Kağıt üzerinde Amerikan sağının son zamanların en rahat dönemini yaşadığı söylenebilir. 

Son genel seçimlerde, Cumhuriyetçiler yalnızca başkanlığı kazanmakla kalmadı, yasamanın iki kolu olan Temsilciler Meclisi ve Senato’da da çoğunluğu sağladı. 

Dahası, yüksek yargıda da üstünlüğü ellerinde tutmayı başardı. 

Bütün bunlar da muhafazakar Miras Vakfı (Heritage Foundation) tarafından seçimden önce hazırlanan ve temelde Cumhuriyetçilerin bir daha seçim kaybetmemesi için yapısal değişiklikler içeren “2025 Projesi”nin etaplarının hayata çabucak geçirilebilmesini sağladı. 

Bürokratların partizanlaştığı, yüksek yargının noter görevi gördüğü, Amerika’nın zaten ferahfeza başkanlık sisteminde yürütme kolunun gücünü iyiden iyiye arttıran bu proje, Trump’ın ülkeyi Putin tarzı bir otoritaryenlikle yönetebilmesini sağladı. 

Lâkin, bu projenin yürütülebilmesi Cumhuriyetçilerin bölünmez bir blok olarak hareket edebilmesine bağlı. Yasama, yürütme ve yargı başkanın kontrolünde gözüküyor. Fakat Temsilciler Meclisi, Senato ve Anayasa Mahkemesi’ndeki Cumhuriyetçi çoğunlukları küçük farkla sağlandı ve kırılgan. Sivil ve asker​​î bürokrasinin tartışmalı uygulamaları da çoğu kez yargıdan dönüyor. 

Her ne kadar Amerika’da partiler, milletvekillerini ve senatörleri çeşitli havuç-sopa yöntemleriyle (mesela ön seçimlerde maddi-siyasi destek) disiplin altında tutabilseler de, çok hassas meselelerde işin şekli değişebiliyor. Tek bir oyun hem Temsilciler Meclisi’nde hem Senato’da her şeyi belirleyebildiği bir denklemde, Kongre üyelerinin kişisel hesapları, ellerinin epeyce de güçlü olduğu pazarlıklara yol açabiliyor. 

Bir de tabii işin kamuoyu ayağı var. Kongre üyeleri, partilerini ve bağışçıları dengelerken, bir yandan da özellikle online medyada kuvvetlenen yeni kanaat önderlerini de hoş tutmak durumunda kalıyorlar. 

Son yıllarda sağcı milyarderlerin Trump ya da Cumhuriyetçi Parti yanlısı online medyaya ciddi bir maddi katkı sağladıkları biliniyor. Ancak tıpkı Kongre’de olduğu gibi medyada da Trump yanlısı figürlerin fazlasıyla güçlenmesi, kişisel hesapların daha tutkuyla kovalanmasına yol açtı. 

Dahası, ikinci dönemde bu yazı boyunca inceleyeceğimiz bazı gelişmeler, sağ cenah için ciddi siyasi fay hatlarını hissedilir kılıyor. 

Son zamanlarda, bu fay hatları her olayla biraz daha kırılıyor ve artık MAGA yani Make America Great Again hareketi içindeki ya da etrafındaki pek çok fraksiyonun birbiriyle savaş hâlinde olduğu açıkça görülüyor. 

MAGA iç savaşı nasıl başladı?

MAGA İç Savaşı diyebileceğimiz bu süreç, aynı zamanda sistem dışı ve siyaset elitine karşıt bir hareket olarak oluşan alternatif sağın ya da daha isabetli tabirle Amerikan aşırı sağının Trump’ın ikinci dönemiyle beraber artık devlet aygıtına dönüşmesinin de bir sonucu. 

Elitizme karşı çıkarak kendini var eden bu hareket, kendi çekirdeğinin elitleşmesiyle baş etmek durumunda kalıyor. Bu çelişkiyi iyice derinleştiren bazı olayların tam merkezinde ise, kendine popülist başkan Trump var.