Bugünlerde dünya politikasına kafa yoranların sık sık söylediği ama belki de olası sonuçlarından da korkulduğu için “Yok canım, belki de öyle değildir” diye pay bırakmaya çalıştığı lakin gün gibi ortada bir gerçeğimiz var: İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan, iyi kötü bazı kurallara dayanan, insanı ve haklarını önceliyormuş gibi yapan, kişileri değil, kurumları merkeze alarak ağır aksak da olsa işlemeye çalışan dünya sistemi çöktü, yandı, bitti, kül oldu, Gazze’nin enkazı altında kaldı.

Bugünlerde yine birçok kişi malum, Mussolini böyle göstere göstere İtalya’yı faşizme sürüklerken hapiste çürüyen Marksist düşünür Antonio Gramsci’yi alıntılıyor.

Şu meşhur, “Eski dünya ölüyor, yeni doğmakta zorlanıyor; böyle zamanlar hastalıkların, marazların zamanıdır” anlamına gelen cümlesinden söz ediyorum.

İşte bu eski dünya düzeninin ve Gazze’nin enkazını kaldırıp muhtemelen yerine kendi kafalarına göre yenisini dikmeyi planlayan ama olsa olsa hafriyat ekibi sayılabilecek, Gramsci’nin de maraz sınıfına sokacağı yeni bir organizasyonun zamanı artık: Trump’ın Barış Kurulu’nun zamanı.

Adı ateşkes olan düzenleme

9 Ekim 2025’te İsrail’in Gazze’ye yönelik soykırımının hızını kesen bir ateşkes, ABD Başkanı Donald Trump tarafından ilan edilmişti.

Aslında ateşkes de değil, 20 maddelik Trump-Netanyahu belgesiydi bu: Filistin’in kendi kaderini tayin etme hakkını kesin bir biçimde elinden alan, bunu uluslararası destekle yapmayı amaçlayan, İsrail’i işlediği savaş suçlarından sıyırmayı hedefleyen bir oyun planıydı.

Bu plana göre Gazze yeniden imar adı altında uluslararası sermayenin seveceği, mümkün olduğu kadar az Filistinlinin yaşadığı tatil beldesi kıvamında bir yer olacak, bunun için gerekli parayı Körfez sermayesi verecekti. Bu işleri de Barış Kurulu yürütecekti.

Bu kurulun kararlarını da, Irak’ın işgal edilmesi sırasında ABD’ye verdiği hizmetin bedeli ne kadar ödense bir türlü karşılanamayan eski İngiltere Başbakanlarından Tony Blair, 21. yüzyıl manda sistemini canlandırır biçimde hayata geçirecekti.

Ateşkesin ilk aşamasında Hamas elindeki canlı rehineleri ve ölenlerin de kalıntılarını verecekti; bu gerçekleşince İsrail de zaten yerle bir olmuş, üstüne sert bir kış geçiren Gazze’ye yardım kamyonlarının girmesine izin verecekti, Gazze’nin dış dünya ile tek bağlantısı hâlindeki Refah Sınır Kapısı’nı açacaktı.