“CIA, İran’da bir halk ayaklanmasını teşvik etmek amacıyla Kürt güçlerini silahlandırmak için çalışıyor.” Günlerdir Amerikan basınında peş peşe bu yönde haberler yer alıyor.  

Bu iddiayı ilk duyuran medya kuruluşlarından Axios, 3 Mart’taki haberinde “Trump, İran’daki savaş çabaları kapsamında Kürt liderleri aradı” başlığını kullandı. Haberde, ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran’a saldırının başlamasından bir gün sonra Irak’taki Kürt liderler Mesud Barzani ve Bafel Talabani ile telefon görüşmesi yaptığı, İran’la savaşın gidişatını ve sonrasındaki olası adımları konuştuğu anlatılıyordu. 

Daha sonra Trump’ın 3 Mart Salı günü de İran Kürdistan Demokratik Partisi (KDP-İ) başkanı Mustafa Hicri ile konuştuğu bilgisi geldi. 

Axios, 5 Mart’taki haberinde de “MOSSAD ve CIA destekli Kürtler, İran’daki savaşın bir sonraki aşamasına öncülük edebilir” başlığını kullandı. 

Habere kaynak olarak, ABD ve İsrailli yetkililer ile İranlı Kürt gruplardan birinin üst düzey yetkilisi gösterildi. Şöyle denildi: 

“Birkaç İranlı Kürt örgütünün militanları ülkenin kuzeybatısında İran rejimine karşı olası bir kara harekâtı için hazırlık yapıyor.”

Bir ülkeye ağıt: İran denince aklıma gelenler
İran denince artık akıllara Trump ve öldürülen Hamaney gibi liderler ile savaş görüntüleri geliyor. Bütün bu toz dumanı aralayıp bakınca benim aklıma gelenler ise çok başka: İran’ın Cüneyt Arkın’ı Cihangir Gaffari, billur sesli Guguş, bütün şiirleri Türkçeye çevrilen Füruğ ve daha nicesi…

“Silahlar savaş öncesi verildi”

The New York Times, bu konudaki haberleri bir adım öteye taşıdı. Haberinde, İran’a yönelik 28 Şubat’ta başlayan savaşın öncesinde, CIA’in, gizli bir programla Irak'ta bulunan İranlı Kürt güçlerine küçük silahlar verdiğini yazdı. 

CNN International da “CIA, İran’da bir ayaklanmayı tetiklemek için Kürt güçlerini silahlandırmak üzerinde çalışıyor” dedi, görüşmelerin aktif bir şekilde sürdüğünü haberleştirdi. 

CNN’e konuşan İranlı Kürt bir kaynak, bazı silahlı grupların ülkenin batısında eylemler yapmayı planladığını, bu grupların ABD ve İsrail'den destek beklediğini söyledi. 

Bölgedeki Kürtlerin İran'da belirli bir alanı ele geçirerek İsrail için "tampon bölge" oluşturma olasılığı üzerinde de konuşulduğu iddia edildi.

“Silahlı Kürt gruplar İran’a girdi” iddiası

Tüm bunlar tartışılırken savaşın beşinci gününde akşam saatlerinde Fox News, bir ABD yetkilisine dayandırdığı haberinde, “Binlerce Iraklı Kürt savaşçı İran'a kara harekatı başlattı” iddiasında bulundu ama hem İranlı hem Iraklı bazı Kürt gruplardan bu habere hızlı bir yalanlama geldi. 

İran Kürdistan Demokrat Partisi, "Hiçbir gücümüz İran topraklarına girmemiştir; bu yöndeki iddiaları reddediyoruz" diye açıklama yaptı. İran Kürdistan Devrimci Emekçiler Topluluğu (Komele) de "Güçlerimizin İran içine hareket ettiği ve girdiği yönündeki söylentiler doğru değildir” dedi. 

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başbakanı Mesrur Barzani’nin ofisinden Aziz Ahmed de tek bir Iraklı Kürt’ün bile sınırı geçmediğini açıkladı. 

Ama son birkaç gündür ABD ve İsrail’in Irak sınırındaki İran güçlerini vurduğu, İran’ın da bölgedeki ayrılıkçılara yönelik saldırılar düzenlediği haberleri yoğunlaştı. 

PKK’nın İran kolu yine sahnede

Savaş başlamadan altı gün önce bölgeden gelen bir haber dikkat çekiyordu. 22 Şubat’ta beş İranlı Kürt örgüt Tahran’a karşı ittifak yaptıklarını duyurdu. İttifakın adını da “İran Kürdistanı Siyasi Güçleri Koalisyonu” olarak açıkladılar.  

İttifakta yer alan grupları PKK’nın İran’daki kolu PJAK, İran Kürdistan Demokrat Partisi (KDP-İ), Kürdistan Özgürlük Partisi (PAK), Kürdistan Emekçiler Topluluğu (Komala) ve İran Kürdistanı Mücadele Örgütü (Sazman-ı Xebat) oluşturuyor.

Yaptıkları ortak açıklamada ana hedeflerini "İran İslam Cumhuriyeti'ni devirmek ve Kürtlerin kendi kaderini tayin etmesi" olarak duyurdular. 

PJAK zaten Tahran’a karşı İsrail’in yanında savaşmaya dünden razı. Haziran 2025’te, İsrail’in İran’a yönelik bombardımanıyla başlayan, İran’ın füzelerle karşılık verdiği ve ABD’nin yine İran’ı bombalamasıyla son bulan 12 Gün Savaşı’nda bunu açıkça ilan etmişti. 

Daha savaşın ilk günlerinde PJAK’ın lideri Hüseyin Yazdan Banah, İsrail’i destekledikleri açıkladı, olası bir kara harekatı için de “Saldırıya katılmaya hazırız. Bölgede hakimiyeti kurmak için gerekeni yaparız" dedi. 

İran’da Kürtleri cepheye sürme planı ABD’de de tartışılıyor. Bunun kendilerine avantaj sağlayıp sağlamaması yanında bir “endişeleri” daha var. Onu da CNN’in güvenlik analisti ve Obama döneminin üst düzey Pentagon yetkilisi Alex Plitsas dile getirdi: 

"Bir ayaklanma başarısız olursa ve ABD geri çekilirse, bunun Kürtleri terk etme algısına katkıda bulunacağına dair bir endişe var." 

ABD'nin eski Dışişleri Bakanı Kissinger, ABD ile Kürtlerin ilişkilerinde derin iz bırakan bir isim.

‘İstihbarat operasyonları hayır kurumları gibi çalışmaz’

Plitsas’ın dile getirdiği bu düşünce sadece bir algı değil, birçok olguya dayanıyor. 

ABD, daha önce de Ortadoğu’da Kürt kartını kullandı ama sonra bir anda çekildi. 

Sonuçta akıllarda hep ta en başta ABD’nin ünlü Dışişleri Bakanı Henry Kissinger’in, Molla Mustafa Barzani’ye söylediği şu söz kaldı: “İstihbarat operasyonları hayır kurumları gibi çalışmaz.”

Peki geçmişte neler yaşandı, ABD nerelerde ‘‘Kürt kartını’’ masaya sürdü, sonra ne oldu? 

Ortadoğu’da İngilizlerden ABD’ye miras

II. Dünya Savaşı ortaya iki süper güç çıkarmıştı. Bir tarafta SSCB, diğer tarafta ABD. 

Washington’ın, SSCB’nin Ortadoğu’ya yayılma çabalarını engelleyecek politikalara ve araçlara ihtiyacı vardı. 1956’daki Süveyş Krizi, İngiltere’nin Ortadoğu’da misyonunu bırakmasına sebep oldu. Böylece ABD, kaçınılmaz olarak İngiltere’nin Ortadoğu’daki mirasını devraldı. 

Irak’ın SSCB ile yakınlaşmaya başlaması Washington’ın Irak Kürtleri ve liderleri Molla Mustafa Barzani ile ilk teması kurmasının ana sebebiydi. Barzani, 1960’larda Irak’taki ayaklanmalar sırasında ABD’den de yardım istemişti. Uzun yıllar ABD sadece sözlü destek vermekle yetindi.