ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşın birinci ayının dolduğu günlerde, Pazar günü İslamabad’da önemli bir toplantı vardı. Türkiye, Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan dışişleri bakanları bir araya geldi. 

Toplantının temel sebebi tabii ki, bir yanda İran’a yönelik süren saldırılar, diğer yanda İran’ın bölge ülkelerindeki Amerikan hedeflerine yönelik misillemeleri ve İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları ile çatışmanın bölgesel bir hâl alması endişesi. 

Pakistan, ABD ile İran arasındaki mesajlaşmayı yürütüyor. Olası görüşmelere de arabuluculuk edebileceğini söylüyor. Toplantı, Pakistan’ın bu rolü için de bir görüş alışverişi niteliğindeydi. 

Ama bölgenin güçlü bu dört ülkesinin buluşması, “Yeni bir blok kurulabilir mi?” sorusunu da doğurdu. 

İran: Savaşın dördüncü haftasında ne oldu?
Bir ayını dolduran İran savaşında dördüncü hafta karşılıklı tehditlerin yanı sıra, diplomasi haberleriyle de doluydu. Tarafların müzakere şartları neler? Müzakere mümkün mü? Savaş devam edecek mi? Fayn, bölgeyi bilen analistleri dinlemeye, okumaya, derlemeye ve aktarmaya devam ediyor.

Bu konuda Batı basınında en net analiz, İngiliz gazetesi The Gurdian’da yayınlandı. Gazetedeki yazının girişinde kullanılan ifade dikkat çekici: 

“Pazar günü İslamabad’da Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan ve Türkiye dışişleri bakanlarının bir araya gelmesi, yalnızca İran’da bir ateşkes için en güçlü umut olarak görülmekle kalmadı; aynı zamanda savaş sonrası İsrail ve İran’ın etkisini sınırlamayı amaçlayan yeni bir düzenin de çekirdeğini oluşturdu. Bu dört ülke daha önce de bir araya gelmiş olsa da, Pazar günü İslamabad’da yapılan bir günlük dışişleri bakanları toplantısı, diplomatların dikkatini çeken bir girişimin adeta resmi açılış töreni niteliğindeydi.”

Toplantıdan iki gün öncesine gidelim. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, A Haber yayınına katıldı. Toplantının başlangıçta Türkiye'de yapılmasının planlandığını söyleyen Fidan, "Ancak Pakistanlı muhataplarımızın ülkelerinde bulunmaları gerektiği için toplantıyı Pakistan'a taşıdık" dedi. Devamında kullandığı şöyle bir ifade var: 

"Bizim getirdiğimiz teklifin can alıcı kısmı, nerede yapılacağından ziyade, kurduğumuz mekanizmanın nasıl olacağıydı."

İşte bu “mekanizma” vurgusu, “yeni bir blok” yorumları açısından önemli bir pencere açıyor. 

Pakistan basınında “Yeşil NATO” yorumu

Dawn, toplantıya ev sahipliği yapan Pakistan’ın önde gelen yayın organı. Burada çıkan bir analizde, Pazar günü yapılan dörtlü görüşme hakkında dikkat çekici, belki de biraz “ileri” ifadeler var. Şöyle deniliyor: 

“Bu görüşmede, Pakistan, Mısır, Türkiye ve Suudi Arabistan arasında dörtlü bir ittifak, deyim yerindeyse dışa bağımlılık dönemini sona erdirmeyi amaçlayan bir “Yeşil NATO” fikri ele alındı. Bu dörtlü, sıradan bir diplomatik girişimin ötesini temsil ediyor; Batı himayesinin sarsılması ve bölgede yenilmez bir güvenlik mimarisinin olgunlaşmasının habercisi olabilir.”

Yazıda, yarım yüzyıldan fazladır Ortadoğu’nun jeopolitik mimarisinin Amerikan güvenlik şemsiyesine dayandığı belirtiliyor ve “ABD ve İsrail’in, İran topraklarını hedef alması ve Tahran’ın gelişmiş savunma sistemlerini aşan karşı saldırılar düzenlemesiyle birlikte, Riyad’dan Kuveyt’e kadar şu gerçek ortaya çıkmıştır: Koruyucu artık korumamaktadır” deniliyor.

Pakistan, nükleer silaha sahip tek Müslüman ülke. Geçtiğimiz aylarda da Suudi Arabistan ile arasında bir savunma işbirliği anlaşması imzalanmıştı. 

Dawn’da çıkan yazıda, Pakistan-Suudi paktının modelinin Körfez geneline yayılmasıyla, birleşik bir stratejik blok ortaya çıkabileceği ve dış aktörleri caydırabilecek güvenilir bir denge unsuru haline gelebileceği vurgusu yapılıyor. 

Yazı şu cümlelerle bitiyor: 

“Bu yeni oluşmakta olan düzende Pakistan, Mısır ve Türkiye’nin jeopolitik ağırlığı ve caydırıcılığı, ABD liderliğindeki sistemin savaşın ilk aşamalarında sağlayamadığı kolektif güvenliği sunabilir. Böyle bir savunma koalisyonunun hayata geçmesi, sömürge sonrası güvenlik anlayışının sonunu ve uzak başkentlere bağımlılığın yerini güçlü, yerel bir istikrar eksenine bıraktığı yeni bir dönemin başlangıcını simgeleyebilir.”

Arap basını ne diyor? 

Her ne kadar Batılı analizlerde “yeni blok”, Pakistan basınında “Yeşil NATO” yorumları görsek de Arap ülkelerinde kullanılan ifadeler daha temkinli. 

Suudi Arabistan merkezli Arab News, toplantıyı bir “bölgesel koordinasyon çabası” olarak tanımladı. Haberinde “Blok” ifadesi geçmedi. Dört ülkenin, ABD ile İran arasındaki savaşta gerilimi azaltmak amacıyla İslamabad’da ortak görüşmeler gerçekleştirdiği belirtmekle yetindi. 

Al Arabiya’da yapılan yorumlarda da Riyad’ın bir yandan İran’ın saldırganlığını sınırlamak isterken, diğer yandan ABD’nin bölgeyi kaosa sürükleyip çekilmesinden de endişe ettiği vurgusu öne çıktı. 

Dolayısıyla bu dörtlü yapının, Suudi perspektifinde bir ittifaktan çok, risk azaltma aracı olarak görüldüğü söylenebilir. 

Mısır basını da daha çok toplantıyı “kolektif diplomatik girişim” olarak tanımlıyor ve bu dört ülkenin aynı masa etrafında çözüm odaklı buluşmasını önemseyen yorumlar öne çıkıyor. Daha ileri bir yorum yok.             

Türkiye’den “İsrail’in senaryosu” uyarısı 

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran’ın bölgedeki 7-8 ülkedeki hedefleri vurduğunu hatırlatarak, Türkiye’nin bu ülkelere “Aman sabredin, reaksiyon göstermeyin” dediğini söyledi. Çünkü Türkiye bunun, ileride uzun süren, kalıcı sorunlar yaratabileceği görüşünde. Fidan’ın sözleri şöyle: 

“Bu, tam İsrail'in istediği bir senaryo. Yani işte İslam ülkelerinin bölgede birbiriyle uzun süreli bir kavgaya girmesi. Aman deyin, bunu yapmayın. Hem İran'a tavsiyemiz hem diğer ülkelere tavsiyemiz."

Benzer bir uyarı MİT Başkanı İbrahim Kalın’dan da geldi. Kalın, haftasonu İstanbul’da "Uluslararası Sistemde Kırılma: Krizler, Anlatılar ve Düzen Arayışı" konulu toplantıda konuştu. Savaşla birlikte bölgede büyük bir “fitne ateşinin” yakıldığını söyledi ve şöyle devam etti: 

“Bu savaşın hesaplanan sonuçlarından bir tanesi sadece İran'ın nükleer kapasitesinin ortadan kaldırılması değil fakat bundan çok daha tehlikeli olarak bölgenin kurucu asli unsurları olan Türkler, Kürtler, Araplar ve Farslar arasında on yıllarca devam edecek bir kardeş savaşına, bir kan davasına zemin hazırlayacak adımların atılmasıdır.”

Türkiye bir süredir, bu tehditlere karşı “bölgesel ittifaklar” vurgusu yapıyor. 

Gelişmeler nereye gidecek? 

2026 yılının Mart ayı Ortadoğu’da savaşla geçti. ABD Başkanı Trump’tan farklı farklı açıklamalar gelse de savaşın yakın zamanda sona ereceğine yönelik de umutlu bir işaret yok. 

Savaştan zarar gören ülkelerin, çözüm için daha çok bir araya gelmesi de kaçınılmaz. Ama bundan yukarıda bahsettiğimiz gibi bir “dörtlü blok” çıkar mı, yoksa bunlar şimdiden imkansız senaryolar mı, onu savaşın gidişatı ve zaman gösterecek. 

💡
Fayn, güç sahiplerini denetlemek, bakış açılarımızı genişletmek, yankı odalarının duvarlarını yıkmak ve 21. yüzyılın enformasyon karmaşasına direnebilmek için var. Fayn’a sınırsız erişim için abone olun.
Bağlantı kopyalandı!