Merhaba

Yine bir cuma yine biz.

Bu hafta deprem davalarını inceledik, 6 Şubat’ın üçüncü yılında Adıyaman ve Hatay’daki tabloya baktık, herkes gibi Epstein belgelerinde kaybolduk, Avustralya Açık’ı kapattık, milletvekillerinin nasıl geçinemediğini anlamaya çalıştık…

Deprem davalarında ne oluyor?

6 Şubat depremlerinin üzerinden üç yıl geçti. On binlerce insan öldü. Milyonlarca insan evsiz kaldı. Cumhuriyet tarihinin en büyük felaketini hazırlayan müteahhitler serbest. Görevini yerine getirmeyen kamu görevlileri cephesinde bir şey yok. Hatta açık açık kollanıyorlar. Davalar sürekli sürüncemede…

6 Şubat’ın 3′üncü yıldönümü: Deprem davalarında kim korunuyor?
6 Şubat depremlerinde on binlerce insan öldü. Milyonlarca insan evsiz kaldı. Müteahhitler serbest, kamu görevlileri kollanıyor, davalar sürüncemede. Eğer bu ölümler kader değilse, kayıpların siyasi ve hukuki sorumluları nerede?

Adıyaman: Enkaz altından çıkan bir beste

6 Şubat’ta Adıyaman’da enkaz altında kalan Dicle, annesini ve kardeşini kaybetti. Belinde dokuz vida, yanında enkazdan çıkarılan piyanosu var. Onun hikayesi, Adıyaman’ın üçüncü yılında hâlâ süren toparlanma mücadelesiyle kesişiyor. Rabia Çetin yazdı.

Adıyaman: Enkaz altından çıkan bir beste, üç yıl sonra bir şehir
6 Şubat’ta Adıyaman’da enkaz altında kalan Dicle, annesini ve kardeşini kaybetti. Belinde dokuz vida, yanında enkazdan çıkarılan piyanosu var. Onun hikayesi, Adıyaman’ın üçüncü yılında hâlâ süren toparlanma mücadelesiyle kesişiyor.

6 Şubat’tan üç yıl sonra Antakya: 

Amerikalı yazar Gertrude Stein, Everybody’s Autobiography (1937) adlı kitabında şöyle bir cümle kurar: “When you get there, there is no ‘there’, there.” Yaklaşık olarak “Oraya varıldığında, orada, ‘orası’ yok.” şeklinde tercüme edebileceğimiz cümle, epey derin ve geniş anlamlar barındırıyor. 6 Şubat 2023 depremlerinin üzerinden üç yıl geçti. Bu süre içinde Antakya’ya kaç defa gittiğimi bilmiyorum; çoğunlukla ayda bir defa, zorunlu hâllerde iki ayda bir defa, bazen de ayda iki defa. İki Antakya ziyaretimin arasındaki süre ne kadar kısa olursa olsun, Antakya’yı bugüne kadar bir defa bile “bıraktığım gibi” bulamadığımı söylemeliyim. Mimar Sinan GSÜ Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Tuğçe Tezer gördüklerini Fayn için yazdı. 

6 Şubat’ın 3. yılında Antakya: Yerinde gurbette olmak
İnsanın büyüdüğü, yaşadığı, bildiği mekanın tanımsız ve yabancı bir hâl alması “yerinde gurbet” hâlini ifade eder. Orada olduğumuz hâlde, artık orada hissetmediğimiz bir gurbet hâli. İşte Antakyalılar, 6 Şubat’tan beri bunu yaşıyor çünkü şimdiki Antakya bildikleri Antakya değil.

Komşu komşunun gönüllüsüdür

“Eski komşuluk kalmadı” deniyor ama o iş tam öyle değil. Yani belki eskisi kalmadı ama yerini komşusuzluk değil yeni nesil bir komşuculuk aldı. Komşular pek çok konuda kendi aralarında örgütleniyor. Örneğin Marmara’da beklenen büyük depreme karşı kurulan gönüllü örgütlenmeler gibi. Çağla Öztek AFAD ve BAK Kadıköy gibi kurumlarla koordineli çalışan gönüllü örgütlenmeleri yazdı.

Depreme çare: Yeni nesil komşuculuk
Marmara’da beklenen büyük depreme AFAD, BAK Kadıköy gibi kurumlar hazırlık yapıyor ama sanırım kaosun ve çaresizliğin asıl ilacı yeni nesil komşuculukta, yani mahallelerdeki gönüllü örgütlenmelerinde olabilir.
SPONSORLU

33. İstanbul Caz Festivali'nden ilk isimler açıklandı.

Festival ilk üç gününde; Miles Davis’in 100. yaşında efsane kadroyu yeniden bir araya getiren projesiyle Marcus Miller, ilk Türkiye konseriyle Thee Sacred Souls ve dünya çapında ses getiren yeni grubu Saving Grace ile Robert Plant'i ağırlayacak. 

Biletler şimdi satışta. Bu linkten inceleyebilirsiniz.

Epstein dosyaları: 
Şimdi ne olacak?

Epstein dosyalarının insanı çarpan etkisi bitmiyor. Son açıklanan içerikler nedeniyle sadece Amerika değil dünyanın gündemi de daha sert bir Epstein türbülansına kapılmış gibi duruyor. Peki ama biz bu belgelerden, bu belgelerin yayınlanma şeklinden, içinde gördüklerimizden ne anlamalıyız? Anlamaya bir yerden başlamak için Elif Key’e bağlandık.

Epstein dosyaları: Şeffaflık değil panik ürünü
Küresel pedofil ağı kurucusu Epstein’ı kimse tanımıyor, adaya kimse gitmemiş. Ama dosyalarda Trump’tan Musk’a, Gates’ten saray dedikodularına herkes var. Türkiye’nin de adı geçiyor. Sansürlenen gerçeklerle, silinen notlarla ortaya çıkan şey şu: Bu dosyalar şeffaflık değil, panik ürünü.

ABD-İran:
Bizimkisi toksik bir ilişki

Hep kavgalılar ama yeri geldi mi silah ticareti yapmayı biliyorlar. ABD ve İran’ın darbeler, elçilik baskınları, kuşatmalar, ambargolar ve nükleer gerginlikle dolu ilişkisinin tarihini Sami Oğuz yazdı.

İran-ABD ilişkilerinin talihsiz tarihi
ABD ve İran birbirlerini şeytan ya da şer olarak nitelendirse de, en kanlı bıçaklı oldukları dönemde bile silah ticareti yapmaktan kaçınmadı. Gizli açık onlarca kez pazarlığa sahne olmuş ABD-İran ilişkilerinin talihsiz tarihini Sami Oğuz yazdı.