yerdir. Ama bu gözünüzü korkutmasın. İçerdiği tüm belirsizlik, heyecan ve tehlikelere rağmen her oyunun kuralları vardır. Ve tahammül sınırlarımız, sadece ve sadece oynadıkça açılır. 

Dört yan “influencer”, her taraf bilgi

Suçu her zaman kendinizde de aramayın. Bazı durumlarda içinde bulunduğunuz toplum ve yaşadığınız çağ gibi çevresel etmenler de devreye giriyor olabilir. 

Elimizdeki telefonlarla birçok bilgiye erişebiliyor, herkesin hayatına yakından şahit olabiliyoruz. Kendi köyümüzün, mahallemizin, komünitemizin dışındaki insanlar da hayatımızda söz sahibi artık. Çünkü insanız, etkileniyoruz. 

Birçok parlak hayat görüyoruz ve izlediğimiz başarı hikayeleri bize şunu dikte ediyor: Her şey senin elinde; ben yaptıysam, sen de yapabilirsin. Ya da biraz ileri gidelim; ben konuşurken sen oturduğun yerden izlediğine göre, demek ki eksiksin. 

Hal böyle olunca kendi hayatımızın yönsüzlüğü daha da katlanılmaz geliyor. Erişilebilirliği her gün artan bu “kirli” bilgi evreni, aslında bizi daha fazla belirsizlikle baş başa bırakıyor. Üstelik elimizin altındaki onca bilgi, her şeyi kontrol edebileceğimize dair yanılgıları da daha fazla besliyor. 

Belirsizlik her zaman kötü bir şey mi?

Belirsizlik bizi sıkıştıran ve yoran bir şey gibi gelse de aslında motivasyon gücü çok kuvvetli bir hal. Sonuçta sonunu düşünenin kahraman olamayacağı gibi sonunu bilenin de kılını kıpırdatası gelmeyecektir. 

Yapılan araştırmalar, insanların kimi hallerde sonucu kesinleşmemiş durumları daha fazla tercih ettiğini gösteriyor. Örneğin bir zarın sonucunu tahmin edeceksiniz. Zar atılmadan önce mi tahminde bulunmak istersiniz yoksa atıldıktan sonra fakat sonucu bilmeden mi?

Ya da bir derbi maçını canlı mı seyretmek istersiniz yoksa sonucu hiç bilmeseniz bile kayıttan mı?

Muhtelemen iki seçenekte de ilk senaryoda bulunmayı seçtiniz. Çünkü içinizden bir ses gidişatı değiştirebileceğinizi söylüyor. 

Nesnel olarak gidişatı kontrol edemeyeceğimizi bildiğimiz durumlarda bile irrasyonel bir şekilde bir miktar kontrol hissedebiliyoruz. Bunun dozunu tutturmak ise belirsizliğe tahammülün dengesini kuran şey. Ne her şeyi kontrol edebileceğimize körü körüne inanarak paniğe kapılmak ne de hiçbir şeyin öngörülemez olduğunu düşünerek kendimizi çaresiz hissetmek… 

Belirsizliğe tahammül etmek ve miş’li geçmiş zaman

Belirsizliğe karşı tahammülümüzü esnetmek için öncelikle nelerin elimizde olduğunu iyi kavramak gerekiyor. Çünkü kendi davranışlarımız ve seçimlerimiz dışında, kontrol edebileceğimiz bir şey yok aslında.

Ne diğer insanların duygu ve düşüncelerini ne hayatın bize sunacaklarını ne de içinde yaşadığımız toplumsal gerçeklikleri kontrol edebilecek kadar mahiriz. Hepimiz sadece elimizden geleni yapmakla mükellefiz. 

Her şeyi bilemez, her alana yetişemeyiz, bizim dışımızdakiler bazen gerçekten bizden gayridir. 

Aslında kullandığımız dilde bile bunun kırıntıları var. Türkçe öğrenen yabancıların en çok zorlandığı yerlerden biri, miş’li geçmiş zamanı öğrenmektir. 

Türkçedeki miş’li ya da belirsiz geçmiş zamanda, bir şeyler biz bilmeden, görmeden gerçekleşmiş, bize bunun bilgisi sonradan gelmiştir. Ve bu çok doğaldır.

Oysa gramer yapısında bu zamana sahip olmayan diller için bir şeyin olması, ona zaten şahit olduğumuzdandır. Oldu denir, biter. Yaptı denir, geçer. 

Ama bazen de bazı şeyler, bizim dışımızda, gözümüzün erişemediği, kontrolümüzün sınırlarının aştığı, idrakimizin sonradan alacağı yerlerde olmuştur. 

Böyle hallerde miş’li zamanlara güvenmek hayata da güvenmek, belirsizliği göğüslemektir. 

Çünkü sonuçta bütün masallar belirsizlikten çıkar; bir varmış, bir yokmuş…

🦉
Fayn, güç sahiplerini denetlemek, bakış açılarımızı genişletmek, yankı odalarının duvarlarını yıkmak ve 21. yüzyılın enformasyon karmaşasına direnebilmek için var. Fayn’a sınırsız erişim için abone olun.
Bağlantı kopyalandı!

Yazan:

Sinem Hızarcı

Sinem Hızarcı

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler okudu. Kültürel İncelemeler üzerine çalışıyor.