“Enkaz altındayken babam ‘oksijenimiz bitiyor, özür dilerim hayatımız bu şekilde bitsin istemezdim’ dedi. İnce bir ipin üzerindeydik sanki; bir tarafımız hayatta kalmaktı, bir tarafımız ölümdü.”

Bu sözler, 6 Şubat depremlerine Adıyaman’da ailesiyle yaşadıkları 3 katlı apartmanda yakalanan genç piyanist Dicle Hayat Dağdeviren’e ait. Öğretmen bir anne babanın iki çocuğundan büyüğü olan Dicle, depremde annesini ve erkek kardeşini kaybetti. Enkazdan sağ çıkarıldı ancak beli kırıldığı için yaklaşık sekiz ay tedavi gördü, bir dönem tekerlekli sandalye kullandı. Bugün hâlâ vücudunda dokuz vida taşıyor.

Dicle’yi hayatta tutan yalnızca bu vidalar değil. Onu hayata asıl bağlayan anne ve babasının ona doğum gününde hediye ettiği ve 6 Şubat’tan sonra enkazdan çıkarılan piyanosu. Kırılmış parçalarını babasıyla birlikte yeniden birleştirdiği ve altı yaşından beri çaldığı piyano için, “O benim ilk arkadaşımdı” diyor. 

Karanlıktan sonra

Ankara’da hastanede tedavi gördüğü günlerde, enkazdan çıkan ve annesine ait olan telefona sesiyle kaydettiği Karanlıktan Sonra adlı bestesi Dicle’ye 10. Uluslararası Little Mozart’s Piyano ve Keman Festivali-Yarışması’nda birincilik getirdi.