27 Kasım 2025. 

Soğuk bir New York günü. JFK Havaalanı. 

Şükran Günü tatilinin ardından New York’a geri dönenleri uzun bir pasaport kuyruğu bekliyor. Gökçe Güven de bekleyenler arasında. Pasaport kontrolünden geçip New York’taki evine gidecek. 

Ancak bir sorun var. Henüz kendisi hakkında bir soruşturma olduğundan, FBI tarafından gözaltına alınacağından, iki günü ve geceyi hakim karşısına çıkartılana kadar gözaltında ve Brooklyn’in meşhur hapishanesinde (MDC - Metropolitan Detention Center) tutuklu geçireceğinden, birkaç gün sonra isminin bir dava dosyasına dönüşeceğinden (US v. Gökçe Güven), hayatının ve Kalder’in geleceğinin bir adli mücadeleye dönüşeceğinden, kendi kurduğu start-up’ının ve yıllardır gerek eğitim gerek çalışma hayatıyla uğruna mücadele verdiği göçmen hikayesinin istenmeyen bir yöne savrulacağından haberi yok. 

İki gün sonra. 

Tarih: 29 Kasım 2025. 

Gökçe Güven yanında avukatı Scott Hartman’la (New York’ta çalışan bir beyaz yakalı suçlar ve finansal suçlar avukatı) beraber bu kez hakim Valerie Figueredo’nun önünde. 

Hakim Figueredo’nun önündeki dosyada savcılığın talep ettiği 10 milyon dolarlık kefalet miktarı başvurusu duruyor. 

Hakimlerin yetkisi dahilinde kefalet miktarı 50 bin dolara inse de Gökçe Güven’in serbest kalma koşulları ağır. 

Hem kendisinden hem de kız kardeşinden pasaportlarını teslim etmeleri talep ediliyor. 

Ayrıca Güven’in bu tarih itibarıyla herhangi bir yatırımcıyla görüşmesi yasaklanıyor. 

Görüşebileceği, bilgi aktarımı yapabileceği tek grup bugünden sonra avukatları. 

Şirketi Kalder’in bütün hesaplarına el konuluyor. 

Halbuki hikaye hiç böyle başlamamıştı 

25 yaşındaki Gökçe Güven’in CV’si okuduğu iyi okullarla, çalıştığı şirketlerle, yarattığı ürünlerle dolup taşıyordu. 

Robert Kolej ve ardından Berkeley Üniversitesi mezunuydu. (Uluslararası Ticaret ve Bilgisayar Mühendisliği) 

LinkedIn profiline göre Güven, 2018–2020 yılları arasında Blockchain at Berkeley adlı, kampüste blok zincir inovasyonunu danışmanlık, eğitim, tasarım ve araştırma yoluyla geliştirmeyi amaçlayan, öğrenciler tarafından yönetilen bir organizasyonda geliştirici ve mühendislik lideri olarak görev yapmıştı. 

Güven, özellikle ABD’ye öğrenci olarak geldikten sonra e-ticaret ve tüketici alışkanlıkları üzerine çalıştığını anlatıyordu. 

Aslında Kalder’i kurmaya çok önceden karar vermişti. 

Kalder’in temel fikri şuydu: Markalar kampanya ve indirim bütçelerini doğrudan reklama değil, kullanıcıya geri ödeme veya ödül olarak versin. 

New York merkezli kurduğu şirketini bir Fintech (finans teknolojisi girişimi) olarak kurmuş ve şirketin bulduğu bu model yatırımcılara pazarlamanın geleceği olarak sunulmuştu.