Bundan iki hafta kadar önce uzun zamandır görüşemediğimiz iki okul arkadaşımla buluşup biraz hasret giderdik. Bilirsiniz, böyle buluşmalarda eskilerden konuşur insanlar. Komik anılar, iz bırakmış insanlar…

Tam da böyle bir sohbetin ortasında laf lafı açtı ve konu bir arkadaşımıza geldi. Bu arkadaşımız pek çok konuda aykırı fikirleri olan, ilginç bir insandı. Çok akıllı ve oldukça da başarılı bir öğrenciydi. Hep okurdu. Özellikle edebiyata karşı müthiş tutkuluydu. Ama bir kusuru vardı, kitap çalardı.

Gerçi kendisi bunu bir kusur olarak görmez, yaptığının hırsızlık olduğunu kabul etmekle birlikte, bunun ahlaki açıdan kötü bir eylem olduğunu kabul etmezdi. Ailesinin maddi durumu pek parlak olmadığı için çalışıp para kazanmak zorundaydı. Ama o kazandığı da ancak cep harçlığına yetiyor, kitap almaya parası kalmıyordu.

Şimdi ellili yaşlarının ortalarında olan bu arkadaşımız, okul sonrası iş hayatında sağlam adımlar attı ve bugün maddi açıdan oldukça rahat biri. Ayrıca öğrenciliğinden beri var olan edebiyat tutkusunu yazmaya da yönlendirdi. Şimdilerde sadece bir iş insanı değil, aynı zamanda başarılı bir yazar. Yayımlanmış üç romanı, iki de şiir kitabı var.

Öğrenciyken kitap çalma eylemini meşrulaştıracak argümanlar üretirdi. Mesela, “zaten zincir bir kitapçı, bir kitabın eksilmesi onları batırmaz” derdi. Hatta daha da ileriye gidip, öğrencilerin buna hakkı olduğunu savunurdu. Esas ahlaksızlığın bilgiye erişimi pahalı kılan sistemde olduğunu savunurdu. Kitap okumak için başka bir çaresi olmadığını söyleyip dururdu.

Şimdi de böyle düşünen gençler var. Biliyorum. Açıkçası onlara da arkadaşımın gençlik hâline de bir ölçüde hak vermemek elde değil. Ama bu meselenin ahlaki açıdan sorgulanması da şart bence. O yüzden arkadaşımı, arkadaş gözüyle değil de Ahlak Bekçisi gözüyle bir değerlendirmek istedim.

**

Değerli okurlar,

Yukarıda bahsettiğim arkadaşımla aynı sınıftaydık. Yani o da benim gibi bir felsefe öğrencisiydi ve elbette ahlak dersleri de alıyorduk birlikte. Bugün bana eski günlerde yaptığı bir eylemle ilgili ahlaki değerlendirme isteyen bir mektup yazıp, yaptığım şey ahlaki mi değil mi diye sorsaydı, “sanki sen bilmiyorsun cevabı” derdim.

Bahsi geçen bu konu, pek çok öğrencinin yaşadığı ve yaşamaya devam ettiği bir ahlaki problem. Evet arkadaşım da böyle düşünen gençler de bir konuda haklı: Bilgiye ulaşmak bu kadar pahalı olmamalı.