Dünyamıza yani küremize hiç tepeden, baktınız mı?
Bakarsanız Çin, Rusya, ABD, Kanada Avrupa’nın etki alanının kesişme noktasında, ortada bir ada göreceksiniz: Grönland
Buzullarla kaplı bembeyaz örtüsüyle Grönland, Kuzey Amerika ile Avrupa arasında, ABD ve Avrupa’yı birbirine bağlayan Arktik hattın tam merkezinde, son derece stratejik bir konuma sahip.

Buradan bakıldığında Avrupa’nın değil, Amerika’nın bir parçası gibi. Ancak coğrafi olarak Amerika’ya yakın olsa da jeopolitik olarak Avrupa’ya bağlı. Danimarka Krallığı tarafından yarı özerk bir biçimde yönetiliyor.
Fakat bir süredir ABD Başkanı Donald Trump’ın dilinden düşmüyor. Trump ulusal güvenlik bahanesiyle buraya ihtiyaç duyduklarını, güzellikle verilmezse, zorla alabileceklerini söylüyor. Adayı ilhak etme isteğini sıklıkla dile getiriyor.
Peki topraklarının büyük bir kısmı buzullar altında olan bu kara parçası, Amerika’nın ulusal güvenliğini nasıl tehdit ediyor?
Sadece yüzde 20’sinde yaşam var
Amerika’nın Grönland’a göz dikme sebeplerine geçmeden önce bu stratejik adayı yakından tanıyalım…
Grönland, dünyanın en büyük adası. 2,1 milyon kilometrekarelik yüzölçümüyle, 784 bin kilometrekarelik yüzölçümüne sahip Türkiye’nin neredeyse üç katı büyüklüğünde.
Ancak coğrafi konumu gereği bu yüzölçümünün sadece yüzde 20’si insan yaşamına elverişli. Dolayısıyla nüfusu da Türkiye’nin görece küçük illeriyle karşılaştırılabilecek seviyede. Büyük bir çoğunluğu başkent Nuuk’ta olmak üzere adada yalnızca 57 bin kişi yaşamını sürdürüyor.
Kış aylarında tamamen karanlık günler, eksi 30 dereceye kadar düşebilen sıcaklıklar yaşanıyor. Bu koşullar nedeniyle de toprakları tarıma elverişli değil.
Tüketim mallarının çoğuna ithalat yoluyla erişebilen halk, geçiminin önemli bir kısmını balıkçılıkla sağlıyor.