Dünyanın karıştıkça karıştığı bu günlerde bizim editör masasından da haklı olarak bol bol dünya siyaseti çıkıyor. Turuncu Başkan’ın ülkesini bir zamanlar The Apprentice programını yönettiği tarzla yönetmesi, Tom Barrack’ın bize layık gördüğü monarşi ve İran’da yaşananlar bu hafta odağımıza aldığımız konular. Ayrıca Xabi Alonso’nun kovulmasına, hırsızlık ile ahlak arasındaki katmanlara, doğum sonrası depresyonuna ve Altın Küre’ye de kayıtsız kalmadık.

Fayn Haftalık başlıyor.

İran nereye?

İran’da ekonomik gerekçelerle çıkan protestolar çok kısa sürede neredeyse 50 yıldır hüküm süren rejimin meşruiyet krizine dayandı. Peki bu yaşananların farkı ne ve bu büyük ülkeyi neler bekliyor? Arif Keskin Fayn için yazdı. 

İran’daki protestoların anlamı ne? Bundan sonra ne olur?
İran’daki protestolar, ekonomik sebeplerle ateşlense de ardında daha geniş bir meşruiyet krizi yatıyor. Hayat pahalılığı, ABD ve İsrail’le yaşanan gerilim, reform umudunun tükenmesi gibi faktörler binlerce kişiyi sokağa döktü. Bu protestoları diğerlerinden ayıran ne? İran’ı bundan sonra ne bekliyor?

Tarihin en kısa ömürlü palavrası

Muhammed Rızâ Pehlevî, 1967’den devrildiği 1979’a kadar İran’ı yönetmişti. Oğlu bugün 65 yaşında sürgünde yaşıyor. İran’daki protestolar sonrası ortaya atılan sorulardan biri de onunla ilgiliydi: Şah ve şahlık geri gelir mi? Sami Oğuz bu soruyu bizim için cevapladı.

İran’da Şah geri gelir mi? Tarihin en kısa ömürlü palavrası
Her palavra bir yerde patlar ama bu kadar kısa sürede olanı nadir görülür. İran’da kitlesel gösterilerde sokaklara dökülen halkın yeniden Şah yönetimini istediği en hızlı çöken Acem palavrası oldu.

Tarihin sonu mu? Başı mı? Ortası mı?

Venezuela’dan başkan kaçırma, Grönland’ı ilhak tehditleri, anayasalarını halı gibi çiğneyen liderler… Dünyada 1930’ların ikinci yarısını andıran rüzgarlar esiyor. Fayn endişelerini ve “demokrasinin kurtulma şansı var mı?” gibi sorularını yanına alarak Prof. Dr. Evren Balta’nın kapısını çaldı.

Prof. Dr. Evren Balta: “Tarihin akışını değiştiren bir dönemeçteyiz”
Siyaset bilimci Prof. Dr. Evren Balta’ya göre, dünya düzeni, “ne doğru” sorusundan “kim neyi yapabilir” sorusuna kayıyor. Hukuk zayıfladıkça, nüfuz alanları ve klikler güçleniyor. Demokrasinin hayatta kalması ise yeniden bölüşüm ve hızlı ama hesap verebilir yönetim kapasitesi kurmasına bağlı.

Bir cinayetin anatomisi

ABD polis şiddetiyle ilk kez karşılaşan bir ülke değil. Ancak üç çocuk annesi bir kadının sokak ortasında fol yok yumurta yokken öldürülmesi ve sonrasında Başkan’dan başlayarak bütün kurumların olayı karartmak için birbirleriyle yarışmaları onlar için bile biraz fazla gibi. Elif Key,  dayanışmanın “suç”, cinayetin “görev” ilan edildiği Minneapolis’te yaşananları ve etkilerini yazdı.

ABD Gümrükçülerinin öldürdüğü anne kimdi?
Minneapolis’te ICE kurşunlarıyla öldürülen üç çocuk annesi Renee Good’un hikâyesi, komşuların düdüklerle birbirini korumaya çalıştığı mahallelerde devlet şiddetinin nasıl sertleştiğini gösteriyor. Dayanışma suç, cinayet ise “öz savunma” ilan ediliyor. Bunların ABD için anlamını Elif Key yazdı.

Grönland 101

Besim Tibuk bir TV programında “ABD Balkanlar’ı ele geçirmek istiyor” diyen Doğu Perinçek’e “Kim ne yapsın Balkanlar’ı Doğu Bey? Al hepsi senin olsun” demişti. Benzer bir cümle birkaç yıl önce Grönland için kurulsa çoğunluğa çok da tuhaf gelmezdi. Sonuçta ıssız, buzullarla kaplı bir kara parçasından söz ediyoruz. Ancak bu kara parçası bugün bizi olası bir dünya savaşının eşiğinde tutuyor. Uğruna NATO’nun dağılması bile söz konusu. Sinem Hızarcı, ABD-Çin ve Rusya arasındaki rekabetin kilit taşı konumuna gelen bu dev ada hakkında bilmeniz gerekenleri derledi.

Trump neden Grönland’ı istiyor?
Dünyanın en büyük adası Grönland, son günlerde ABD, Çin ve Rusya arasında şekillenen rekabetin kilit taşı. Issız ve buzullarla kaplı ama dünya gündeminin en sıcak başlıklarından biri. Trump’ın ulusal güvenlik bahanesiyle ilhak etmek istediği adayı yakından tanıyalım.